Osman Cavcı ile Tiyatro ve Mizah Üzerine

[Oyuncu Osman Cavcı ile tiyatro ve mizah üzerine yapılan ve 27 Haziran tarihinde Milliyet gazetesinde yayınlanan söyleşiyi okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Geleneksel tiyatro motiflerinin izleyiciyi artık güldürmediğini belirtiyor Osman Cavcı. Geleceğin komedyenlerinin sosyal medyadan çıkacağını düşünüyor. Oyuncu, kendi adını taşıyan tiyatro ekibiyle Anadolu’da turne yapmayı tercih ediyor.

Tiyatrocu olmaya nasıl karar verdiniz?

Babamın adı İsmail Cavcı’ydı. Onlar radyo dönemi oyuncusu. Yüzleri çok tanınmadı. Dokuz yaşında İzmir turnesine ben de gittim babamın yanında. Ankara Başkent Tiyatrosu’ndaydı. O ekipte Kenan Işık vardı. ‘Çikolata Sevgilim’ diye bir oyun oynuyorlardı. İlk ciddi tiyatro gözlemim o oldu. 1972 yılı fuar dönemiydi. Neredeyse fuara katılan tüm tiyatro ekipleri aynı otelde kalıyordu. Basmahane’yi tercih etmişlerdi. O zaman tiyatro çok hoşuma gitti. Acayip renkliydi. Akşamları gidip Pasaport’ta içki içilirdi. Herkes tiyatrodan çıkardı. Çay söyleyip içine konyak koyup içerlerdi. Çünkü meyhaneye gidecek paraları yoktu.

Konservatuarı neden yarım bıraktınız?

İstanbul Belediye Konservatuarı’nın sınavına gittim, kazandım. Benim için hayal kırıklığı oldu. Üçüncü sınıfta bıraktım. Devlet Tiyatrosu’na girip çocuk oyunlarında oynamaya başladım. Ardından ‘Hababam Sınıfı’nda rol aldım. Şan Tiyatrosu’nda müzikali yapılmıştı, oraya da geçtim. Sonra dedim ki konservatuar çok gereksiz. Şener Şen’den Ahmet Gülhan’a, Derya Baykal’dan Adile Naşit’e, Ayşen Gruda’ya, Şevket Altuğ’a… Böyle bir kadronun içinde oynuyorsun. Müthişti.

Şan Tiyatrosu, 80’li yıllarda onararak müzikhol haline getiren Egemen Bostancı bir ‘empresario’ mudur? Sanatçıları keşfeden, yıldızlaştıran kişi midir?

Emin değilim, parlak isimleri topluyordu. Sıfırdan adam almıyordu. O işi Ertem Eğilmez yapıyordu. ‘Hababam Sınıfı’, Ertem Eğilmez’in Arzu Film projesiydi. İsimleri parlatan Ertem Eğilmezdi.

“Ankara Ekolünden Nefret Ederim”

Egemen Bostancı, tiyatroya ne kattı?

Tekrar sevdirdi. Salonları doldurdu. Eğlenceye yönelik şeyler yapıyordu ama çok önemlidir eğlenceli işler yapmak. Seyirciyi bir şekilde salona sokmalıyız. Asık suratlı işler yapılınca uzak duruyor. Ankara ekolü vardır. Nefret ederim onlardan. Asık suratlı, ciddi adamlardır. Onlar Şan Tiyatrosu’na geldiler, ele geçirdiler. Bir şekilde kandırdılar Egemen Bostancı’yı ve adam sarsıldı. “Sol tandans oyunlar yapalım” dediler. Projeleri vardı ve çok kötüydü hepsi. Seyirciyi kaçırdılar.

Ankaralılar da Türk Tiyatrosu’nu geliştirdiklerini söylüyor…

Ankara’yla İstanbul arasında her zaman gizli çatışma vardır. Dedikodu olacak ama onlar İstanbul’a “Bizans” derler. İstanbullular pek kaale almaz öyle şeyleri. Açıkçası ben de onları köylü bulurum. Bana düşmez böyle bir tavır da… Daha ideolojik, sol tiyatro yapıyorlar, ona saygım var ama seyircileri kalmadı. Belki o tarz bitti.

“Tavan Arasında Oynayan Çocukları Seviyorum”

Belki de bir tazelik gerekiyor, ne dersiniz?

Seyirci tiyatroya gelmezse tiyatro olmaz. Başka bir şey olur. Sen seyirciyi kaçırırsan, o zaman yaptığın şey tiyatro değildir. Beyoğlu’nda eski apartmanların tavan aralarında oyunlar sergileyen gruplar var. Ben onları çok seviyorum. 25-30 kişilik salonlarda deneysel şeyler yapıyorlar. Onlar çok başarılı. Seyircileri de var. İyiler yani.

Ortaoyuncuların da ikinci işi tiyatroymuş. Siz düşünmediniz mi, ortaoyununu devam ettirmeyi?

Biraz o tarz işler yapıyorum zaten. Tamamıyla olmasa bile, o kostümleri giymesek bile ona benzer işler yapıyoruz. Kabare tarzı şeyler. “Modern ortaoyunu” diyelim. Bir Ramazan’da başıma geldi. Damarını yapalım bu işin dedik. Baktık, gülmüyorlar. Bitmiş artık. Kavuklu Hamdi tarzı, Dümbüllü tarzı espriler gitmiyor. Espri tarzı değişti. Bana çok komik geliyor hâlâ ama…

Sizin tiyatronuzun adı ‘Osman Cavcı’. Nerede oynuyorsunuz?

2004’e kadar diziler devam etti. En son ‘Yasemince’de oynadım. Satılamayan filmlerde oynadım. 2004’ten itibaren tiyatroya ağırlık verdim. Genç bir grupla bir yıl çalıştık. Ben kendi skeçlerimle başladım.
2-3 yerde çıkıyordum. Sonra bu çocuklar battı. “Sen devam et” dediler. Kurma hikayesi böyle oldu. 2008’de devraldım. Genelde turnelerde oynuyoruz. Geçen sene ayda en az 15 gün çalışıyorduk. Bu sene çok düştü.

Bugün nasıl geçiniyorsunuz?

Tiyatro yapıyoruz. Fena değiliz. Kendi evimde oturuyorum. Çoluk yok, çocuk yok. Anadolu şehirlerine
6-7 kişilik ekibimizle turne yapıyoruz. Son oyunumuzun adı ‘Öyle Bir Gerzek Televizyon Ki’. Televizyonu tiye alıyoruz. Bu sene zor geçti. Festivalleri takip edeceğiz. Bakalım ne olacak?

Twitter’da küfür konusunda rahatsınız…

Ben sadece terbiyesizlik olsun diye yapıyorum. Öyle ortaya bir şey atayım. Ama bir espri içinde kullanıyorum. Durup dururken yapmıyoruz. O kadar değil. Ara sıra birileri siliyor ama çok katılanlar da oluyor, destekleyenler oluyor. Ben yine en temizlerindenim. En terbiyelisiyim. Çok feciler var.

Geleceğin meddahları Twitter’dan çıkar mı?

Twitter’da acayip p.ç zekalı, fırlamalar var. Biri, üniversite kurmuş, ders anlatıyordu. “Kettle’ın içine niye kaşık sokulmaz” diye iki saat anlattı. Ciddi ciddi anlatıyor. Yeni esprileri yakalıyorsun. İnci Sözlük’te işin zirvesinde. Ya hayran olursunuz ya kaçarsınız. Şimdi Twitter’da ‘incileşme’ye başladı. Gece geç saatten sonra uçuk kaçıklar beliriyor. Takma isim kullandıkları için sallıyorlar, kendi isminle biraz zor, yapamazsın. Süzme adamlar, Cihat Akbel’i, Yarım Deli’yi, Adalet Cimcoz’u yaratıcı buluyorum. Bu adamların hepsi zehir küpü, asosyaller. Bütün gün oradalar. İki saat uyuyanlar var. Konu da buluyorlar sürekli. Mizah dergilerinin yerini internet alacak gibi geliyor. Buralardan fenomenler patlayacak.

Güzellikler Kaybolurken

Eski bir İstanbullu olarak sizce kaybolan güzellikler neler?

Yazlık sinemalar gitti. Çocukluğumuz öyle geçti neredeyse. Zaman içinde hepsi otopark olmuş. Rumlar gitti. Kültür hayatına çok şey katıyorlardı. Çok kalabalıklaştı kent. Hisar’da Hisar Kahve vardı. Öğrenciler giderdi. Oraları lüks kahvaltıcı oldu. Artık öyle kahveler kalmadı. Ortaköy’de bile oturacak yer yok. Şimdi biraz Cihangir’e kaydı. Ben burada eski arkadaşlarımı buluyorum.

Milliyet Cadde