Metin Abi’m

Nedim Saban

Bundan on yıl öncesinde, hayat farklı renkteyken, bazı köşe yazarlarının sürekli anma yazıları yazmasına takılır, “cenaze olmasa ne yazacaklar” diye kendimce dalga geçerdim.

Ölüm, bugünlerde pençelerini bu kadar acımasızca açmışken, nasıl böyle düşünebilmişim dercesine anma yazıları yazmaya başladım.

Yazılara sığmayacak dostlukları kaybediyorum. Bir dostu ya tek bir kelimeye sığdırır, ya da hiç anlatamazsınız. Usta bir oyuncuyu bir yazı ile anlatmak ise zaten mümkün değil. O, sadece iyi bir aktör değil, iyi bir tiyatro adamıydı. Öğrendiklerinizi seyircinin önünde sınar, aslında hiçbir şey öğrenmemiş olduğunuzu fark edip, , her oyuna yeni bir derse girer gibi tekrar giderdiniz. Tiyatronun bir kerede öğrenilen konserve bilgileri kabul etmeyen, yaşayan bir sanat olduğunu tekrar hatırlattı bana.

Metin Serezli için çok ağlayacağım, acılar hafilerde, daha farklı yazmaya çalışacağım.

Ama şu anda keşke’ler, iyi ki’ler ile klişeleri gibime geliyor..

Klişeler:

1) Tiyatroda timing ustasıydı, ölümün timing’ini tutturamadı.

2) 2013 yaprak dökümü oldu, o da gitti.

3) Hep güldürürdü, bu kez ağlattı.

4) Öbür dünyada bilmemkimin yanında rahattır artık.

Dayanamıyorum böyle klişelere. Hele Metin Ağabey gibi samimi birinin ardından sıralanmasına deli oluyorum

Keşke’ler

1) Rol aldığı, yönettiği oyunlar, gittiği turnelerle ilgili muhteşem bir arşivi vardı. Keşke anılarını bir kitapta toplayıp biraz daha ölümsüzleştirebilseydi.

2) Kocamustafapaşa’da tiyatro yapabilmek o devirde ve (bence hala bu devirde) büyük bir cesaret ve politik seçimdi. Keşke Muhsin Ertuğrul’un önemsediği semt tiyatrolarının önemi daha çok anlaşılabilse, Metin Serezli’nin öncülük ettiği yola devam edilebilseydi.

3) Kabare tiyatrosunun politik yapısını son derece iyi kavramış, uygulayabilmişti. Ülkemizde sonraları hayvan taklitleri yapmaya dönüşerek içi boşaltılan kabare tiyatrosuna keşke daha çok zaman ayırabilseydi.

4) Farsın, vodvilin, bulvar komedilerinin özel bir tarz ve oyunculuk gerektirdiği ve dünya tiyatrosunda çok önemli olduğunu kanıtlamış, en iyi şekilde uygulamıştı. Keşke komedinin küçümsendiği bir tiyatro geleneğinde, güldürmenin ciddiyetini daha sert çizgilerle anlatabilseydi.

5) Resim yapar, harika fotoğraf çekerdi. Keşke, kendine saklamayıp, paylaşabilseydi.

6) Fenerbahçe tutkunuydu. Keşke futboldan hiç anlamayan benim gibilere biraz da futbol dersi verebilseydi.

7) Beşiktaş Belediyesi önemli “Ustalara Saygı” etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. Keşke Metin Serezli’ye saygı gecesi düzenlemekte ısrarcı olsalardı.

İyiki’ler

1) İyi ki her zaman tiyatro yaptı, dizi çekimi, film çekimlerini filan tiyatroya göre ayarladı.

2) İyi ki her zaman özel tiyatro yaptı, iyi bir oyun nerde oynanırsa oynansın, bilet kaç lira olursa olsun mutlaka seyirciyle buluşur. Bunu tekrar tekrar hatırlattı.

3) İyi ki, sade yaşamayı bildi. Çocukları, torunları ve aşkı Nevra Serezli ile gösterişten uzak, mazbut bir yaşam sürerdi. Onları her ziyaret ettiğimde bir onlara, bir magazin figürlerine bakar, büyüklükle gösterişin eşdeğer olmadığını anlardım.

4) Tiyatroda da starların var olduğunu, bir televizyon starının şöhretinin çok daha kısa süreli olacağını, tiyatro seyircisinin televizyon şöhretlerini her zaman kabul etmeyeceğini, Metin/ Nevra çiftinin yaşamına yakından tanıklık ettiğimde anladım. Turnelerdeki sevgi, gişe önündeki ilgiyi gördüğümde, tiyatro sanatının gücüne tekrar tekrar anık oldum.

5) İsteyen her seyirciyle fotoğraf çektirir, peçetelere bile imza verir, kimseyi, hele tiyatro seven kimseyi kırmazdı. İyi ki, usta olmanın nobran olmak olmadığını gösterdi.

6) İyi ki turne yapmayı sevdi. Tiyatronun sadece Mecidiyeköy’de yapılmayacağını, iyi ki herkese öğretti. İyi ki, turne minibüsünde en önde oturarak, bizleri her şehrin en güzel yerlerine en önden getirdi.

7) İyi ki tiyatronun gişeden tuvalet temizliğine, vestiyerden dekor kurmaya kadar büyük bir ekip, sevgi ve aile ruhu gerektirdiğini hepimize öğretti. İyi ki, büyük aileler kurdu. İyi ki bizi bu ailelere kabul etti.

Keşke, bir anma töreni yapmamıza ve onu daha çok alkışlamamıza izin verseydi. Ama düşündükçe, iyi ki anma töreni istememiş diyebiliyorum. Yalana, riyakarlığa, ikiyüzlülüğe dayanamayan mert bir adamdı. Bir gün bir üniversiteden aramışlar, ödül kazandığını söylemişler, tarihin uymayacağını söylediğinde, “peki kime ödül vermemizi önerirsiniz” cevabını vermişler. Gülerek, anlatır, sanki az ödülü varmış gibi, bir oyuncu için en büyük ödülün, tiyatroda var olabilmek olduğunu söylerdi.

Keşke daha uzun yaşasaydı. Ama düşünüyorum da, bu kadar mert bir insan olarak, bu yalan dünyada iyi ki daha fazla yaşamadı. Hastalık öldürür, yalan süründürür çünkü.

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: