Sat Bakalım

vecdisayarVecdi Sayar’ın Taraf’ta yer alan yazısının bir kısmını okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Başbakan Davutoğlu, hafta içinde ‘Ekonomide Yeni Eylem Planı’nı açıkladı. Bu plan çerçevesinde öncelikli sektörler için öngörülen dönüşüm programlarına yer verilmiş.

Açıklanan öncelikler içinde, kültür-sanat alanını ilgilendiren iki başlık var: tasarımda yenilikçi üretimin teşvik edilmesi ile fikrî ve sınai haklar konusu. İki alanda da, ticarileştirme kavramı öne çıkıyor, hükümetin genel politikasına uygun olarak.

Elbette, Yaratıcı Endüstriler ya da Yaratıcı Ekonomi kavramlarını duyamadık Başbakan’ın ağzından. Herhalde, yaratıcı sözcüğünden pek hoşlanmadıkları içindir… Oysa, tüm dünyada en hızlı gelişen sektörler arasında yer alıyor yaratıcı endüstriler.

Ülkemizin de bu alan üzerinde hassasiyetle durması gerekiyor. Görsel- işitsel sektörümüzde ciddi gelişmeler var. Sinemamız, tüm dünya festivallerinde ödüller kazanıyor. Televizyon yapımlarımız, ülkemizin önemli ihraç kalemlerinden biri oldu son yıllarda. Yayıncılık sektöründe gözle görülür bir gelişme var, ama gereken desteklerden yoksun bu sektör. Müzik sektörümüz için de aynı şeyi söyleyebiliriz.

Ama, hükümetimiz bu alanları görmemeyi tercih ediyor. Gördüğü zaman da, aklına gelen tek proje, ticarileştirme oluyor. Sanat alanlarının diğer sektörlerden farklı ihtiyaçları olduğu gerçeği gözardı ediliyor. Mevcut kültür-sanat kurumlarının özel sektöre devredilmesinden başka hedef görünmüyor ufukta.

Aslına bakarsanız, kendi hedefleri açısından doğru bir proje, özelleştirme. Kültür ve sanat üretiminin kamusal alandan özel alana devri yoluyla, toplumsal sorumluluk bilinciyle üretilen gayrı-ticari (kimi zaman siyasi içerikli) projelerden kurtulunacak; özel girişimin altından kalkamayacağı projeler yapılamaz hâle gelecek.

Öte yandan, devlet desteğinin yönlendirileceği yandaş şirketler desteklenerek, suya sabuna dokunmayan, ticari işler üretilecek. Tabii, bu sürecin sonucu olarak da, düşünmeyen, sorgulamayan kuşakların yetişmesi sağlanacak. Yeni Türkiye’nin ‘yeni insanları’…

Tiyatro dünyamıza son bir haftada indirilen darbeleri (Devlet Tiyatroları’nın başına, TÜSAK’çı bir Genel Müdür getirilmesi; Akün ve Şinasi Sahnelerinin ‘gizlice’ satılmasını), bu hedefler doğrultusunda atılan adımlar olarak görüyoruz.

Ve biliyoruz ki, istedikleri kadar sahne kapatsınlar, tiyatroyu susturamayacaklar… Alternatif tiyatrolarımız, birbirinden güzel, birbirinden cesur oyunlar sahneliyor. Ama, onlarla yetinmek niyetinde değiliz. Sanatın kamusal bir görev olduğunu hatırlatacağız, bıkıp usanmadan… Ne kadar niyetlenseler, Devlet Tiyatroları’ndan “Macbeth”i kaldıramayacaklar; Devlet Senfoni Orkestraları repertuarından Fazıl Say’ın eserlerini çıkartamayacaklar… Sanatın gücü karşısında geri adım atacaklar.

Yazının devamı için tıklayınız.

Taraf