Sabahattin Şenyüz’ün Anlatımları (5)

Zafer Diper

“80 darbesi…” diye sürdürüyor Sabahattin Abi kaldığı yerden… “Sabaha karşı topladılar şube müdürlerini, 14 kişiydik galiba minibüste. Vatan Caddesi’nde tanklar. Belediye subay kaynıyor, çoğu kurmay. İstanbul’un başına da Akansel Paşa geçmiş. Ama kendisine ‘paşam, komutanım’ denmesini istemiyor: ‘Paşa maşa lafı yok, başkanım diyeceksiniz!..’ Açıklamasında ihtilal demiyor da ‘Biz böyle bir değişimi uygun gördük, yapmak zorundaydık, Atatürk sevgisiyle yaptık’ diyor. ‘Görevinize dönecek, çalışmalarınıza devam edeceksiniz…’ Kaymakamla, fırınları dolaşıyoruz o gün. Sokağa çıkma yasağı var. Ekmeksiz olur mu… Biraz dağılmış durumdayız tabii. Sıra dışı günler. Akansel Paşa nereyi denetlese ‘berbat’ demiş. Önüne geleni haşlamış. Beni de aradı. ‘Dün gelmişsiniz, etrafı kötü bulmuşsunuz, haklısınız’ dedim… Akansel, ertesi gün sekreterine ‘Yahu bu Kadıköy’ün müdürü çocuk, yeni mi geldi askerden?’ demiş. ‘Hangi şubeye gitsem bir şeyler uydurdular, bu ise bahane öne sürmedi, aferin!..’ İki ay geçti, emekli askerleri atadılar her bir yere. Çağırttı beni gene. ‘Bak, müdürleri yok parka yok mezbahaya falan gönderdim gitti. Ama sen, de ki, şurayı istiyorum, oraya göndereceğim seni…’ Eh, ‘Üsküdar’ dedim, yakın bana. Gittiğimde beş müdür muavini vardı. Emekli askerler anlamaz ki belediyecilikten, yavaş yavaş gitti hepsi ve sonunda yalnız kaldım, yani başkanlığı ben yürütüyordum. Sonraki İstanbul Belediye Başkanı Ecmel Kutay Paşa’yla da ilginç anım var. Bir gün toplanıldı, beni yanına oturttu. Diğer askerler kaş göz yapıyorlar, ‘bir tek bu adam var aramızda sivil’ diye. Patladı paşa; ‘Sabahattin Bey hepinizi cebinden çıkarır. İşini bilir. Benim sokağımı o asfaltladı!’  Meğerse Kadıköy’deyken onu sokağını da asfaltlamışım… Geç Üsküdar’a… SHP kuruldu. Seçimler var. 1978-83 dönemi Orhan Apaydın başkanlığındaki İstanbul Barosu Yönetim Kurulu üyeliğinde bulunan ve ardından üç kez Baro Başkanlığı yapan Kazım Kolcuoğlu, ‘İstifa et, ilçe belediye başkan adayımız sensin’ dedi. Gittim istifamı verdim. Ancak ikametgâh tutmuyordu. İlçede oturur olmalıydın, şimdiki gibi değil. İstifa dilekçesini geri almak için Özlük İşleri Müdürü albayın karşısına geçtim. ‘Merhaba…’ dedi. ‘Siz beni tanımadınız ama ben tanıyorum. Kadıköy’de bir market açmıştım. Ölçüler tutmadığı için bir türlü ruhsat vermiyorlardı. Bir gün siz geldiniz, ‘Büyük yazıhaneyi ne yapacaksınız, biraz ufaltın’ dediniz. Bu hiç aklıma gelmemişti, öyle yaptım ve aldım ruhsatı. Peki, geri vereceğim dilekçenizi de, Maltepe’ye gider misiniz? Orda da bir paşa emeklisi var ama hiçbir şeyden anlamıyor…’ Maltepe Belediyesi günlerim böyle başladı, 1990’a kadar. Arada, Pendik’te işler kötü olunca, oraya da baktım bir altı ay. Başkan faşist, ‘komünizm görüldüğü yerde ezilmelidir’ yazıları astırmış duvarlara belediyenin içinde. Hemen indirttim…” “Eh, nerede işler ters gidiyor, o belediyeye Sabahattin Şenyüz, ilk yardım çantası gibi yollanıyor ilçeden ilçeye…” “Sanki öyle. Sonra yeniden döndüm Maltepe’ye. 1990’da emekliye ayrıldım… 91 yılında, tee sokak tiyatrosundan arkadaşım Ali Özgentürk aradı, ‘Gel, şu işlere bak…’ diye. 20 yıla yakın Ali’nin tüm yapımlarındaydım. Muhasebesinden, bazen senaryo yazımına kadar…”  Son olarak, Erol Avcı’yla ortak girilen Kemal Sunal’ın yaşamını yitirdiği Balalayka filmiyle ilgili çeşitli anılarını aktarıyor…

Üç saatlik konuşmamızdan bir sürü şeyi atlayarak, kesip biçerek derleyebildiğim bunlar…

Onca yaşanmışlıklar, yerel yönetimlerle ilgili bilgiler deneyimler… CHP geliyor aklıma, hani bir soran var mıdır: “Yahu Sabahattin Bey, bunca birikiminizden bir biçimde yararlanabilir miyiz acaba? Katkılar sunmanız olası mı? İstekleriniz, görüşleriniz nedir?.. ya da…”  “Ya da ne?” diye kesiyor. Onun bir gülmesi var ki… Öylece  yayılıyor gülücükler Sabahattin’in Şenyüz’üne…

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.