Bir de Başörtülü Sanatçılara Sorun!

isilegrikavuk_[Radikal gazetesinden Işıl Eğrikavuk’un Gezi sürecini başörtülü bir sanatçının gözlemlerini aktardığı söyleşisini aktarıyoruz]

Adı G.N. Kültür sanat sektöründe bir emekçi. Başörtülü bir kadın. Aynı zamanda Gezi’de yaşanan sürece kayıtsız kalamayan biri. G.N ile Gezi sürecinde tanıştık. Sanat dünyasının bilindik yüzlerinden değildi, üstelik güncel sanatı çevreleyen isim listelerinin içinde pek sık rastlayamadığımız başörtülü bir kadın olarak diğer sanatçılarla diyalog kurmaya açıktı. Muhafazakâr kesimin yeterince sahiplenmediğini düşündüğü Gezi sürecini birlikte konuştuk, bana düşen yazmak oldu.

Bugüne kadar bu köşede sizden gelen sorulara cevap verdim. Bu haftaya mahsus olarak bu kez soruları ben sordum, bir başkası yanıtladı. G.N’nin cevapları elbette tüm muhafazakâr kesimi temsil etmiyor, ama en azından bu kanatta gölgede kalan bir kesimin sesini yansıtması bakımından mühim. Üstelik etiketi ister modern, ister laik, ister endişeli, ister muhafazakâr olsun, benzer hisleri paylaşan bir grubun da sesi bu. Söz G.N de..

Kendini olayların ve eylemlerin neresinde görüyorsun?
Merak vardı bir kere. Televizyon kanallarının yayın politikası “Orada ne oluyor?” sorusu ve bu sorunun muhtemel cevapları arasında uykusuz geceler geçirmeme neden oldu. Sırf bu etken bile olayların mahiyetinden bağımsız bir biçimde meydana inip neler olduğunu kendi gözlerimle görmek istememe yetti. Parka gittim, barikatları görmek istedim. Gösterilere katılmadım fakat orada bulunduğum esnada birkaç kez biber gazına maruz kaldım.

Gezi’ye kayıtsız durmadığın için etrafındaki kişiler tarafından ötekileştirildiğini düşünüyor musun?
Bu soruya açık bir şekilde evet şeklinde cevap verebilirim. Ama bu farklı sebeplerle farklı insanlar arasında sürekli yaşamaktayız hepimiz. Çok köklü bir dışlama geleneğine sahip bir toplumuz biz ne yazık ki. Farklılıklar her zaman korku sebebidir. Ben böyle bir tavır takınmadım. Kimseye kötü söz söylemedim, listemden atmadım, ayıplamadım. Karşılaştım mı, evet. Dolaylı ya da doğrudan. Beni asıl rahatsız eden bu değil. Anlayamadığım şey yok sayma tavrı. Yaşanan şiddete şahit olmayanların olup biteni manipülasyon olarak değerlendirip siren seslerine kulak tıkamaları.

Muhafazakâr kesim Gezi’yi yeteri kadar sahiplenebildi mi sence?
Sahiplenmedi maalesef. Bunun gerisindeki sebeplerin başında şu geliyor: Bu hareketlerin imtiyazları elinden alınmış Kemalistlerin, laiklerin, seküler Türklerin muhafazakârlara karşı yürüttüğü bir kampanya olduğu görüşü hâkim. Böyle düşünmeyen, bir baba-oğul çatışması olarak görenler de var. (Kendileri katılmıyor ama çocukları katılıyor bunların eylemlere) Bunlar azınlıkta. Bu kesimin harekete katılmama nedenlerinden başlıcası muhafazakârların kaba kuvvete, siyasal şiddete karşı koyma, ayak direme gibi bir kültürlerinin olmaması. Başörtüsü eylemleri olur otuz yıldır hiç kan döküldü mü? Hayır. Gerçek bir reaksiyon gösterilmedi hiçbir zaman.

Gezi olayları sence bu kanattaki sanatçıları nasıl etkiledi?
Muhafazakâr kesim için çok hızlı gelişti her şey. Henüz çözümleme evresindeler. Çözümlemeden anladıkları da laboratuvara sokmak. Sanırım muhafazakâr sanatçılara teğet geçiyor bu olaylar. Zaten kültür-sanatta emekleme evresindeler.

Peki tüm yaşananlar muhafazakâr kesimin sanatçılarını değiştirme-dönüştürme potansiyeline sahip mi?
Bu süreç birçok şeyi katalize etti, gün yüzüne çıkardı. Siyasetin nasıl da yalanlar üzerine kurulu olduğunu, yazılı ve görsel medyanın basın ahlakından, habercilikten ne anladığını vs. Gezi hareketleri ba(ğ)zı şeylerle yüzleşmeyi kaçınılmazlaştırdı. Sanatçıları da elbette etkileyecektir, etkilemiştir.

Radikal