Ali Poyrazoğlu: ‘Sanatı Yeniden Yaratmak Gerek’

[Abbas Güçlü Milliyet Gazetesi’ndeki yazısında Genç Bakış programında konuk olan Ali Poyrazoğlu ile yapılan sohbetten seçtiği kısımları yayınlamış. Aşağıda bir kısmını paylaşıyoruz]

– Ülke olarak siyasal konularda hassas bir dönemden geçtiğimiz için, herkes öbürünün söylediğinin tersini düşündüğü için, milliyetçilik bir parça fazla kontrolsüz bir biçimde yükselen bir değer haline geldiği ve akıl zaman zaman devreden çıktığı için, siyasal konularda televizyonda üstelik de RTÜK denetimi filan varken çok sert bir biçimde tartışmalar yapmak, siyasi konulara girmek istemiyorum. Bütün sorulara şu şekilde cevap vereceğim, ‘Bozuk düzende, düzgün hayat olmaz’. Her şeyin temelinde bu yatıyor.

– Siyasetçiler kendi alanlarında kendilerine oy veren insanlara karşı risk alarak çeşitli gerilimlerin içinden geçiyorlar ama zaman ve koşullar birbirlerini anlayarak onları yumuşak bir iniş yapmaya mecbur bırakacaktır. Sonunda uzlaşılacak ve sonunda barış olacak, ben buna inanıyorum.

– Kemalist felsefe ülkemizi kurulduğu günden beri ayakta tutan bir tutkal vazifesini görmüştür. Ama tabii ki zamanla eskimiş yanları vardır. Yeniden gözden geçirilerek bugüne uygun, bize daha çok yardım edici bir hale getirilmeli. Kemalist felsefe yolumuza ışık tutacak bir fenerdir, bu fenere dikkat etmek gerek.

– Uzlaşmalar çağından geçiyoruz. Aynı çatının altında barış içinde yaşamasını öğrenmek için, bilerek isteyerek çok taviz veririm.

– Aşk bir muhalif karşı duruştur. İki kişilik bir devrimci örgüt, bir meydan okuma halidir. Düzenin paçanı kaptığı noktalardan kendini kurtarıp, düzene de faydası olacak bir biçimde bir yenilik yaratma hali. İki kişi el ele veriyor ve dünyaya meydan okuyor.

– Her gün bir dizi senaryosu geliyor bana. İstersem çıkar oynarım bir dizide ama ben öyle bir havada değilim diyorum.

– Ülkemizde bu aralar tiyatrolar çok iyi gidiyor. Tıklım tıklım dolu. Şikayet edenler olabilir ama işini kötü yapıyorsan sana gelmezler arkadaşım. Kötü gömleği, pantolonu da almıyorlar. Sen de bu işi beceremiyorsan, kendi beceriksizliğini mesleğe yüklemeyeceksin.

– Özel tiyatroların bilet fiyatları pahalı geliyor olabilir ama tiyatro tutkunuysan Şehir Tiyatroları, Devlet Tiyatroları 3-5 liraya oyun oynuyor. 3 liraya da bilet alıp tiyatroya gidemiyorsan o senin sorunun. Biz de öğrenci biletini en ucuz 20 liraya satabiliyoruz. E 20 lirayı da bul. Sabah gazete sat, mandalina, limon sat. Ben su satmıştım. Tiyatro bileti param yoktu ilk oyuna öyle gitmiştim. Sen de yap gel arkadaş.

– Her türlü müdahaleye karşıyım. Tiyatroları tiyatrocuların yönetmesini, Şehir Tiyatroları’nda yeni yapılan yönetmeliğin değişmesini istiyorum. Çünkü Şehir Tiyatrosu ne oradaki oyuncuların, ne de belediyenin malı. Şehir Tiyatrosu bizim, İstanbul halkının malı. Orası yeniden seyirci yetiştiren, genç yazarlara olanak sağlayan bir tiyatro olsun.

– Konuşanı, yazanı, siyaset yapanı… Biz ateşin içinden geçerek geldik buraya. O yüzden bugünkü olumsuz şartlardan şikayet edildiği zaman ben daha sakin yaklaşıp bakmasını öğrendim, şikayet etmiyorum.

– Sanatı eski, tozlu, modası geçmiş, bugün bir şey söylemeyen halinden çıkarıp günün insanına ulaştıracak bir biçimde yeniden yaratmak zorundasın.

– Bizler hepimiz eğitim sistemi kurbanlarıyız bu memlekette. İlkokullarda, ortaokullarda, liselerde… Her düzen her sistem bireye saldırır; yapma, etme, başka renkler olduğunu düşünme, kurcalama, ezberle, çalış, kurallara uy, icat çıkarma! Ve bitiriyorsun okulu, sana söyledikleri ilk laf ‘icat çıkar.’ Nasıl çıkaracaksın? İçindeki bütün yaratıcı, özgür yan sistem tarafından elinden alınmış. Bu tehlikeyi bilerek kendinizi yeni baştan yaratmanız gerekiyor.

Milliyet