Tiyatro Persona’dan Leonce ile Lena

Metin Boran

İstanbul’da geçtiğimiz sezon kurulan Tiyatro Persona, Alman oyun yazarı Georg Büchner’in (1813-1937) genç yaşta yazdığı Leonce ile Lena adlı oyunla seyircisine merhaba dedi. Devlet Tiyatrosu sanatçısı Ozan Uçar’ın uyarlayıp yönettiği oyunun ışık tasarımı Önder Arık’a,  müzik düzenlemesi ise Oktay Köseoğlu’na ait. Dekor ve kostüm tasarımını kolektif bir çalışma ile kotaran topluluğun yönetmen yardımcılığını ise Senem Cevher üstleniyor.

Georg Büchner, kısa yaşamında, yaşadığı zamanın toplumsal ve siyasal sorunlarına duyarlı bir yazar olarak biliniyor. Tıp öğrenimi görürken İnsan Hakları Birliği’nin kuruluşunda yer alıyor. Devrimci düşünceye zemin hazırlamak ve taraf oluşturmak için Hessen Köylülerine Bildiri’yi kaleme alıyor ve arkadaşları ile birlikte dağıtımını yapıyor.

Edebiyat ve sanata ilgi duyuyor. Zamanın aydın ve yazarlarının özgürlük ve eşitlik düşüncelerinden etkileniyor. Yaşanmış gerçek olaylardan esinlenerek yazdığı oyunlar (Danton’un Ölümü, Woyzeck) bugün hala dünya tiyatrolarında en çok sahnelenen oyunlar arasında yer alıyor. Bu oyunların yirminci yüzyılın öncü ve avangard tiyatro metinlerine zemin oluşturan kurgusal özellikler içerdiği kabul edilir.

Büchner, üç perdelik kısa oyunu Leonce ile Lena’da dönemin aristokrat iktidarı ve toplumsal ilişkilerine kendi tarzında içerden bir eleştiri yöneltir. Oyunda düş ve gerçek,  tutku ve yok oluş teması, fantastik bir yaklaşımla iç içe kurgulanarak, kişiler ve olaylar alışılmışın dışında duygusal ve düşünsel boyutu ile sahneye taşınır.

İktidar tarafından verilen statüyü reddeden, Prenses Lena ile nişanlı genç prens Leonce nişan günü ortadan kaybolur, yanı sıra nişanlısı Lena’da ortalıkta görünmemektedir. İktidarın ve geleneksel ilişkilerin potasında erimek istemeyen gençler aşk ve ölüm arzusu ile kendi ideallerini ve yaşamak istedikleri dünyayı konuşurlar. İktidarı ve hükmetmeyi alaya alarak, mizah ve ironi ile bezenmiş bir dille insanın var oluşunu da sorgulayan Büchner esas olarak insanın kendi olma sorunsalına dönemin değerleri bağlamında bir hesaplaşmaya girer.

Yönetmen Ozan Uçar sahne yorumunda metnin özüne dokunmadan “sorun”u bugüne taşıyarak biçim değiştirmiş yeni iktidar odaklarının insan üzerindeki tahakkümünü ölçülü bir dille sorguluyor. Kendi idealleri yok sayılan, itiraz hakkı elinden alınan bireyin sancılı hayatı ve arızalı ilişkileri üzerinden patolojik toplumu nesnelleştirme girişimine yönelen Uçar, özenli bir sahne eylemi kotarıyor. Yazarın üslubu ve metnin tarzına uygun bir konsept hazırlayan yönetmene en büyük destek oyunculardan geliyor. Yanı sıra Önder Arık’ın başarılı ışık yorumu ve minimal düzeyde tasarlanmış dekor kostüm yaratımı ile bütünleşerek uyumlu bir anlatım ortaya çıkarıyor.

Tiyatro Persona ekibi metnin tüm kişilerini anlayarak, ölçülü, abartısız ve eksiksiz olarak sahneye taşıyor ve sorumluluk bilinci ile anlatımı başarılı bir şekilde okunaklı hale getiriyorlar. Ekipteki her bir oyuncu, Büchner’in kişi ve karakterlerinin duygu ve düşünce dünyalarını, kişisel özelliklerini bütünlüklü olarak yaşayan bir canlı olarak yeniden yaratıyor ve karşımıza sahici kimlikler çıkarıyor.Oyunda Utku Çorbacı,Gülşah Yeşilot Cansu Demirci, Senem Cevher, İpek Şen, Nurullah kalkan, Duygu Yürükçe ve Bünyamin Sürmeli görev üstleniyorlar.

Son yıllarda ülkemizde tiyatro yapmanın zulümle kol kola yürümek ve acı çekerek kendi mesleğinden nefret etme boyutuna geldiği günümüz koşullarında Tiyatro Persona bu acıyı ve işkenceyi göğüslemeye hazır olduğunu belli eden bir ekipten oluşuyor. Topluluk seçtiği ilk oyunla ve sahneleme pratiğindeki ciddiyetle geleceğe dönük umut vaat ediyor. Umarım bu ciddi ve özenli çalışmalarını sürekliliğe dönüştürürler ve kendi anlayış ve tarzlarını kalıcı hale getirerek uzun soluklu bir tiyatro pratiğine katkı sunarlar.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: