İzmir’de Alternatif Tiyatro: Tiyatro Salt – Kesik

Gizem Elif Asil

Günlük yaşamda dillerde dolaşan, haberlerin başat kelimeleri arasında yer alan kelimedir otorite. Türk Dil Kurumu otoriteyi; ‘Bir işi yapabilme gücü, erk, kuvvet.’ olarak tanımlıyor. Peki siz nasıl tanımlıyorsunuz ? Sizin yaşamınızda otorite kimdir? İşe gittiğinizde patronunuz mudur? Peki ya evde? Otoriteye karşı gelip gelenekleriniz engellenirse ne yaparsınız? Sünnet engellenirse, bayramlar yasaklanırsa, baş örtüsü tamamen yasaklanır ya da zorunlu kılınır ise? Şimdi, bu soruları yanımıza alıp sizleri küçük bir yolculuğa çıkaracağım.

İzmir Alsancak’ta bir apartman dairesi. Seyirciler ellerinde bilet kapıda bekliyorlar.Yer numarasının olmadığı, istediğimiz yere oturabileceğimiz söylendikten sonra siyah bir odaya giriyoruz. Bir oda tiyatrosunda seyirlik gösteri sunmak çok zor. Bir de bu işi İzmir’de yapmaya çalışıyorsanız işiniz bir kat daha zorlaşıyor. Artık 2000 sonrası büyük tiyatrolar yok. Ufak mekanlarda ufak tiyatrolar var. Yirmi otuz kişilik seyirci kapasiteli, iki iş hanı ya da iki apartman ötenizdeki tiyatrolardan biri de Tiyatro Salt. Modern insanın yaşamına yönelik oyunlar seçilen bir tiyatro olması önemli. Otoritenin tiyatro estetiğinden sıkıldıysanız, düşük bütçe ile kaliteli oyun seyretmek istiyorsanız bence sadece bunun için bile bu oyunlara gidilmeli. İzmir’deki özel tiyatrolardan olan Tiyatro Salt bünyesinde can bulan, Mark Ravenhill’in yazdığı, Alev Koçer’in çevirisini yapıp uyarladığı ‘Kesik’ adlı oyun, üç sahne olarak bölümlenmiş. Birbiri içinde tartıştırılan konular sayesinde üç başlığa ayırdığım yazıma dördüncüyü ekleyeyim, dört başlık olsun.

Nedir Bu Kesik?

Oyunun birinci bölümü, kendi ağzından da duyduğumuz, oyunda otorite olarak konumlandırılan Pauli ile kesik isteyen yani gelenekçi düşünce yapısında olan John arasında geçiyor. Pauli’nin yardımcısı, sahne boyunca hiç konuşmayan Gita ise, hiçbir yere ait olamayan, rengini belli edemeyen günümüzde de sessizliğini korumak zorunda bırakılan / sessiz kalan işçi sınıfının temsilcisi. Kesik yapmanın acısı ve çelişkisi içinde olan ile kesik yaptırmanın acısı ve çelişkisi içinde bulunmanın bir arada işlendiği bu sahne Pauli’nin John’a Kesik yapması ile son buluyor. ‘Kesik’ kelimesinin cerrahi müdahale hatta etik olmayan cerrahi müdahale olduğunu anlıyoruz. Kesik yapılmasını isteyen kişi bu eylemi gelenek olduğu için ve arınma sağladığı için yaptırıyor. Oyunun sonuna kadar kesiğin ne olduğu söylenmiyor, seyircinin yorumuna bırakılıyor.Bir sürü şey geliyor aklımıza ama Kesik bizim toplumumuzda sünnet yahut baş örtüsü olabilir. Yerellikten çıkarırsak Yahudi takkesi de olabilir. Burada tartışmaya açılan düşünce; iki taraftan hangisinde olacağımız değil, hangi tarafta olursak olalım bedel ödeyeceğimizdir. Öyle ya bizde elbet kesik yapan ya da yaptıran olmuşuzdur! Taraf olmamak sıkıntıdır. Kim bilir belki taraf olmak zorunda bırakılıyoruz!

Bir iş yerinde kesik yapmak istemeyen ve kesik yaptırmak isteyeni karşılıklı görüyoruz. Kamusal alandaki otoritenin de çözülme alanları olacaktır. Otorite kendi iş yerinde de olsa çözülmeye ihtiyacı vardır. Pauli duygusal olarak çözülür. Gerekçesi olmadan özel açıklamalar yapar.İnandırıcılığı zedelediğini düşünüyorum.Bu düşüncemin yanında oyunun yazarı Mark Ravenhill’in Avrupa kıtasında, İngiltere’de doğduğunu unutmamamız gerekir.Böyle olunca oyunda bizim kültürel kodlarımız yerine İngiliz oyunlarının kodlarının bulunması rol kişileri ile özdeşlik kuramamamıza ve öykünün içine giremememize neden oluyor. Farklı kültürel kodları yorumlayabiliriz/yorumlayabilmeliyiz..

Otoritenin Kendisi Evde Besleniyor…

Oyununun ikinci bölümünde iş yerinde otorite olan Pauli ile evde otorite olan Suzan’ı yemek masasında görüyoruz. Pauli ve Suzan lezbiyen bir çift. Mina ise evdeki işlere yardımcı oluyor, sessizliğini ilk sahnedeki Gita gibi hiç bozmuyor.Pauli ile ilgileniyor gibi görünen, evde yapılacak her işe, yemeğe –buna Pauli’nin yemek saati, yiyeceği yemeğin çeşidi de dahil- karar veren Suzan, eşinin büroda neler yaptığını biliyor.Fakat onun ağzından da duymak istiyor.Bir kırılma yaşanıyor ve Pauli’nin oğlu Stephen ile Suzan’ın altı aylık ilişkisi olduğunu anlıyoruz.Seyir alışkanlıklarımız içinde ensest ilişkileri göremediğimiz için,bu tür ilişkiler nasıl yaşanır bilmiyoruz.Bu yüzden lezbiyen ilişkide bir tarafı eril, diğer tarafı dişil olarak hayal ediyoruz. Pauli oyun kişisi hayal ettiğimiz ilişki biriminde eril tarafta işlenip, otoritenin baş köşesine oturtuluyor. Tam bu noktada şunu sormak istiyorum;‘Cinsiyet kırılımını tamamlamış kişide neden heteroseksüel özellikler arıyoruz?’ Biseksüel ilişkinin heteroseksüel kalıplarla yürüyor olması enteresan bir durum. İnsanlar arasında otoriteye mi ihtiyaç duyuluyor? Birisinin ilişkiyi yönlendirmesi mi gerekir? Gerek kostümü, gerekse tavrı ile erkeksi kabul edilen özelliklerle bezenen Pauli hiç ağlamadığından söz edip, bir süre sonra sinirden göz yaşlarını tutamıyor. Otorite için evde güçsüzleşme mi söz konusu?

Otorite olarak toplumsal normları yerine getirmekle görevli, bundan psikolojik açıdan yıpranmış ve acı duyduğu görünüyor. Otorite olsan da özgür değilsin. Çarkın dişlisi olduğunu fark etmelisin. Otorite görevini reddedemez. Tıpkı Pauli gibi. Pauli her sabah kalkıp, iş yerine kesik yapmaya gitmek zorunda. Ama artık kesik yapmak istemiyor. Belki de bir zamanlar bu işi yapmak için, kesik yapmak için can atıyordu. Artık kesik yapmayı reddediyor. Otorite ama ondan çıkmak istiyor, rahatsızlık duyuyor. Fakat bu imkansız. Sistem bireyin etrafını sarmış durumda. Onu her yerinden bağlıyor, öğütüyor. Bireyin sistem içinde konumlandırılması söz konusu. Birinci bölümde Pauli’nin yıldızı parlarken, ikinci bölümde ise Suzan’ın yıldızı parlıyor.

