Faust Öldü, Sıra Kimde?!

Yaşam Kaya

Sanırım 21 yaşındaydım, tiyatro kritikleri yazmaya yeni başlamış, aklımda biriktirdiğim hazineleri ‘değerlendirme’ aşamasında sanatsal alanlara yönlendirmiştim. Kendime ‘eleştirmen’ diyebilmek için fazlaca cesur adımlardı bunlar. Bir tiyatro kritiğinde kendimle ilgili yargılar ortaya koyup okuyucuyu sıkma peşinde değilim. 9 Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Sanatları Bölümü Deneme Sahnesi Topluluğu’nun bu sene sahneye koyduğu, Cristopher Marlowe’un “Dr. Faustus” eserinden uyarlanan “Faust Öldü” oyunuyla ilgili, hani kendimce bir eleştiri ortaya koyayım da, ortalıkta birer ikişer yazı yazan bazı anlamsızlara bir karşı duruş olsun. Eleştirmenin karşı duruşu olur mu? Olur illaki! Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin bana karşı nasıl bir karşı duruşu varsa benim de ortalıkta yazılanlara karşı bir duruşum olmalı. Ama sakın bunu bir cevap olarak algılamamalı. Benim kimseye verilecek bir cevabım olamaz, sadece izlediğim oyunun kritiğini yazar geçerim!

Barış Erdenk Zeki Yönetmen!

Cristopher Marlowe, “Dr. Faustus” eserini yazdığında gücü elinde tutmak adına bedenini, ruhunu şeytana satan bir adamın trajik hikayesini bizlere anlatır. Tanrılaşmış hedonist egolarını tatmin etmek için ortalıkta dolaşan bu sapkın ruh, şeytani düşüncelerini alıp toplumun derinliklerine kadar ilerler. Marlowe için ortaya çıkan ürünün ıstırap içinde acılar çekmesi şart olmuştur. Yani ne olacaktı ki; Goethe gibi birisinin çıkıp Faust için romantik kelimeler dökmesi mi gerçeği değiştirecekti? Engizisyon ruhunun şapşal yansımasını bize dikte eden Alman ruhu, yani Goethe ruhu, aklını ruhunu şeytana satıp, ‘hadi beni affedin, ben, sizin İsa’nın yaptığı gibi günahsız kimse olmadığının en büyük kanıtıyım’ diye ortalıkta tepemize mi çıkacaktı?! Falandı, filandı…

Ne İsa gibi mantıksal affetme duygusu vardır gerçeğin içinde ne de ruhunu kötüye teslim edenin iyilik perisine dönüşme şansı!

Marlowe’un eserinden uyarlanan ‘Faust Öldü’ Türkiye’deki ‘aydın’ denilen zavallıların içine düştüğü ‘güce tapınma’, ‘gücü elinde tutma’ ruhuna göndermeler yapan dört dörtlük bir eser. Eleştirileri güncelleme yapmadan, yok Elizabeth ruhu, yok 1600’lü yıllar Avrupa’sı, diye abuk şeyler yazarsanız, günün size anlattıklarını anlamadan ansiklopedik bilgilerle yazınızı doldurursunuz. Şimdiyi düşün biraz, önce şimdiye bak ki, sana Faust ne anlatıyor, geçmişle bağ kurarak gör! Tanrı, şeytan, kötü ruh bunların hepsi birer simge! Ne yani, insanları korkutmak için anlatılan ilk cehennem tasvirini gerçek mi zannedelim? Platon’un ‘İdealar Dünyası’ felsefesindeki ‘acı’nın kaynağının bu dünyadaki yanlışlarımız olduğunu görmeden yaşayalım! Oldu, pek güzel oldu!

Barış Erdenk, metaforlarla süslediği düşsel sahnesinde kendisini “Dr. Faustus” ile eşleştirmiş bir şizofrenik karakteri başköşeye koyuyor. O karakter zamanında güce tapındığı için, gücün emrinde çevresine zulmettiği için, güç için ruhunu beş para etmez kişilere sattığı için yaşadıklarından pişman, ama zaman artık çok geç! Akıl hastanesinde okuduğu “Dr. Faustus”u hayal edip yavaş yavaş kendi ölümünü hazırlayan karakterimiz, Türkiye’nin bir on sene sonraki aydın profillerini gözler önüne sermiş. Aslında oyun zekice tasarlanmış politik taşlamaları içinde barındırıyor. Barış Erdenk, şeytan göndermesi üzerinden aklını, zekasını, eleştirel gücünü belli düşüncenin emrine vermiş zavallıları sahnede hicvediyor! İki ana unsur üzerinden ilerleyen konunun sahne tasarımı bu sene şimdiye dek gördüğüm muhteşem bir aklın ürünü! Ayrıca sahnenin milimetrik kullanımı, oyuncuların düşsel gerçeklikle zamanın boyutsal geçişini hissetmeleri mükemmel ayarlanmış. Ayrıca Barış Erdenk rejilerinin en dikkat çekici özelliği, oyuncular açısından sahne performansının kusursuz biçimde belli bir tempoda ilerlemesi. ‘Faust Öldü’ oyununda yine aynı reji mantığının yansımalarını izliyoruz.

Ergün Metin’in, son ölüm sahnesi hariç, sahnedeki ‘Faust’ yorumu göz dolduruyor. Duygu geçişlerinde yaşadığı psikolojik handikap sahne başarısını engellememiş, akıcılık anlamında rejinin istediklerini birebir yerine getirmiş. Name Önal, anlatıcının durgun-keskin-gergin konuşma üslubunda üzerine düşeni yapıyor. Murat Sönmez ve Sevilay Çiftçi gurubun enerjisini yükselten isimler!

Kalite anlamında tartışılmaz bir ekip çalışmasının göze çarptığı ‘Faust Öldü’, harikulade düşüncenin enerjisinden çıkmış bir yapıt! Gösteri 13 Şubat 2015’e kadar her Cuma Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Özdemir Nutku Sahnesi’nde…

Lifeartsanat.com



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: