Satranç ve Faşizm

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Metin Boran

Genç Tiyatro Oyuncusu Barış Kıralioğlu ve arkadaşları tarafından 2011 yılında kurulan Tiyatro Barbone, geçtiğimiz sezon Fransız Yazar Eric-Emanuel Schmitt’in İki Dünya Arasında adlı oyununu sahneleyerek tiyatro ortamına dahil oldular. Tiyatro Barbone bu sezon Stefan Zweig’ın sinemaya da aktarılmış olan Satranç (Die Schachnovelle) adlı romanını sahneye uyarlayarak kendi mekanları olan Asmalı Sahne’de seyirciyle buluşturdular.

Yapıtları ve trajik yaşamı ile Avrupa’nın en önemli yazarlı arasında yer alan Stefan Zweig 1981 yılında Viyana’da doğdu. Viyana ve Berlin üniversitelerinde felsefe eğitimi aldı. Roman ve biyografi yazarlığının yanı sıra gazetecilik yaptı. 1933’de, Nazilerin iktidara gelmesi ile tedirgin olur yakılan kitaplar arasında onun da eserleri vardır. 1934’te Gestapo’nun villasını basıp, silah araması üzerine Zweig ülkesini terk etmek zorunda kaldı ve İngiltere’ye yerleşti. 1941 yılında İngiliz vatandaşı oldu. Bu süre içinde kitap yazmaya ve felsefe ve siyaset konularında konferanslar vermeye devam etti. Ancak Avrupa’nın içine düşen ateşten tedirgin oluyor ve rahatsızlığını sürekli dile getiriyordu. 1941 yılında konferans vermek için gittiği Brezilya’ya yerleşmeye karar verdi ve burada meşhur Satranç romanını yazdı. Avrupa’yı sarmalayan ve barbarlığa devam eden faşizmin korkunç pratiği, onu hayattan usandırdı ve 22 Şubat 1942 yılında eşi Lotte ile birlikte Rio de Janeiro’de intihar etti.

Zweig’in faşizm kabusu içinde geçen hayatının sonlarına doğru yazdığı Satranç’ta New York’tan Buenos-Aires’e giden bir yolcu gemisinde yolcular arasında bulunan zengin iş adamı, dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic’e, ücret karşılığı bir parti satranç oynamayı önerir. İlk partiyi beklendiği gibi rahatlıkla şampiyon kazanır. Tekrar oynanan ve kaybedilmekte olan rövanş maçı yapılırken oyuna Dr. B. adında bir başka yolcu daha katılır ve bir beraberlik kurtarır. Viyanalı bir avukatın oğlu olan Dr B. Hitler’in Viyana’yı işgali sırasında sorgu polisleri tarafından bir otel odasında günde 24 saat hücre hapsine kapatılmışken, bir sorgulama sonrası subayların birinin cebindeki satranç kitabını çalmayı başarmıştır. Satranç tahtası ve taşları yoktur, ancak, önce ekmek içinden yaptığı satranç taşlarıyla sonra da tümüyle belleğinde oynayarak kurumsal bir satranç ustası olup çıkar.

Barış Kıralioğlu’nun uyarlayıp yönettiği tek perdelik Satranç’ta işkence ile sorgulanan bir adamın, faşizmi, iktidar ve güç ilişkilerini satranç oyununun zihinsel ve mantıksal hamleleri ile bertaraf eden ve böylece hayata bağlanan bir adamın trajik öyküsü anlatılıyor. Dramaturji çalışmasını Neslihan Çakıner’in yaptığı oyunun kostümleri Aygül Güntay ve Yeşim Gençtürk, dekor Murat Yılmaz, ışık düzeni ise Burak Fedakar imzasını taşıyor. Oyunda Burhan Ökmen, Münir Can Cindoruk/ Şevki Altunbüken, Nilay Yazıcıoğlu, Yiğit Can Bahçeci, Duygu Serin, Barış Kıralioğlu, Yusufcan Sancaklı yer alıyor.

Satranç’ı ele alırken Barış Kıralioğlu, gerek uyarlamada gerekse de sahneleme tekniğinde minimal bir anlatımı tercih etmiş. Ancak anlatımda öykü ve kişiler yeterince sarih değil, olayların takip edilmesi ve oyun kişilerinin eylem ve yönelimleri yeterince anlaşılmıyor. Fakat en önemlisi bu tek perdelik oyunda Zweig’ın satrançta altını çizdiği politik kodlamanın deşifresinin/karşılığının sahnede yeterince çıkmamış olması. Oyunda ışık tasarımı kısmen dağınık ve şahısları özel durumlarını vurgulamakta yetersiz. Kostümler ise çok resmi oysa bir gemide daha rahat ve oyuncunun hareketini kolaylaştıracak spor giysiler olabilirdi. Fakat her şeye rağmen yeni kurulmuş ve iyi niyetle oyunlarını seçen ve samimiyetle çalışmalarını yürüten Tiyatro Barbone tiyatro ortamında gençlerden oluşan bir topluluk olarak, umarım varlığını sürdürür ve iyiden iyiye pespayeleşmiş tiyatro pratiğine farklı bir nefes aldırır.

Evrensel

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Metin Boran

Yanıtla