Serpil Tamur’un Ustalığı, Nedim Saban’ın İnceliği!

Yaşam Kaya

Tiyatro Kare, 2013-2014 tiyatro sezonuna, yıllar önce Rahmetli Macide Tanır’ın oynadığı ve büyük ses getiren ‘Müziksiz Evin Konukları’ adlı oyunla girdi. Amerikalı Neil Simon’un yazdığı oyun, 1929 ekonomik buhranından sonra ABD’nin içine düştüğü yalnızlığı, ayrıca Hitler Almanya’sının faşist rejiminden kaçıp ABD’ ye sığınan Yahudi bir ailenin yaşadığı trajediyi anlatır. Tiyatromuzun artık ‘usta’ ismi diye rahatlıkla söyleyeceğimiz Nedim Saban’ın yönetiminde ortaya konulan eseri sahnede yorumlayan kadrodan bahsedelim. Yıllarını tiyatro sanatına adayıp, sahnelere adını altın harflerle yazdıran Serpil Tamur’un başrolde oynadığı gösteride Özge Özder, Asuman çakır, Abdül Süsler, Emrah Düzkaya, Abdullah Semercioğlu ve Selim Tezin oynuyor. Serpil Tezcan kostüm, Barış Dinçel ise oyunun sahne tasarımını gerçekleştirmiş.

‘Müziksiz Evin Konukları’ 1990’da “Lost In Yonkers” adıyla yazıldığında tüm dünyada kapalı gişe oynamayı başarmıştır. Oyun dünyada öylesine etki bırakmıştır ki, N. Simon 1991 yılında Pulitzer Ödülü kazanmış, ödülün hemen ardından Hollywood’da çekilen filminde Irene worth, Mercedes Ruehl, Richard Dreyfuss gibi dünyaca ünlü isimler rol almıştır. Tiyatro kare’nin 1992’de kuruluş oyunu olarak seçtiği metin, devlet sanatçısı Macide Tanır’ı o dönem yeniden tiyatro sahnesiyle buluşturmuş, oyun üç sene boyunca seyircinin olağanüstü ilgisini çekmeyi başarmıştır. 2007 yılında Şehir Tiyatroları eylemleri gerçekleşirken, eski Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde Macide Tanır’la tanışma fırsatı yakalamıştım. Adeta beynimi delip geçen muhteşem gözleriyle bana bakıp, adımın güzelliğinden bahsetmesini asla unutamam. Macide Tanır, bu ülkenin yetiştirdiği en büyük kadın sanatçılardandır. Cahide Sonku tiyatromuz için ne anlam ifade ediyorsa, Macide Tanır da o anlamın en güçlü kudreti sayılır. Bu kısa özel bilgiden sonra oyuna geçelim.

Gösteride Yahudi bir ailenin yaşadığı ekonomik, psikolojik sorunları görürüz. Ayrıca bu aile hayat şartlarının zorluğu yüzünden birbirine karşı sevgisini içten içe yaşamakta, dışa vuran bir ilgi alaka aile içinde görülmemektedir. Eddie borçlarını kapatmak için şehir dışında çalışmaya gitmeden önce, iki oğlunu huysuz annesine bırakmaya karar verir. Grandma, Hitler’in faşist rejiminde acılar çekmiş, özgürlük için geldiği ABD’de ayakta kalmak için kalbine taştan duvar örmüştür. Otuz beş yaşında kızı Bella ile birlikte yaşamaktadır. Bella, fazlaca saf, bir takım zihinsel problemleri olan, evlenip normal insanlar gibi hayat sürmek isteyen birisidir. Bunlarla beraber Jay ve Arty, büyükannelerinin yanında yaşamak istemez, kendilerini o evin içinde hapsolmuş hisseder. Evin küçük oğlu (Amca) Louie annesinden, yaşadığı hayattan kaçıp karanlık işlerle dolu bir yaşamı seçmiştir. Ev halkının aksine Louie’nin maddi durumu yerindedir. Aile parçalanmış bir görüntü verse de, onları bir arada tutan gerçek sebep, sevgidir! Oyun işte ‘sevginin’ kritiği üzerine kurgulanmış. Dağınık aile bireylerinin hayattan beklentileri, hepsini tek bir çatı altında toplamış.

B.Dinçel’in devasa ev görüntüsü çizdiği tasarımı oyun için biçilmiş kaftan. Uzun zamandır böylesi başarılı sahne tasarımı görmemiştim. Büyükannenin odasının gizem dolu görüntüsü oyunun sahne başarısını perçinlemiş. Nedim Saban konuyu o kadar naif işliyor ki, çocukların ruh hali; ailesi için uzaklara göç eden babanın özel dolu mektupları; çok sert bir annenin aslında bebek kadar naif kalbi; evde kalmış zavallı bir kızın gerçek sevgi arayışı tek tek oyunun içine yerleştirilmiş. Seyirci akıp giden konu içinde bir yandan savruluyor bir yandan da karakterlerle bire bir etkileşim sağlıyor. Dört dörtlük bir reji var karşımızda.

Serpil Tamur, acımasız büyükannenin psikolojik yapısını mükemmel yorumlamış. Ben bu karakteri Macide Hanım’dan izleyemedim, o yıllarda Adana’da yaşıyordum; ama büyük usta Serpil Tamur, Macide Tanır’ın anısını sonsuza dek yaşatacak görünüyor. Çocuklarla kurduğu diyalogda, kızı ile yaşadığı çatışmada, oğullarına karşı çizdiği taş kalpli anne profilinde karakterinin ruh halini beynimize işledi. Bella rolünde Özge Özder’in harika performansı, grubun enerjisini üst çıtalara yükseltiyor. Olağanüstü yetenekte bir isim kendisi. Böylesi zor bir rolün altından kalkmak herkesin yapabileceği bir durum değil. Kendisini keşke daha fazla tiyatro sahnelerinde görebilsek! Eşine az rastlanır oyunculuğunu izlemek büyük şans. Louie’de Emrah Düzkaya’nın kendine güvenen rol çözümlemesini gördük. Amcanın kucaklayıcı durumunu yerinde analiz etmiş. Oyunun belkemiği kritiğini yazdığım bu üç isim. Çocukların duygusal komedi olgusu, takıntılı halanın davranışları, özlem dolu mektuplarla babanın duygusal bağlayıcı sözcükleri, diğer oyuncular tarafından eksiksiz yerine getirilmiş.

Nedim Saban, Macide Tanır’ın anısına ‘Müziksiz Evin Konukları’nı sahneye koyuyor. Usta oyuncu Serpil Tamur’u ve kaliteli bir tiyatro ekibini izlemek isteyenler, bu harika gösteriyi kaçırmasın.

Not: Bu yazı Tiyatro Gazetesi ‘Şubat’ sayısında yayımlanmıştır… 

Sanat Haberlerimiz

http://www.sanathaberlerimiz.com/serpil-tamurun-ustaligi-nedim-sabanin-inceligi.html



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: