Zıpır Bir Romeo&Juliet!

Bahar Çuhadar

Şatafatlı kostümler, şiirsel replikler, parlak dekorlar ya da tüm bunların ‘modernize’ edilmiş yorumları yok. Aslına bakarsanız karşınızda ikisi kadın, ikisi erkek dört oyuncu dışında başka hiçbir şey yok. Sundukları ise tek nefeste izleyip, dudağınızın ucunda bir gülümsemeyle ayrılacağınız, 40 dakikalık bir Romeo ve Juliet oyunu: The Love Story of Romeo & Juliet. Türkçe çevirisiyle; Romeo & Juliet’in Aşk Hikâyesi. Anlaşılacağı üzere tiyatro tarihinin en meşhur aşk öyküsü Romeo&Juliet’i oynamıyor, bu aşkı anlatıyorlar. Tahmin edeceğiniz üzere de bunu fiziksel tiyatro ve hikâye anlatıcılığının araçlarını kullanarak yapıyorlar: Sadece bedenleri ve sesleriyle.

 Shakespeare metinleri yüzlerce farklı yorum görmüştür. Türk, İsveçli ve Fin oyuncuların bir araya gelmesiyle oluşan tiyatro topluluğu MishMash ise Shakespeare’in zengin dünyasını kullanarak adeta eğlenceli bir fiziksel tiyatro dersi veriyor. Topluluk İngilizce olarak sahnelediği oyunla tiyatro metni olmaktan çoktan çıkıp efsaneleşen Romeo Juliet anlatısının görebileceğimiz en zıpır yorumlarından birine imza atmış. Ekibin Türkiye ayağı yabancı değil. Hikâye anlatmayı sevdiklerini önceki işlerinden bildiğimiz Tiyatro Bereze’den Elif Timuçin ve Erkan Uyanıksoy son olarak Gogol’ün öykülerini benzer bir yöntemle ‘Hikâyeden Memurlar’ adıyla oyunlaştırmıştı. İkilinin ekip arkadaşları ise Jens Molander ve Paivi Raninen.

 Baştan aşağı siyah, sade kostümlerinde sadece Romeo ve Juliet karakterleri için çok minik aksesuvarlar kondurmuşlar. Yer yer Shakespeare’in kendisine de hafiften mizahi dokundurmalar yaparak, seyirciye arada Türkçe seslenerek, Türkiye’deki gündelik halk ağzını İngilizceye direkt çevirerek (Bkz. Daha gençsin!/You’re young!), güncelleştirilmiş sahneler kurarak (Bkz. 16. yüzyıldaki balonun günümüzden içkili/esrarlı bir parti olarak tasvir edilmesi), ağır çekim efektleri, flashback sahneler kurarak tempoyu hiç düşürmeden seyirciyi alıp sürüklüyorlar. Belki son sahneyi de açılışta yaptıkları gibi anlatıcı oyuncu formuna girip seyirciyle iletişim halinde bitirmeyi düşünseler, daha tamamlayıcı bir final anı olurdu.

 Dozunda bir fiziksel tiyatro örneği görmek isteyenlere duyurulur. Not etmeli; oyunu izlemek&anlamak için sular seller gibi İngilizce bilmek de şart değil!

18 Mayıs Cumartesi 20.00’de Ankara, Maltepe’deki Tiyatro Tempo’da. Mobil haldeki ekibi takip etmek için:

 http://mishmashtheatrecompany.wordpress.com

 Süpürge yere hiç inmesin

 Ankara’da ‘cadı enerjisi’ taşıyan bir grup kadın 16 yıldır, dünyanın dört bir köşesindeki hemcinslerinin elinden çıkan filmleri Ankaralılarla buluşturuyor. Bu sene 9-16 Mayıs arasında düzenlenen Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin ekibi tema olarak ‘rağmen’i seçmişti. Açılış töreninde de dünyanın ve Türkiye’nin 70’leri nasıl geçirdiğini gösteren görüntülerle, ‘zor yıllar’ anımsatılarak temaya vurgu yapıldı. 70’lere ne hacet, hâlâ ‘kadın yönetmen’ gibi tuhaf bir vurgu dilimizdeyken; festivalin bizzat kendisi, odağına kadınları alan filmler ve hatta yönetmeni, teknik ekibi kadın olan filmler de zaten bir dolu ‘rağmen’ eşliğinde gerçekleşiyor. Ankara’ya (ve AVM sterilliğinden uzaktaki Kızılırmak Sineması’na) bahar canlılığı getiren; bizi İsveç’ten Cezayir’e yeryüzünde kadın olarak doğma, üretme, ayakta kalma hallerini, kadınların gözünden anlatan filmlerle buluşturan ekibin süpürgesi hep havada kalsın diyelim…

Radikal



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: