İstanbul DT’de (Herkesin Bilmediği Sırlarla)“Herkesin Bildiği Sırlar”!

Savaş Aykılıç

Oyunun Künyesi:

Yazan: Yavuz Özkan

Yöneten: Hidayet Erdinç

Dekor Tasarımı: Ethem Özbora

Giysi Tasarımı: Medine Yavuz

Işık Tasarımı: Serhat Akın

Yönetmen Yardımcısı: Elif Erdal

Asistanlar: Alayça Öztürk – Yaşar Büker

Oyuncular:
Adam: Burak Şentürk

Kadın: Ebru Unurtan

Sahne Amiri: Mesut Dalaz

Kondüvit: Zeynep Dağarslan

Işık Kumanda: Hakan Çağla

Konu :

(Broşür’den…) “Kadın-erkek-aşk-evlilik kurumu tartışması gibi görünen ama aslında herkesin kendini tartıştığı, yaşadığı toplumu yargıladığı ve cevapsız sorularla boğulduğu bir dünya… Adı üstünde, herkesin bildiği sırlar…

Doğru Formül

“Doğru oyun, doğru yönetmen ve doğru cast (rol dağılımı) formülü burada da işe yaramış görünüyor.

“Büyük Yalnızlık” Filminden “Herkesin Bildiği Sırlar” Oyununa

Senarist ve Yönetmen Yavuz Özkan’ın, “Büyük Yalnızlık” adlı filminde başrolleri Ferhan Şensoy ve Sezen Aksu paylaşmıştı. İşte bu film sonradan yazarınca tiyatroya uyarlanmış. İyi de olmuş.

Sezen Aksu ile Ferhan Şensoy’dan Ayda Aksel ve Selçuk Yöntem’e

Sadri Alışık Tiyatrosu’nda geçtiğimiz yıllarda yazarınca sahnelenen oyunda Ayda Aksel ve Selçuk Yöntem rol almıştı. (Ki ben bu ilk versiyonu kaçırdım, izleyemedim.)

Bir Aşk İlişkisinin Toplumsal Anatomisi

Oyundan izlenimler… Oyun sekiz yıllık bir ilişkinin/evliliğin sonunda boşanma kararı almış, hatta eşyaları bile toplayıp ayırmış bir çiftin son bir gecede, kendileri üzerinden evliliklerini sorgulamalarını, yüzleşmelerini ve hesaplaşmalarını konu alıyor.

Oyuncu ile Oyuncu ve Oyuncu(Lar) ile Seyirci(Ler) Tenis Maçı

İki güçlü oyuncu, oyun boyunca hem birbirleriyle hem de seyirciyle oynadıkları tenis benzeri iletişim/etki tepki oyununda topu (tempo) bir an bile yere düşürmüyorlar.

Gerçekten Tatlı Bir Oyun

Bazı oyunlarda gülersiniz. Bazı oyunlarda ağlarsınız. Bazı oyunlarda da hem güler hem ağlarsınız. Kaymaklı ve çifte kavrulmuş fıstıklı tel kadayıfı sanki. ”Herkesin Bildiği Sırlar”daki gibi…

Yazar

Bazı oyunlarda ufkunuz açılır/genişler. Bazı oyunlar bakış açınızı değiştirir; olaylara olgulara, durumlara, kişilere/kahramanlara kısaca hayata farklı bir açıdan bakmamızı; önyargılarımızı kırmamızı sağlar.Yaşananların farklı ve başka seçenekleri olabileceğini gösterir. Böylece de izleyiciyi derinleştirir ve zenginleştirir. Tıpkı Yavuz Özkan’ın bu oyununda olduğu gibi.

Yönetmen

Bazı oyunlarda mizansen sanatı o kerte ustaca kullanılabilir ki orada kah gökte kah yerde insanoğlunun yücelikleri de cücelikleri de, hırsları da, hayal kırıklıkları da, aşkları da, çelişkileri de olanca zenginliğiyle sergilenebilir. Geçmiş, şimdi ve gelecek rejide öyle bir işlenebilir ki boşanmaya karar vermiş iki kişinin aslında birbirlerini ne kerte sevdikleri ve bu ayrılığı hak etmedikleri dolayısıyla da nasıl bir dram yaşadıklarını sadece insana dayalı yalın ve alçakgönüllü bir sahneleyişle gösterebilir. Tıpkı Hidayet Erdinç’in rejisinde olduğu gibi.

Oyunculuk

Bazı oyunlarda ise oyunculuk sanatı o kerte incelikli, dokunaklı, ölçülü, katmanlı ve üst düzeyde olabilir ki seyirci bazen cinsine göre bazen de her iki cins birlikte, aynı anda hem dram hem de komedi olabilen /her iki türü de içinde barındırabilen bir seçmeli ve algıda secici bir usta oyunculukla harmanlanmış olabilir. Tıpkı bu oyunda Burak Şentürk’ün ve Ebru Onurtan’ın ödüllük oyunculukları gibi.

