Özgürlük Parkı’nda Büyüyen Kalabalık

AKP Hükümeti önüne “demokrasi” eklediği her şeyi yok ederken, sıra şimdi de sanata geldi. İstanbul Şehir Tiyatroları’nın yönetmelik değişikliğiyle çakılan kıvılcım Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ağzından dökülen “Devlet tiyatro mu yapar” sözleriyle yangına dönüştü. İşte böyle bir yangın yerinde sanatçılar ve seyirciler sokaklara çıktı, sahnelerde haykırdı: “Özgür Sanat Özgür Tiyatro”.

Başbakan peş peşe yaptığı açıklamalarında sanatçılarıyla kavga ediyor, halkı da olmayan bir mesafeden ötürü sanatçının karşısına çıkarmaya çağırıyordu. Belki bu galeyanın tesiri oldu yer yer fakat ilk günden beri vatandaş tiyatrosunun peşini bırakmadı. Sanatçılar önce yürüyüşler, açıklamalar yaptılar. Sonra Taksim Meydanı’nı taşıran kalabalıklarla eylemler ardından Muhsin Ertuğrul Sahnesi önünde sabahlara uzanan alkışlı, müzikli, sloganlı ama her fırsatta “susmuyoruz” mesajını veren her türlü protesto. Yetti mi? Yetmedi.

Tiyatrolarımızın üzerinde kara bulutlar dönmeye devam ederken, sanatçılar yeni eylem koşusunu başlattılar. AKP’nin her alanı sarıp sarmalayan baskı politikalarının şimdiki durağı olan tiyatrolar için, bir hafta boyunca kesintisiz bir sahneyle “Sanat Maratonu” için kronometreye basıldı. Önceki gün Kadıköy Caddebostan’dan başlayan ve Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda son bulan bir yürüyüş gerçekleştiren sanatçılar, burada hep beraber “korkuya karşı özgür sanat” diyerek Sanat Maratonu’nu başlattı. Yürüyüş adresinde yola çıkan küçük bir kalabalık, yol boyunca arttı. Selamiçeşme Özgürlük Parkı’na varana kadar büyüdü ve Özgürlük Parkı’nı dolduran görkemli bir kalabalığa dönüştü.

GÜNÜN İLK IŞIKLARIYLA “GÜNDOĞARKEN”

İlk günün sunuculuğunu tiyatro sanatçısı Cem Davran yaptı. Sunumlarında sık sık tiyatrolara sahip çıkmanın önermini vurgulayan Davran, Şehir Tiyatrosu yönetmelik değişikliğinden sonra görev alan şimdiki Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin’e ve eylemlere katılmayan sanat maratyonu için özgürlük parkında olmayan herkese seslenerek, “Yarın çocuklarınıza anlatacak onurlu bir hikayeniz olmayacak” dedi.

Hümay Güldağ ve Metin Belgin’in şiir dinletileriyle başlayan sanatçıların eylem programı, Katanika grubunun ezgileriyle ritimli bir eğlenceye dönüştü. Kocaeli Üniversitesi öğrencileri meşakkatli bir işe girişip “Hamlet”i oynarken, Mimar Sinan Üniversitesi öğrencileri Pandomimle sahnedelerdi. Savaş Dinçel Tiyatrosu’nun çizgilerle Nazım Hikmet sunumlarının ardından, kısa film gösterimleriyle 16 Haziran bırakılıp, 17 Haziran aralandı. Ve maratonda tamamlanan ilk 24 saatin ardından günün ilk ışıkları Gündoğarken şarkılarıyla havayı aydınlattı. Gündoğarken’in ardından sahne alan Kara Kabare’nin Meymenetsiz Musubet adlı oyunuysa, battaniyelere sarılmış gözleri mahmur seyirciyi güldürmeyi başardı.
Sanat Maratonu daha ilk 48 saatinde hiçbir şeyi göstermediyse, bakmasını bilenler gözlere bir çok şey göstermiş oldu. Hani “sahneden söylenen repliklerden rahatsız olan” vatandaşlarla, “elitist” sanatçıların bir nefeslik mesafede, karanlığı beraber aydınlatabilmesi bunun en güzel örneğiydi.

MARATON ÇIĞLIĞINA YARIN KATILACAKLARA…

Yaz akşamlarının serinliğini kırmak için hala dört gününüz var; yani “Gel Şehrim Seyret!”… Korkmamak için, aydınlık için, özgürlük ve ruhumuzu sanatla doldurmak için. Diyaframdan gelen çığlığınızı tutmayın gelin Sanat Maratonu’nda bırakın.

22 Haziran’a kadar devam edecek Maraton’nun programında bugün şunlar yer alıyor:: Savaş Dinçel Tiyatrosu-Üçleme, Yücel Erten-Devletin Tiyatrosu Olmaz mı? kitabından okumalar, Machbet Film Gösterimi, Tiyatro Simurg, Çağdaş Drama-Yaratıcı Drama, Kocaeli Üniversitesi Ortaoyunu, DENEA-Küllerden Küllere, Avrasya Sanat Tiyatrosu, Entu konseri, Çiğdem Erken konseri, İstanbul Efendisi Müzikali, Güvenç Dağüstün konseri… (İstanbul/EVRENSEL)


SANATÇILAR VE SEYiRCiLER BiR ARADA

Tiyatroları hedefleyen saldırılara karşı yürütülen “Sanat Maratonu”na katılan sanatçılar ve seyirciler, bir arada olmanın mutluluğu içinde. Maratonda görüşlerini aldığımız sanatçı ve seyirciler hükümetin baskı politikalarından duydukları rahatsızlıkları dile getirirken, baskıya karşı mücadele edeceklerini söylediler.

SONUNA KADAR BURADAYIM

Nez (Şarkıcı): Herkesin bir sesi olmalı bunu unutmamak gerekiyor. Nasıl her şeyin bir rengi varsa benim de bir birey olarak Nezihe Kalkan Nez olarak bir rengim var. Sonuna kadar buradayım. Tiyatrolarımız bizimdir ve ben de sesimle rengimle maratona sonuna kadar katılmaya çalışacağım. Tiyatrolarımıza dokundurtmayacağız.

ORTAK SORUNLAR İÇİN ORTAK MÜCADELE

Salih Bademci (Oyuncu): Şehir Tiyatrosu’na başlayalı daha bir yıl oldu ve böyle talihsiz bir yönetmelikle karşılaştık. Sanatçının karşı duruşu da işte böyle; sahnesiyle, şiiriyle, sözüyle, müziğiyle oluyor. Bu sadece bizim sorunumuz değil, sadece sanatçılara karşı bir cephe alınmış değil. Bunu görüyoruz. Öğretmeninden, doktoruna ülkenin herkesimi aynı sorunlarla yüzyüze. Bu bir yönetim politikası sorunu. O yüzden hepimizin derdi aynı. “Muhafazakarlık”, “aç gözlülük”, “kapitalizm” her yere sirayet ediyor. Aslında herkes her şeyin çok farkında. Buradayız gelsinler. Bu bir tiyatro gösterisi, bir eğlence olmakla beraber bu bir duruş, bu bir protesto gösterisidir.

‘BİR ARADA OLMAK İÇİN MARATONDAYIZ’

Ahmet Yeşil (Öğrenci): Hem farklı tiyatro topluluklarını izleyebilmek, hem de tepkimizi göstermek için maratonun iyi bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Hem biz hem sanatçılar bir arada güzel bir yanıt oluyor diye düşünüyorum. Umarız artık bu insanları görmek için eylemlere değil, oyunlara da gidebiliriz.

Ozan Ceylan (Öğrenci): Bulunduğumuz buhran üzücü olsa da bir direnişi görmek ve bu direnişte halkın bizlerin yanında olduğunu görmek bizleri ayrıca mutlu etti. Her şeye rağmen birçok insan sadece emek vererek burada.

Serkan Kağnı (Öğrenci): Hükümet’in tiyatrolarla ilgili attığı adımları takip ediyoruz. Özgür, bağımsız tiyatroyu destekliyoruz elbette. O yüzden buradayız. Bundan sonraki eylemleri de takip edeceğiz.

Sevda Ertan (Öğrenci): Sanata ve tiyatroya herhangi bir iktidar ya da politik güç bu şekilde bulaşmamalı diye düşünüyorum.

Eylem Seher (Öğrenci): Özelleştirmenin tiyatroya ulaşmamızı zorlaştıracağını düşünüyorum. Çok daha geniş halk kesimlerinin ulaşabilmesi için Devlet ve Şehir Tiyatroları’nın varlıkları çok önemli. Biz de maraton bitene, tiyatrolarımız kurtulana kadar burada olacağız.

Evrensel