Eskiyi Hapseden Yeni Dünya…

 Dördüncü başlığı eklediğim, üç bölümlük oyunun üçüncü bölümünde anne oğul ilişkisini görüyoruz. Hapishanede olan Pauli, oğlu Stephen’ın ziyarete gelmesi ile başlayan sahnede dünyada iyi adına pek bir şey kalmadığını düşünür. Pauli ile aynı düşünceleri benimsemeyen, dünyanın ve kendisinin değiştiğini düşünen, içindeki çelişkileri yaşayan Stephen oyun kişisini canlandıran oyuncu bana bunları, Stephen’ın annesine ve otoriteye karşı beslediği duyguları vermiyor aslında.

Orijinal Metin ve Uyarlanan Oyuna Göz Atalım

Üç sahnelik oyun, birinci sahnesinden itibaren bana sorular sordurmaya başladı. Kesik nedir? Kesik kelimesi bizim toplumumuzda neye karşılık gelir? Oyun kesiğin bizim toplumumuzda neye karşılık geldiğini sorgulatıyor. ‘Kesik’ kelimesinin neye karşılık geldiğinin biz seyircilere bırakılması merak uyandırdı bende. Ataerkil toplum yapısında otoritenin karşılığı olan erkek yerine neden kadın tercih edilmiş? Uyarlama yapılırken oyun hangi konu ekseninde ele alınmış? Bu sorular beni oyunun orijinal metnine ulaşmaya, oyun ile ilgili araştırma yapmaya itti.

Orjinal metinde Kesik yapan kişi Paul olarak geçiyor. Yani karı koca ilişkisi var. Uyarlamada ise iki kadının çift olduğu görülüyor. Elbetteki iki kadının evli ya da partner olması olağandır. Böyle olunca Stephen hem Suzan’a hem de Pauli’ye ‘Anne’ diyor. O halde Stephen’ın öyküsünde babasının kim olduğunu merak ediyoruz. Bunun cevabının bize verilmesi bir kural değil. İki kadın ve bir çocuğun aile birimini oluşturduğunu normalleştiremediğimiz gibi nedenselliğe oturtmadan da oyun izlemeyi normalleştiremedik.

Oyundaki Pauli’yi ya da Suzan’ı hangi düşünce birimine oturtacağım? Şunu düşünmek de mümkün; Pauli’yi ya da Suzan’ı bu düşünce birimlerinden birine oturtmak zorunda mıyım? Aslına bakarsanız bu sorularla ben de biseksüel ilişkiyi, heteroseksüel kalıpla yargılamış oluyorum. İki kadın ve bir çocuktan oluşan aileyi, aile olarak kabul etmemiş oluyorum. Heteroseksüel ilişkileri benimsediğimiz ve sadece bu tür ilişkileri bildiğimiz için bu gözle değerlendiriyoruz. Biz bir kadın, bir erkek ve bir çocuğun aile olmasını beklerken, iki kadın ve bir çocuğun aile birimini oluşturduğunu görüyoruz. Oyun bu bağlamda beklentimizi kırıyor. Ve seyirci olarak bundan rahatsız oluyoruz. Toplumun bize dayattığı normları, sahnede de görmek istiyoruz.

 Sorularımızla beraber çıktığımız yolculuğumuz sona erdi. Otoriteyi işte, evde ve hapishanede gördük. Yazımda Kesik yapanın ve yaptıranın acısı ve çelişkisini, otoritenin özel ve kurumsal alandaki yaşamı başta olmak üzere birçok konuyu tartışıyorum. Bunu Tiyatro Salt’ın, Kesik oyunu sayesinde yapıyorum. Yazımın başında da belirttiğim gibi, otoritenin tiyatro estetiğinden sıkıldıysanız, düşük bütçe ile kaliteli oyun seyretmek istiyorsanız bence sadece bunun için bile bu oyunlara gidilmeli.

Yorum


işlemi tamamlayınız: