Bugünün Hedda Gabler’i…

İhsan Ata

Modern tiyatronun kurucularından biri sayılan Norveçli oyun yazarı Henrik İbsen’in kaleme aldığı “Hedda Gabler”in ilk gösterimi geçtiğimiz yıl nisan ayında gerçekleştirilmesine karşın henüz izleme şansı buldum. Üzerinden 100 yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen inatla güncelliğini koruyan oyunu estetik bir rejiyle modern bir kadına dönüştüren Emre Koyuncuoğlu, Hedda Gabler’i bugüne taşıyor.

Psikolojik katmanları ve derinlikleriyle dolu karmaşık bir yapıya sahip olan Hedda Gabler’i Şebnem Köstem, Gabler’in büyük aşkı Lovborg’u Mert Tanık, gücü ve parayı seçtiği için evlendiği eşi Jorgen’ı Ertuğrul Postoğlu, bir türlü yıldızının barışmadığı eşinin halası olan Juliane’i Alev Oraloğlu, yanında huzur bulduğu ve en çok eğlendiği savcı Judge’i Eraslan Sağlam, arkadaşı Elvsted’i Meriç Benlioğlu ve hizmetçisi Berte’i Elçin Atamgüç canlandırıyor.

Emre Koyuncuoğlu ve Başak Erzi’nin dilimize kazandırdığı oyunun dramaturgisi Dilek Tekintaş’a müzikleri Çiğdem Borucu Erdoğan’a, sahne ve kostüm tasarımı Gamze Kuş’a, ışık tasarımı ise Cem Yılmazer’e ait.

Yaşadığı dönem romantik edebiyattan geçerken İbsen’in ele aldığı konuların eleştirel gerçekçi temalardan oluşması başta olumsuz tepkiler almasına karşın bireyselliğin ve başkaldırının timsali olur. Ele aldığı konuların hiç eskimediği evrensel bir temaya sahip olan oyununda; güç ve iktidar için var olan ama finalde intihar eden zayıf karakterli Hedda Gabler’in çelişkili öyküsünü ele alınır.

Oyunun konusundan sonra sahnelemeye geçmeden önce oyunu doğrudan etkileyen 45 açıyla tasarlanan sahne düzenine neden ihtiyaç duyulduğunu sorarak başlayalım değerlendirmeye. Zira dekor, Muhsin Ertuğrul’un koca sahnesinde maket gibi duruyor çünkü. Ayrıca köşelerde oturan izleyiciler için bu büyük bir görme problemine de neden oluyor. Üstelik dekorun dışında kalan sahnenin bomboş olması dışında oyuncuların sahneye girerken ve çıkarken bir süre orada beklemesi de ilginç bir derinlik sağlıyor oyuna. Tüm bunlar dönen platform için düşünülmüş olsa bile biran önce çözüme kavuşması gerektiğine inanıyorum.

Gelelim sahnelenişine. Emre Koyuncuoğlu günümüz formlarından yararlanarak Hedda Gabler’i modern bir kadına dönüştürmüş. Bu anlamda evrensel bir tema yakalayan Koyuncuoğlu, karakteri içselleştirmemize ve bizden biri olmasına büyük ölçüde katkı sağlıyor. Sanat dozu yüksek estetik bir yorumla izleyici hayran bırakıyor. Oyunu sade ve şık bir dille anlatarak sürenin uzun olmasına aldırmıyor. Özellikle Hedda Gabler’de Şebnem Köstem tercihi ise bana kalırsa muhteşem bir seçim.

Diğer taraftan başta Ejler Lovborg rolünde Mert Tanık başta olmak üzere diğer oyuncuların da yer yer düştüğü “büyük oynama hastalığından” arınmaları ve doğallığı yakalamaları gerekiyor. Yanı sıra Hedda Gabler rolüyle harikalar yaratan Şebnem Köstem’i ve Brack rolünde muhteşem performansı ile geceye damgasını vuran Eraslan Sağlam’ı diğer oyuncuların nazarında ayakta alkışladım. Diğer rollerde Alev Oraloğlu, Elçin Atamgüç, Ertuğrul Postoğlu ve Meriç Benlioğlu diri oyunculuklarıyla takım ruhuna riayet ediyor.

Hedda Gabler’i sahnede ete kemiğe bürüyen Şebnem Köstem’in estetik yorumuyla bir an bile düşmeyen temposu karşısında ne söylesek azdır. Ani değişen ruh halleri ve psikolojik katmanları olan bu zorlu karakteri sayesinde günümüz kadının yalnızlığı, sıkışmışlığı gibi temel sorunlarına tanıklık etmemizi sağlıyor. Brack rolünde ise Eraslan Sağlam doğal oyunculuğu ve seyirci ile yakaladığı diyalekti sayesinde izleyicinin kalbini fethediyor.

Yukarıda ifade ettim ama ayrı bir parantez açmam gereken Dilek Tekintaş, usta yorumuyla oyunu günümüze taşıyarak sade bir dil kullanmış. Dramaturgisi sayesinde oldukça ağır olan oyunu anlaşılır bile hale getirmiş. Oyunun başarısında çok ama çok önemli büyük rol üstlenmiş.

Çiğdem Borucu Erdoğan’ın tasarladığı müzikler yaratılan modern dünyanın sözcüsü konumunda. Gamze Kuş’un sahne tasarımı ise şüphesiz yönetmenin söylemi doğrusunda şekillense de şık tasarımına karşın açının her taraftan görünürlüğü sağlamalı. Ayrıca kostüm tasarımında karakterlerin özüne uygun bir seçim olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Işık tasarımında Cem Yılmazer’in ışıkları sade ve oyuna hizmet ediyor.

Özetle, Emre Koyuncuoğlu estetik yorumu ve güçlü oyuncularıyla sahneye taşıdığı Hedda Gabler’i günümüz dünyasına taşımayı başararak sezonun en iddialı oyunlarından birine imza atıyor.

(OYUNUN KÜNYESİ):

Hedda Gabler

Yazan: Henrik İbsen

Çeviri: Emre Koyuncuoğlu ve Başak Erzi

Yöneten: Emre Koyuncuoğlu

Müzik: Çiğdem Borucu Erdoğan

Sahne ve Kostüm Tasarımı: Gamze Kuş

Işık Tasarımı: Cem Yılmazer

Rol Dağılımı: Alev Oraloğlu, Elçin Atamgüç, Ertuğrul Postoğlu, Şebnem Köstem, Meriç Benlioğlu, Eraslan Sağlam, Mert Tanık.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: