‘Çênadengızi’: Kısa Film Tadında Bir İstanbul Masalı!

Yaşam Kaya

Perafest 2015 Festivali kapsamında Şermola Perfomans’ta izlediğim ‘Çênadengızi’, Destar Tiyatro’nun bünyesinden çıkan yine çarpıcı bir eser. Ahmet Sami Özbudak’ın yazdığı oyunu, Şehir Tiyatroları’ndan tanıdığımız Aslı Öngören yönetiyor. Oyunun konusunda İstanbul’ un içinden çıkıp gelen doğal bir aşk yakınlaşması var olmasına var, ama asıl olan bu oyunun tiyatroda bir ilki gerçekleştirmesidir. Yeniyi denemekten korkmayan yönetmenlerin yaptığı işleri hep sevmişimdir. Sinematografik Tiyatro akımının hızla tiyatromuzun içine yayıldığını görürken, bu akımdan yola çıkıp kaliteli işler ortaya koyan isimleri tüm tiyatro dünyasının bilmesi gerekir. Aslı Öngören her açıdan insanı sahnenin içine çeken, kısa film tadında muhteşem bir oyun ortaya çıkarmış!

Konuda geçimini çöp toplayarak sağlayan bir adam karşımızda. Kürt kökenli bu adamın İstanbul’da çöplük karıştırarak hayata tutunma macerası bir mola anında farklı boyutlara ulaşıyor. Karaköy civarında bir şişe şarabın özlemiyle müzik dinlediği zamanda karşısına çıkan kadın adamın düşüncelerini, duygularını bambaşka boyutlara taşır. Kadının agresif tavırlarının altında yatan sevgi özlemiyle dolu kalbi adamın sözcüklerinde belirginleşir. Arayış içinde iki insanın mantıksal ve duygusal yakınlaşması zaman zaman kısa kavgalara sebep verse de, kadının cümleleriyle adamın arayışı çöplüğün içinden çıkan ince ayrıntıda gizlidir. Anlık kısa zaman diliminde geçen öykü öylesine naif bir üslupla yazılmış ki, Ahmet Sami Özbudak’ın zeka dolu anlatımında insan gerçeküstü bir masalın derin düşüncelerine dalabiliyor.

Aslı Öngören için giriş cümlesinde yazdığım cümlelerin açıklamasına geçebilirim. Oyun kısa zaman diliminde bir anı anlatırken yönetmen iki insan arasında geçen konuşmaları kısa film çekercesine işlemiş. Aslında oyunun her bir karesinde Sinematografik izler görebiliyoruz. Konuşmalar esnasında görüntünün ters açılardan tekrar tekrar seyirciye gösterilmesi, anın değişimi esnasında oyuncuların yer değiştirerek ortamdaki ambiyansı hissettirmesi, kaset çalardan müzik dinleyen oyuncunun kulağındaki müziğin bizlere sunulması söylediklerimin en büyük kanıtı. Tabi bunların yanında yönetmenin oyuncular üzerinde ince ince işlediği öykünün akışı tadında olmuş. Aslı Öngören’ in tamamen oyununa hakim biçimde konuya eğildiğine şahit olduk. Yönetmen ilk kez kısa film tadında bir tiyatro oyununu seyirciyle buluşturuyor. 35 dakika süren konuyu gözünüzü kırpmadan beyazperdeye bakar gibi izliyorsunuz.

Emre Çağrı Akbaba ve Gözde Demirtaş sahnede harika ikili oluşturuyor. Erkeğin hafif maço dünyasının içinde kendine özel alan oluşturması fevkalade iyi analiz edilerek bizlere sunulmuş. Emre Çağrı’nın rolünün psikodinamik yapısını anladığını görüyoruz. Gözde Demirtaş’ın umutsuzluk içinde çıka gelen kadında harikalar yarattığına şahit olup, sevgi-aşk-cinsel yakınlaşma sonucunda, konunun gidişatına uygun öyküden çıkıp giden kadını doğru kanallardan yorumlamasına tanık olduk. Sözcükler kelimelere, kelimeler cümlelere dönüşürken iki oyuncunun doğal rol yetenekleri sayesinde seyrine doyulmaz bir oyun ortaya çıkmış. Yani ortada abartısız ilişki duruyor. Çöp toplayarak yaşamına devam eden bir erkek, umutsuzluk içinde ıslak bedeniyle olanı anlatmak için çıkan bir kadın!

Çênadengızi, günümüz dünyasının gerçek denizkızı öyküsünü sade, doğal, sinematografik tatta izleyene gösteriyor. Oyun Şermola Performans’ta seyircilerini bekliyor. Mutlaka bu gösteriyi ajandanıza not edin.

Lifeartsanat



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: