İngiliz ‘Globe Theatre’ Osmanlı Sarayı’ndaydı!

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Yaşam Kaya

Geçtiğimiz haftalarda izlediğim ve eleştirilerini yazdığım Hollanda, İsveç, Fransa Tiyatrosu’ndan sonra bu hafta sizlere İngiltere Tiyatrosu’nun en büyük gruplarından ‘Globe Theatre’ın ‘Kral Lear’ oyununu yazıyorum. Türkiye Tiyatrosu’nun yanında dünya tiyatrolarını köşeme taşımaya gayret ederken, enternasyonal boyutta tiyatro sanatının gücü nerelere ulaşıyor, hep birlikte görüyoruz.

‘Devlet Tiyatroları Adana Uluslararası Sabancı Tiyatro Festivali’ için Türkiye’ye gelen İngilizlerin dünyaca ünlü tiyatrosu ‘Globe Theatre’, Shakespeare’in ölümsüz eseri ‘Kral Lear’i İstanbullu sanatseverlere sundu. Bu unutulmaz, sıra dışı, çarpıcı gece Osmanlı İmparatorluğu’nun kalbinde, Topkapı Sarayı’nın içinde yer alan ‘Aya İrini Müzesi’nde gerçekleştirildi. İngiltere’de yaşadığım yıllarda ‘Globe Theatre’ın en büyük müdavimi idim. Modern çağın aksine, tarihi atmosferde ‘Shakespeare’ oyunları sergileyen topluluk büyük oyuncuları içerisinde barındırıyor. Ayrıca grup, ‘tiyatronun kalbi’ diyebileceğimiz bir ülkenin en köklü sanat yapısı olmasıyla ayrı bir misyona sahip.

‘Shakespeare’s Globe Theatre’ Londra’nın en eski Elizabeth dönemi tiyatrosudur. Topluluk geleneksel Elizabeth dönemi şartlarında oyunlarını sergileyerek teatral metinleri ön planda tutar, oyuncuların rol yapma yeteneklerini büyük oranda önemser. Grubun bir başka misyonu da dünyada ‘Shakespeare’ üzerine oyun oynayan toplulukları Londra’ya davet ederek oynadıkları oyunları dünyaya sunmalarını sağlamaktır. İki binli yılların tiyatrosunu yaşayanlar için topluluk pek anlam ifade etmez. Ya da tanımlamayı şöyle yapmamız daha doğru olur; tiyatronun gelişimsel tarihini bilmeyenler için ortaya konan eserler sıkıcıdır. Fakat durum hiçbir zaman ne anlamsız ne de sıkıcı olmuştur. Tiyatroyu sadece ‘sahne show’ mantığında algılayanlar için Shakespeare oyunları başlı başına bir sorundur zaten.

1599 yılında ‘Shakespeare’ tarafından kurulan, yangınlarla birçok kez tahrip olan, 1997 yılında günümüz modern binasına kavuşup tüm dünyaya teatral meydan okuyan ‘Globe Theatre’, ‘Aya İrini’nin inanılmaz atmosferinde üç buçuk saatlik bir şölenle bizlerin karşısındaydı. ‘Kral Lear’ Shakespeare’in önemli oyunlarından. Bir imparatorluğun çöküşünü gerçekçi analizlerle aktaran yapıt, evlat nankörlüğü konusu içinde, çevresindeki herkesi isteklerine boyun eğdirmeğe alışmış bir kralın, yaptığı hatanın kefaretini ödeyip temizlenerek insan oluşunu ele alır. ‘Kral Lear’ artık yaşlandığı için topraklarını üç kızı arasında paylaştırmaya karar kılar. Goneril ve Regan sahte duygusallıkla babalarını etkileyip, Kral’ı canlarından çok seviyormuş gibi yaparak ülke yönetiminde pastanın tamamını kapar. Fakat Cordelia onlar kadar şanslı değildir. Kalbinde bambaşka duygularla babasına sadık olan küçük kız, kendisinden büyük iki kardeşi gibi büyüleyici sözler söylemekten yoksundur, ayrıca Goneril ile Regan’ın gücü ve kudreti elde etmek için yalan söylediklerini bilir. Kral büyük bir hata yapıp, kendisine karşı güzel sözler söylemeyen Cordelia’yı saraydan sürer, diğer iki çocuğuna büyük yetkiler verir. Ama bu durum Kral’a derin keder getirecektir.

Oyunu Bill Buckhurst yönetmiş. Kritiğin başında söylediğim üzere, yönetmen oyununu sahneye koyarken Elizabeth dönemi tiyatro mantığından taviz vermemiş. Flüt, mandolin ve insan sesi ile çıkarılan müzikler; çok basit düzlemde oluşturulan dekor; gerçek Shakespeare dönemi kostümler oyunu farklı kılan en büyük ayrıntı. Ayrıca metnin tamamına sadık kalan Buckhurst, konuda hiçbir kısaltma yapmaksızın eseri sahneye taşımış. Gösteri öncesi oyuncuların seyirciler içinde dolaşması da ayrı bir güzellik. Kendilerini tanıtan oyuncular seyircilere grupla ilgili fikirlerini soruyor, bir yandan oynadıkları oyunla ilgili kısa bilgiler veriyor. ‘Kral Lear’ ı oynayan Joseph Marcell ile yaptığım kısa sohbet esnasında anladım ki, Elizabeth dönemi oyuncular kendilerini izlemeye gelen seyircilerle oyun öncesi kısa sohbet gerçekleştirirmiş. Oyunu ortaya koyduğu performansla tek başına sırtlayan Marcell, Türkiye Tiyatrosu’na ‘bir oyuncu nasıl olur?’ sorusunun yanıtını vermiş oldu. ‘Goneril’ rolünde Ruth Everett’ın sarsıcı oyunculuğunu atlamamalıyım.

En son 2007 yılında Londra’da izlediğim ‘Shakespeare’s Globe Thetare’, İstanbul’da öylesine derin bir etki bıraktı ki, sanırım bundan sonra Shakespeare oyunları izlerken grubun tadını sahnede arıyor olacağım.

Birgün

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Yaşam Kaya

Yanıtla