Ders Gibi Bir Oyunculuk

Oyunculuk sanatının temel kavramlarından “durum”, “değişim”, “etki-tepki/aksiyon-reaksiyon”, “cresendo-decrosendo/yükselme-alçalma”, “kriz”, “altmetin/subtext”, “iç aksiyon-dış aksiyon”, “çatışma”, “dönüşüm”, “tipleme-karakterizasyon”, “zamanlama”, “konsantrasyon”, “ritm-tempo” vb. başlıkların ustalıkla ve ders gibi işlendiğine tanık oluyoruz bu ikili sayesinde…

Başarılı Oyunculukların Sırrı

Her iki oyuncu da seslerini sufle/fısıltıdan en yüksek tonlara kadar duruma uygun olarak ustaca kullanıyor. Burak Şentürk, coşkulu entelektüel sanatçı tiplemesiyle ve Ebru Onurtan ise çalışan ve bakımlı kentli kadın kompozisyonu ile göz dolduruyorlar.

Adam

Aslında adam’ın sanatçılığı benim yorumum. Aşık olduğu karısına yazdığı incelikli mektuplarından, şiir yeteneğinden, sorgulamacı tavrından ve bilinçli toplum eleştirisinden, üst düzey farkındalığından ve kendi kendisiyle de alay edebilen ironi ve mizah yeteneğinden çıkarsama yapıyorum. Yoksa yazarın böyle bir belirlemesi yok.O sadece bazı doneleri vermiş, noktaları her seyirci zihninde başka başka birleştirebilir.

Kadın

Kadının da mesleği belli değil. Önemli de değil. Çalışan, kentli bir kadın… Bakımlı… Cinsellik ve namus konusunda yanlış şartlanmaları, safsata inanışları var. Adam ile tartışmasında ne zaman başı sıkışsa en iyi savunma saldırıdır diyerek mi düşündüğünden midir bilinmez, adamı “duyarsızlıkla” ve “ilişkilerinin zoraki bir cinsellikle başladığı iması”yla suçlamaya başlıyor.

Her Oyunu ile Bir Basamak Daha Yükselen Bir Oyuncu Olarak Burak Şentürk

Şentürk, yazarın da erkek lehine yaptığı pozitif ayrımcılığın da etkisiyle olsa gerek oyunun en iyi esprilerini ustalıkla değerlendiriyor. Özellikle “hele hele volki” diye yoz eğlence ve gazino hayatını eleştirdiği dans sahnesinde, asıl duyarsızlığı yazdığı aşk mektuplarına karşılık vermeyen kadında olduğunu söylediği ve bunu eleştirdiği sözlerde, erkeğin de ırzı olduğunu kanıtladığı sahnede döktürüyor denebilir. Finaldeki iç hesaplaşma ve “duygusal taştığı” sahnede de öyle.

Yeni Bir Yıldızın Doğumu Olarak Ebru Onurtan

Onurtan ise her ne kadar oyun boyunca yazar tarafından adamın hızına yetişemeyen bir kadın olarak çizilse de bu negatif ayrımcılığın olumsuz etkilerini duygulu seven ama duygularını yüksek sesle ifade edemeyen incelikli kadın kompozisyonu ile aşıyor. Adam’ın istediği şekilde adamı aşırı överken aslında yerdiği ve alay ettiği sahnede, paylaşılamayan ütüde, finaldeki coşku patlaması yaşadığı performansıyla seyredene yeni bir yıldız doğuyor dedirtiyor.

Sahnelerimizde Banyo ve Yağmur Modası

Bir zamanlar tiyatro sahnelerimizde banyo küveti modası vardı o yıl izlediğim üç önemli oyunda da; Kenan Işık’ın “Macbeth”i, Müge Gürman’ın “Woyzeck”i” ve (yönetmenini unuttuğum) Mara Sade oyunlarında batı tiyatrosundan gelen rüzgarlar küvet modası getirmişti. Şimdi de yağmur modası başladı. Bu yıl kaç ve hangi oyunlarda yağmur görsel efekti kullanılıyor, merak eden bulur…

Neyse ki bu oyunda yağmur efekti eklektik durmamış, kuş kondurma misali salt süs olarak kalmamış, oyunun hüzünlü atmosferine uygun düşmüş.

Dekor, Kostüm ve Işık

İstanbul Pera’da ve benzeri eski binalarda gördüğümüz çift kanatlı balkon kapıları, bir basamakla birbirinden ayrılmış salon ile evin mutfak ve çalışma masasının olduğu bölümler oyunun dekoratörü Ethem Özbora tarafından ustaca tasarlanmış. Kostümler (Medine Yavuz) oyunun söylediklerine uyuyor, ışıklar (Serhat Akın) da aynı şekilde.

Sezonun En İyilerinden Bir Oyunu Kaçırmayın

Bu sezon İstanbul DT.’nin en iyi oyunlarından biri olan “Herkesin Bildiği Sırlar”ı, herkesin bilmediği sırlarla yazan, yöneten ve oynayan sanatçıların bu sıra dışı oyunu kaçırmayın.



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: