Bir Baba Bir Çocuk ve Bir Dönem!

Yaşam Kaya

Tiyatro Boğaziçi, Metin Göksel’in yönettiği, Can Merdan Doğan’ın yazdığı ‘Biz Küçükken Babamla Oyunlar Oynardık’ adlı oyunla seyircisi karşısına geçiyor. Dekor ve kostüm tasarımını Naz Erayda’nın yaptığı, Berke Hatipoğlu ve İlke Hatipoğlu ikilisinin müziklerini gerçekleştirdiği gösteride Cüneyt Yalaz, Ayşe Selen, Metin Göksel sahnedeki isimler. Ayrıca Gülriz Sururi, Ayten Uncuoğlu, Ayşan Sönmez  sesleriyle oyuna katkı sunan usta sanatçılar.

Oyunda babasıyla asla yolları kesişmeyen bir çocuğun içine düştüğü psikolojik açmazı görürüz. Babasının eşiyle yaşadıkları, sevgilisiyle girdiği ayrı dünyalar ve çocuğun içine düştüğü yalnızlık buhranı konudaki dikkat çekici noktaları oluşturmuş. Ayrıca dönemsel olarak Türkiye’deki ‘Beyaz Türk’ algısını yaygınlaştıran sanatsal hareketliliğe eleştiri getiren konuda; Devlet Tiyatroları’nda ömrünü geçiren Hamdi Bey’in yaşama olan dargınlığını, sadece rutinin içinde kendi duygularına hapsolmuş bir karakteri, Bay Kel’i görüyoruz. Çok odalı bir evde, küçükken babasıyla oynadıkları Shakespeare oyunlarını hayatının devamında da sürdüren Bay Kel (Kemal), izole edilmiş yaşantısının içine sadece evin emektar hizmetkarı Mürüvvet Hanım’ı dahil eder. Mürüvvet, Bay Kel’in en sadık dostu, oynadığı rollerde hayatını paylaştığı sahne arkadaşıdır. Konuda sadece Shakespeare’den alıntılı metinler bulunmaz. Kafka’nın ‘Babaya Mektup’, Orhan Pamuk’un ‘Babamın Bavulu’, Oğuz Atay’ın ‘Babama Mektup’ eserlerinden seçme bölümler olay ilerledikçe karşımıza çıkar.

Bir Dönemin Sonu Yeni Dönemin Başlangıcı

Bay Kel’in evde oynadığı oyunlar sırsında evin içinde geçmişe yolculuk yapılır. Babanın hiç konuşmayan somurtkan yüzü, çocuğun babayla kurmak istediği duygusal bağ olayları zincirleme birbirine bağlar. Kendisini dış dünyadan soyutlamış Bay Kel, aslında bu soyutlamasını babaya inat gerçekleştiriyor. O’na kendince ceza vermek için uğraş gösterirken aldığı entelektüel birikimi babasına karşı bir silah olarak kullanıyor. Ama baba son sahne harici Bay Kel’in yaşadıklarından habersiz, özel dünyasında yaşamıyla yüzleşiyor. Anne-baba-oğul üçgeninde geçmişten sıyrılamamış Hamdi Bey’in yarattığı dünyaya tanık oluyoruz.

Can Merdan Doğan’ın yazarlık yeteneğine hayran kaldığımı söylemeliyim. Cesur ifadelerle, Türkiye’nin geçirdiği sanatsal değişimi psikolojik analizlerin içine katmayı başarmış. Yeni-eski teatral mantık kavgasını ironik kelimelerle konu arasına yerleştiren yazar, iki ayrı kuşak üzerinden günümüz demokratik sistemine kadar ulaşmış. Naz Erayda’nın sahne tasarımını iki aşamalı düşünmeliyiz. Despot babayı üste oturtan Erayda, kendi kendine takılan çocuğu dar odasında yalnızlığına hapsetmiş. Yönetmen Metin Göksel dekor-kostüm-sahne bütünleşmesini iyi analiz ederken, Bay Kel’le Hamdi Bey’in kurduğu psikolojik sevgi bağını bedensel hareketlerin üzerine yıkmış. Komedi, duygusallık, politik eleştiri vurguları gösteri boyunca sırıtmıyor. Yönetim anlamında etkili bir ismi görüyoruz. Metin Göksel’in sahne performansı da harikulade. Babanın çözümlenmesi zor duygusal girdaplarını seyirciye mükemmel yansıtmış. Mürüvet Hanım rolünde Ayşe Selen oyundaki çatışmayı dengeleyen, komedi olgusunun oluşumuna katkı sunan bir diğer başarılı isim. Ayrıca geçmişe yapılan yolcukta o’nun katkısı çok büyük! Bay Kel’i oynayan Cüneyt Yalaz bu sezon sahnelerde izlediğim en iyi on performanstan birisini oynuyor. Karakteriyle inanılmaz bütünleşmiş. Konunun duygusallığına girmeden, sadece olanı aktaran, ama komedinin zirveye çıkmasını sağlayan çok sağlam bir oyuncu izliyoruz. Oyunu tek başına sırtlamış.

Tiyatro Boğaziçi, güncel metinlerle seyircisine seyir zevki sunmayı sürdürüyor. ‘Biz Babamla Küçükken Oyunlar Oynardık’ Maya Sahnesi’nde seyircilerini bekliyor. Sezonun dikkat çekici gösterisini mutlaka izleyin.

Tiyatronline



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: