Yeni Sinema Yeniden (1)

Zafer Diper

Gazetede aynı gün yazdığımız için, “gündeş”im diyebileceğim Zahit Atam’ın; ayrıntısal yaklaşımıyla o bilinesi sinema ölçütlerini çoktan aşan, toplumsal içeriği yanı sıra hani neredeyse kimi konuları akıl ve ruh sağlığını inceleyen bilimin (Psikopatoloji’nin) boyutları içinde tartıştığı, eleştiri kavramını çok yönlü biçimde ele aldığı yapıtı “Eleştiri Nedir?”i okudunuz mu acaba bilmem. Ama bildiğim, bu önemli kitabın pek bir yerlerde tanıtımını-duyurusunu “göremediğimiz”, ne yazık ki…

Sanırım sinemayla yoğun ilgilenimim nedeniyle de Atam’ın bana muştuladığı: Yeni Sinema Dergisi’nin yeniden çıkacak olması ve benim de ilk sayısına yazı vermemi istemesi…

Sevindirici…

Düşünüyorum da, 1965’lerde lise sonlardayken okulu asıp 110 No’lu üyesi olduğum Sinematek’le buluşmam, sanatın bu dalında öğrenim gören bir öğrenci duyarlığıyla tüm etkinliklere katılmam, Enis Rıza Sakızlı ve Fehmi Gerçeker’le birlikte sokaklarda film çekeceğiz diye koşturmalarım; bunlar böyleyse, o günlerde benim gereksinim duyduğum okul Sinematek miydi, yoksa Biyoloji’de salyangozun iç yapısının renkli kalemlerle çizildiği, cebirli mebirli lise mi?!

Arada bir baktığım ancak uzunca süredir elime almadığım, Sinematek Derneği’nin yayın organı “Yeni Sinema”nın ilk dergisini (Mart 1966) indirdim raftan… Beni o dönemler Sinematek gösterimlerinde en çok etkileyen filmlerden biri Wajda’nın “Küller ve Elmaslar”(1958), bir diğeri de Munk’un, 1961’de bir trafik kazasında ölmesi sonucu 1963’te Lesiewicz’in tamamladığı “Yolcu” filmiydi. İşte derginin 1. sayısının ön kapağında sağ üst köşede “Yolcu”da Nazi görevlisini oynayan Aleksandra Slaska’nın fotoğrafı yer alıyor. İç sayfada, Çıkarken’de şöyle deniyor: ”Dergi, sinemanın ülkemizde tanınmayan başeserlerinin sunulmasının yanı sıra bu eserlerin ve genel olarak sinema sanatının derinlemesine kavranmasına yardım edecek, araştırıcı, eleştirici bir kaynak olacaktır… Bu sayımızdaki ‘Fransız Sinematek’ini anlatan derleme ise, herhangi bir kuruluşun incelenmesinin çok ötesinde anlamlar taşımaktadır…”

Sayfaları çeviriyorum; Rossellini, Yeni Dalga, Polonya Sineması, Bunuel vd bölümleri atlıyorum ve geliyorum “Yeryüzünün En Büyük Sinemateki” yazısına, ancak bu beş sayfa. Geçiyorum. Ne var ki ayrıca bir kutuya yerleştirilen “50 Bin Film” başlıklı yazıdan alıntılar yapabilirim: “Fransız Sinematek’i devletten yardım alan özel bir dernektir. Bir yönetim kuruluyla idare edilmektedir. Filmleri toplamak ve muhafaza etmekle görevli olan Sinematek ayrıca bir de sinema müzesi meydana getirmekle yükümlüdür. Fransız Sinemateki elli bini aşkın film (kopya ve negatif), beş bin ciltlik bir kitaplık, yüz bin fotoğraflık bir fototek bir baskı ve developman laboratuarı, afiş, el yazması, maket, dekor eskizlerine sahip bulunmaktadır. Ayrıca sinema kültürünün yayılması için tarihsel araştırma, Fransa’da ve Fransa dışında sergiler düzenleme, uluslararası festivallere katılma, sinema tarihi dersleri gibi çalışmalar da yapmakta ve sürekli film gösterileri düzenlemektedir. Uluslararası ikili anlaşmalarla, dış ülkelerden serbestçe ‘film’ kabul etmek ve değiş-tokuş yapmak yetkisine de sahiptir…” Daha alıntı yapayım mı? Yapmayayım. Aradan geçmiş yarım yüzyıl. Şimdi nerelerdedirler acaba? O sayılar şimdi kaçlara varmıştır?

Birgün



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: