Müstehcenlik ve Sansür Tartışması Devam Ediyor

Mimesis Tiyatro Çeviri ve Araştırma Dergisi’nin 19. sayısının bir kütüphane müdürü tarafından müstehcen ilan edilmesiyle başlayan tartışmalara dair önemli bir gelişme yaşandı.

Kütüphaneler ve Yayınlar Müdürlüğü’nden Erol Sönmez Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi’ni aradı. İlgili kütüphanede gerçekleşen olayın kesinlikle savunulacak bir yanı olmadığını ve kendilerinin bu uygulamayı desteklemediklerini söyledi. Bu gelişmeden sonra Mimesis Tiyatro Çeviri ve Araştırma Dergisi Yayın Kurulu bir açıklama daha yayınladı. Kurul, yetkilinin açıklamasını olumlu bulduğunu, ancak ilgili Daire Başkanlığı’nın bu ve benzeri olayların önüne geçmek için daha net adımlar atması gerektiğini belirtti. Kültür Bakanlığı’ndan somut bir açıklama yapmasını talep etti.

İşte bu nokta önemli. Sadece özür yetmez deniyor. Ki zaten tablo da bunu gösteriyor. Örneğin Elazığ’ın yerel gazetesi Ayışığı’nda yayınlanan haberler ve bir köşe yazısı, bir “özür” açıklamasıyla olayın kapanmayacağının işaretini veriyor. 28 Haziran tarihli “Kültür Diye Ahlaksızlık Pompalanıyor” başlıklı haberde derginin kütüphane raflarından indirilmesi savunuluyor. Dergide yer alan resimlerin pornografik olduğu ve öğrencilerin erişimine açık bir kütüphanede bulunmaması gerektiğini ise bakın kimler savunuyor: Elazığ Öğretmenler Yardımlaşma Derneği (Elöyder) Başkanı ve Elazığ Eğitim Birsen 2. Şube Başkanı bir Yardımcı Doçent Doktor.

29 Haziran tarihinde aynı gazetede yer alan Hakan Esen imzalı bir köşe yazısında ise daha “entelektüel” bir tespit yapıldı: “Yani bir kesim demokratik bir ülkede, porno içerikli çizim, resim ya da videolara sanat diyebilirken, mutlaka bunun karşısında olan görüşlerin de, saygı duyulması gereken değerler manzumesi olduğunun kabul edilmesi lazımdır. Oysa dergi yöneticileri ve bu paraleldekilerin, her zamanki elitist ve dayatmacı kültür-sanat anlayışlarının, yıllardır devam edegelen zihniyetlerinin sorgulanmaları zamanının geldiğini düşünenlerdenim şahsen ben.”

Ne kadar tanıdık değil mi? Esen, akademik bir makalenin halka açık bir kütüphanenin raflarından indirilmesini sansür olarak nitelemek “elitist ve dayatmacı bir kültür sanat anlayışı”dır diyor. Bu yaklaşımıyla İskender Pala’nın söylemini sahipleniyor.

Bir İslami cemaatin websitesinde ise Kültür Bakanlığı’ndan gelen özür açıklaması kınanıyor ve Elazığ dışındaki illeri de tepki vermeye çağırarak eleştiriyor.

Yukarıda özetlemeye çalıştığımız yeni gelişmeler, tiyatro alanında teorik üretim yapan akademik bir yayının kütüphane raflarından indirilmesinin nasıl meşrulaştırılabildiğini gösteriyor. Ve geleceğe ilişkin önemli ip uçları taşıyor.

Sonuç olarak bakanlık yetkilisinin B.Ü. Yayınevi’ni arayarak özür dilemesi elbette takdir edilmesi gereken bir jest. Ancak ne yazık ki yaraya merhem olacağa benzemiyor.

Bu arada Kültür Bakanlığı’nın atacağı net adımlar kadar bölge halkının ve yerel sivil toplum kuruluşlarının tavırları da kritik… Bölgedeki farklı sivil toplum kuruluşlarının “halkın kültür sanat ürünlerine erişme hakkı”na sahip çıkması belki de her şeyden daha önemli… Bu konuda bazı gelişmeler de yaşanmıyor değil. Örneğin bir Fırat Üniversitesi öğrencisinin olayı kınaması ve Mimesis Dergisi’ni kütüphanelerine talep etmesi olumlu bir işaret.

Yorum


işlemi tamamlayınız: