İstikrar…

Volkan Taha Şeker

İstikrar sözcüğünün başarıya götürecek bir formülün kısaltması olduğuna inanıyorum. Sanatta istikrar, özellikle öğrenmek ve layığıyla üretebilmekten geçiyor. İstikrar en üstten başlıyor. Bu yüzden devletlerin sanat politikaları, sürdürülebilir ve ısrarlı olmalı… Balığın başı önemli. Bu da başın sürekli değişmemesiyle başlar, mantıklı çalışmalarla sürer.

Anadolu tiyatrosunun tarihi üzerine araştırmalar sürüyor. Ancak Cumhuriyet sonrası tiyatro tarihi ve çalışmaları üzerine durup düşünmek gerekiyor. Tiyatromuz 1990-2000 yılları arasında Fetret Devri yaşamış. Çeşitli kentlerde Devlet Tiyatroları sahneleri açılmış olsa da akademik anlamda araştırmaların ve uygulamaların yoğun ve yeterli olmadığı aşikâr…

İnanılır gibi değil. Bu zaman dilimi içerisinde sadece beş yıllık sürede (1991-1996) dokuz Kültür Bakanı değişmiş. Birçok hükümet gelip geçmiş. Bu hükümetlerin kültür politikaları, değişen bakanların da sürdürülebilir politikalar üretebileceğine inanabiliyor musunuz? İlginç gelecek ama içlerinden biri sadece üç hafta koltuğunda kalarak bir rekora imza atmış. Şu an ise durumlar çok daha iyi. Son on yılda göreve gelen üçüncü Kültür Bakanı halen koltuğunda. İyi ki de orada… Dediğim gibi istikrar baştan başlar.

Peki ya bakanların saklambaçtaki ebe misali sürekli değiştiği beş yıllık sürede neler olmuş? Cevabı pek de iç açıcı değil. Özellikle Devlet Tiyatroları yerinde saymış. Yeni kentlere açılımlar yok denecek kadar azalmış. On yılda sadece üç-dört şehirde Devlet Tiyatroları kurulabilmiş. Bazı özel tiyatrolar boşluğu doldurarak patronlarını zengin etmiş. Bazı özel tiyatrolar ve sivil toplum kuruluşları da bu yıllarda başarılı tiyatro projeleri üretmiş ancak projeleri için kendilerine, tek yetkilinin Kültür Bakanı olduğu söylenmiş. Onlar da “Hangi bakan, dünkü mü bugünkü mü?” diye düşünürken randevu alamadıklarıyla yetinmişler. Anlaşılan o ki Kültür Bakanlığı, doksanlı yılların belirgin kısmında güçler ve rantlar birliği ilkesiyle yönetilmiş.

Bazı kişilerin hakkını yememek gerekir. Eski Kültür Bakanlarından Fikri Sağlar, son derece iyi niyetle yaklaşarak yazarları yazmaya, okurları da okumaya yönlendirmek istemiş. Bunun için Kültür Bakanlığı Yayınları bünyesinde, yazarların oyunlarına telif bedeli ödenerek kitap olarak bastırılmış ve oynanan her oyunun ardından seyircilerin oyun metnine kitap ciddiyetinde yaklaşabilmesi sağlanmıştır.

İçerikten ziyade herkesin yazmaya yönelmesi hedeflenmiş. Bu iyi niyetli yaklaşıma bizim yazarlarımızın yaklaşımı ise mükemmel olmuştur! Tabiri caizse sabah erkek uyanan bazı yazar adayları kitap yazarak bunu Kültür Bakanlığına kakalamış. Sonrasında bir yığın gereksiz kitap. Ağaç israfı… İçeriklerine bakıyoruz, oyunda karakter (?) yok. Sadece telif bedeli ve şöhret amaçlı çıkan bu kitaplar sahaf raflarında halen duruyor. Alıp okumak isteyenler, sekiz on iyi yazarın haricindeki kişilerin yazdıklarını okurken birden oyunun bittiğini görecek. “Eksik sayfa mı var?” diye sorarken “PERDE” yazısını görecekler.

Hülasa, tiyatro sadece devletle de olmaz… Öncelikle bazı sanat kişilerinin biraz adaplı olması gerekir.

Sadece devletle olmaz ama devletsiz de olmaz. Çünkü devlet, milleti temsil eder.

Şimdilerde ülkenin dört bir yanında Devlet Tiyatrolarının olması, Devlet Tiyatrolarının olmadığı kentlere de turneler düzenlenmesi istikrarın önemli yansımalarından biridir. Bu kurumun gelişerek devam etmesi, gelecek nesiller açısından da mükemmel bir yatırımdır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi, “Sanatkâr, toplumda uzun çaba ve çalışmalardan sonra, alnında ışığı ilk duyan insandır.”

Ne kadar güzel bir tanımlama…

Buradan anladığımız şu: Sanatkâr, ışık adı altında sapıtan, sokaklara çıkıp sağa sola taş atan, devletin kimliğini taşıdığı halde devlete zarar veren, eşini dahi tanıyamayacak kadar sarhoşken sahneye çıkmaya çalışan ve sanatçı olduğunu sanan ama sanatı olmayan kişiler değil…

Bu jenerasyon, 90’lı yılların Kültür Bakanlarının beslediği ve sonra maaşlı şekilde sokaklara savurduğu suç makineleri ve nesil zehirleyicileridir.

Edepli, inançlı ve adaplı sanatçılarımızla, sanata ve istikrara devam…

Işık ve sevgiyle…



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: