“Benim İşim Tiyatro”

erdal besikciogluSartre’ın ‘Mezarsız Ölüler’ isimli oyununu sahneye koyan  Erdal Beşikçioğlu: “Televizyonda yaptığım kirliliğin hepsini tiyatroda temizleyerek aslında bir arınma yaşıyorum. Benim işim burada”

Televizyondan kazandığını tiyatroya yatırıyor. Ankara’daki Tatbikat Sahnesi’nde Sartre’ın ‘Mezarsız Ölüler’ isimli metninin 80 dakikaya uyarlanmış versiyonuyla karşımıza çıkıyor.

Zevk için filmlerde oynuyor. Hayat verdiği bir karakterin (Behzat Ç.) oluşturduğu ideoloji, şimdi yeni rolüne (‘Reaksiyon’daki ‘Dayı’) kızgınlık duyulmasına  yol açıyor.

Erdal Beşikçioğlu, L’Officiel dergisine konuştu; tiyatro aşkını, kendini ve huzuru nerede bulduğunu anlattı…

Tiyatro Onun Yaşam Biçimi

Tiyatro, Erdal Beşikçioğlu için bir yaşam biçimi. Oyuncu, “Zaman zaman bir oyuncuya verdiğim görevin o oyuncu tarafından başarıyla yerine getirilmesi zevk veriyor; bu gelişim süreci ayrı bir zevk.

Tuhaf duygu durumları var seyirciyle buluşma konusunda. O yüzden çalışma sürecinin mi yoksa seyirciyle buluşmanın getirdiği o egosantrik duygu durumunun mu daha zevkli olduğunu bilemiyorum” diyor.

“Oyunun sonunda alkış olmazsa, bozulmaz mısınız?” diye sorulunca şu yanıtı veriyor:

“Bu oyunu alkışlamasınlar diye yaptık. Çalışmaya başladığımızda, ‘Bu oyunun tamamını izleyecek adamın alnını karışlamak istiyorum’ demiştim. Artistlik yapmadan, sadece içinde bulunduğunuz duygu durumunu anlatmayı ve klişelerden uzak bir tiyatroyu hedefliyorum.”

O Güldürmeyi Sevmeyenlerden

Beşikçioğlu, neden komedi yapmadığını şu sözlerle anlatıyor: “Ben perde kapandığında, izleyicinin düşünmesini isterim, ‘ne güldük’ demesi yerine…

Televizyon Onun İşi Değil

Bu Don Kişot’luğa soyunmasının ardında televizyondan kazandığı paranın güvencesi     var. Bunu söyleyecek kadar     açıksözlü:

“Tiyatro pahalı bir sanat dalı. Acaba televizyondan para kazanmasaydım yine bu işe soyunur muydum?  Bilmiyorum. Televizyonda yaptığım kirliliğin hepsini tiyatroda temizleyerek aslında bir arınma yaşıyorum. Burada arındığımız sürece orada ne yaptığımızın önemi yok. Çünkü benim işim değil televizyon…”

Beşikçioğlu’nun en önemli hazırlanma ritüeli: Son kontroller yapılırken, yerlerine yerleşen seyircilerin sesleri diyafonla kulise veriliyor.
“Seyircinin sesindeki enerji bize geçer.  Çünkü gelen izleyici hazırdır. Bunu oyun öncesindeki seslerden hissedersiniz.

Huzur Uzaklarda Değil Evde

Eve gidince uyumuyor; koridorda volta atmaya başlıyor. “Değerlendirme yapmadan, bir sonraki gün ne söyleyeceğinizi bilmemek doğru bir şey değil…”

Oyuncu, “Düşünmediğiniz bir an yok mu?” sorusuna şu yanıtı veriyor: “Ben de sevişiyorum, tuvalete gidiyorum, uyuyorum. Bir de yaz tatilim var.  İki ay boyunca hiçbir şey düşünmüyorum. Küçük bir teknem var. Kendimi denize atıyorum, balık tutuyorum.”

İstanbul’da Sahne Açmak İstiyor

Ankaralı Beşikçioğlu, dizi çekimleri için haftanın birkaç gününü İstanbul’da geçiriyor. Bununla birlikte, bu şehirde bir sahne açmak gibi planları var. “Amacımız hem Ankara’da, hem İstanbul’da birer sahnemiz olması. Bu bir sponsorla mı olur yoksa özgün irademizle mi, onu bilmiyorum şu anda. Çünkü çok maliyetli bir iş. ‘Hayvan Çiftliği’ oyunumuza Halkbank sponsordu. Sonrasında ‘Mojo’ isimli bir oyunu repertuvarımıza aldık. ‘Erdal Bey acaba yapmasanız mı?’ dediler. Oyunun içinde eşcinsellik, gece hayatı ve alkol vardı. Ben de, ‘Sizin mudiniz para yatırırken cinsel tercihi konusunda bir seçiminiz var mı? Para yatıran birine, ‘Alkol kullanıyor musunuz? Eşcinsel misiniz?’ diye soruyor musunuz? O zaman sanat konusunda neden bu kadar tutucusunuz?’ dedim. Bir daha da sponsorumuz olmadı tabii.”

Beşikçioğlu, kadınlar dünyasının fenomen erkeklerinden ama o “Anlamıyorum… Eşim de anlamıyor. Siz benim bir de uykudan kalkıp aynaya bakan halimi görün. Bir karizmatik oluyorum ki sormayın” diyor yüzünde tuhaf bir gülümsemeyle.

Hayattaki doğrularını yüksek sesle söylemekten çekinmeyen bu adam, çocuklarına didaktik olarak, “Şunu yapın, aman bunu yapmayın” şeklinde hitap etmekten hoşlanmıyor: “Arkada bırakacağım yüzlerce işi ve birlikte geçirdiğimiz zamanı gözden geçirdiklerinde nasıl bir adam olmaları gerektiğini kavrayacaklardır.”

Milliyet