Sansür

Metin Boran

Hükümet kendi ideolojik ve politik tutumuna aykırı gördüğü her türlü sanat ve edebiyat etkinliğini çeşitli bahaneler uydurarak yasaklamaya devam ediyor. Sinemayı, tiyatro gösterisini, kitabı, resim sergisini, basını, dergileri ve sosyal medyanın kimi alanlarını pervasızca denetim altında tutmaya çalışarak kendi egemenlik alanlarını pekiştirme girişimlerini sürdürüyor. Siyasal çizgilerine aykırı bir söyleme, farklı bir etkinliğe, eleştirel düşünceye kesinlikle tahammülleri yok.

Toplum, tam anlamıyla tekçi bir zihniyet etrafında faşizan bir anlayışla kuşatılmış bir durumda. Fakat bu rezilliğe rağmen konuşmalarında demokrasi, demokratik haklar, düşünceye saygı, katılımcı idare gibi sözleri dillerinden düşürmüyorlar.

İkiyüzlü siyasetin faşist ve yılışık temsilcileri olarak antidemokratik siyaseti topluma dayatıyorlar, itiraz edeni soruşturuyor, sorguluyor ve hakkında dava açarak sindirmeye çalışıyorlar.

İktidar odaklarının tarihten bugüne sanat ve edebiyattan korkmaları ve sanat üretimi ve eylemini hor görerek aşağılamaları boşuna değil. Çünkü sanat özgürlüğe çağırır, eleştirel düşüncenin yolunu açar, yalanı deşifre eder, insanı yüceltir. Bu sebeple sanat yasaklanır, sansürlenir, baskı altına alınarak sıkıştırılır. Bu yaptırımlara bağlı olarak egemen ideolojinin dışında yaşayan ve her sanatçı iktidarın boy hedefindedir, bugün olduğu gibi.

Son olarak İKSV’nin Film festivalinde “izin belgesi “ olmadığı gerekçesiyle gösterimden kaldırılan “Bakur” da bu gaddar ve faşist zihniyetten payını aldı. Her ne sebeple olursa olsun emek verilerek üretilmiş bir filmi sırf izin belgesi yok diye festivalden kaldırmak yasaklamanın ve sansürün dik alasıdır. Hiçbir sanatçı üretimleri için Kültür Bakanlığının bürokratlarından izin almak zorunda değil. İktidarın icazeti ile üretilen sanat ancak egemen ideolojinin yaygınlaşmasına ve tahakkümüne boyun eğer. Bu ise sanatın zapturapt altına alınması anlamına gelir ve sanatın toplumsal işlevine aykırıdır. Hükümet ve bakanlığın yetkilileri şunu anlamak zorunda; sanatçı, konu seçerken, düşünürken, üretirken iktidarın ideolojisine ve politik çizgisine koşut düşünmek zorunda değil.

Çünkü sanat, insanda düşünmenin en soylu yansıması olarak kabul görür ve öyle bilinir. Sanat gerçekliği yorumlar, yeniden anlamlandırır ve nesnel bir yorumla yeniden kamusal alana taşır. Gerekirse iktidara çelme takar.

Gelinen bu noktadan sonra sanatçılar için yapılması gereken artık açık ve nettir. Hükümetin sanatı iğdiş eden, sansür, oto sansür, yasaklama ve her türden baskıcı siyasetin durdurulması için topyekun harekete geçmek ve bu otoriter yapıya karşı sanat cephesinin geniş yelpazede örgütlenerek güç birliği yapması ve daha etkin eylem modelleri ortaya koyması zorunluluğu ortadadır. Diğer yandan bu eylemlere asgari ölçüde de olsa sanat alımlayıcısını bir biçimde dahil etmek ve ortak bir ses örgütleyerek, sanat edebiyat alanının iktidarın faşist baskından arındırılması için güç birliği yaparak etkin bir mücadele örgütlenmeli.

Son olarak sanatçıların insan hakları, düşünce özgürlüğü ve demokratikleşme mücadelesinde daha etki rol üstlenmeleri gerekiyor. Kültür sanat alanında yasal düzenleme yapılırken sanatçılar ve sanat örgütleri katılım ve söz hakkı istemeleri konusunda daha kararlı olmalı ve görüşlerinin alınması konusunda iktidara baskı yapmalılar ve yasal düzenlemelerde söz ve karar sahibi olmak için mücadele edilmeli.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: