Woyzeck ile Anlatılamayan Masal

Pinterest LinkedIn Tumblr +

Bahar Çuhadar

Tatbikat Sahnesi’nin ‘rock müzikali’ Woyzeck Masalı bağımsız bir tiyatrodan büyük bir prodüksiyon izleme şansı verdiği için çok heyecan verici. Ama ne yazık ki sonuçta ortaya çıkan, yarattığı heyecanı karşılamıyor.

Ankara’da doğup İstanbul’a uzananTatbikat Sahnesialacakaranlık bir masal anlatıyor. Georg Büchner’in ‘Woyzeck’i, Erdal Beşikçioğlu’nun uyarlaması ve yönetimiyle ‘Bir rock müzikali’ formuyla sahnede. Afiş tasarımından sunumuna büyük heyecan yaratan bir proje. Özel/bağımsız bir tiyatrodan büyük bir prodüksiyon izlemeyeli epey olmuştu. Kaldı ki Erdal Beşikçioğlu’nun tiyatro serüvenini İstanbul’a da taşıma kararı alması, Tatbikat Sahnesi’nin buradaki seyirciye Ankara’nın tiyatro havasını taşıması şehrin sanat gündeminin en güzel havadislerinden. Ekibin kolları sıvayıp, ciddi bütçe ayırıp, canlı müziği, özel şarkıları, kalabalık bir kadroyla (sadece sahne üzerinde 18 oyuncu, beş müzisyen var) Büchner’in metninden rock müzikali hazırlaması ise sezonun mühim adımlarından. ‘Woyzeck Masalı’yla yapılmaya çalışılan çok önemli; gelgelelim sorun, ‘Woyzeck Masalı’yla yapılamayanda…

Büchner’in 1830’lara tarihlenen ‘Woyzeck’i, vahşi dünya düzeninde ‘insan olarak kalabilmeye’ dair sert bir metin, egemen sınıfların baskısını iliklerine kadar yaşayan bir adamın, bir yoksulun, bir yok sayılanın; erdemli olmakla, ahlak kriterleriyle, var olabilmekle verdiği savaşın kısa öyküsü. Fonda savaş; önde ordunun ezik askeri, bilimin yoksul deneği, Marie’nin genç âşığı Woyzeck’in sıkışmış hayatı…

Balonlarla sahneye giren masal anlatıcısı açıyor oyunu. Tatbikat Sahnesi, Woyzeck’in etrafına hareketli bir dünya kurmuş. Canlı müzik, sahnenin tepesinde performe ediliyor. Projeksiyon görüntüleri önünde sahnelenen oyunun her bir bölümde Woyzeck’in hayatını şekillendiren anları seyrediyoruz. Woyzeck tek bir parça çamaşır dışında çıplak ve finale kadar sessiz. Ki bu, Woyzeck’i oynayan Ahmet Melih Yılmaz’ın şahane beden kullanımıyla birleşince epey isabetli bir tercih olmuş. Daha önce tek kişilik performansıyla da epey dikkat çekmiş bir oyuncu Ahmet Melih Yılmaz. Bu kez bedenini bir kuklaya çevirmiş gibi, sahnede oynamıyor, akıyor adeta. Yılmaz’ın bedeninin oyunun diğer aktörlerine teslim oluşu ve sessizliği sayesinde Woyzeck’in silikliği net ifade ediliyor. Ama oyun benim için burada bitiyor. Zira sahnede Woyzeck’i çevreleyen koca dünyayı görmek mümkün olamıyor.

Çeşitli sebeplerden: Öykü şarkılarla anlatıldığı ama o şarkıların söylediklerini anlamak mümkün olmadığı için. Oyuncular –aralarında sesleri etkileyici isimler olduğu halde- hem şarkı söyleyip hem dans edip hem de oyunculuk yapmakta zorlandıkları için (Kabul, hiç kolay değil ve pek örneği de yok.) Müzisyen grubu, fondaki görüntüler ve sahnedeki öykü arasında organik bağ kurulamadığı için. Oyunun bölümleri arasında kopukluk olduğu için. Dağınık reji gözlerimizi kamaştırdığı, birçok sahnede nereye odaklanmamız gerektiğini bilemediğimiz için. (Aynı anda şarkıları, dolayısıyla hikâyeyi kavramaya çalışırken bu daha da zor oluyor.) Koronun dansları eklektik kaldığı için. Mekanik oyunculuklar bir süre sonra seyri zorlaştıran bir tercihe dönüştüğü için. Woyzeck’in öyküsünün ve metnin önemli bir parçası olan Marie neredeyse yok sayıldığı için. Seyirciye diğer karakterleri tanıma/anlama fırsatı verilmediği için. Eğlence/şehvet sahnelerindeki danslarla kostümlerin biçiminin, rahatsız edici bir şekilde kadın cinselliği sergisine dönüştüğü için. Fona; kilise sahnesinde mum, bebek sahnesinde bebek, savaş sahnesinde savaş görüntüleri yansıtılmasına gerçekten hiç gerek olmadığı için.

En nihayetinde oyun, Woyzeck’i cinayet işlemeye götüren yolların nasıl döşendiğini göstermede eksik kalıyor. Dağınık da olsa cümbüşlü ve emek yoğun* bir şov kuruluyor sahnede evet ama metindeki o dipsiz yokluk duygusu yaratılamıyor. ‘Woyzeck Masalı’nın en ‘masalsı’ parçası, balonlarıyla sahneye gelen anlatıcı (Berkan Şal) ve onun ağzından dökülenler; yapımın en etkileyici yönü ise Ahmet Melih Yılmaz’ın performansı olarak kalıyor…

14, 15 Nisan’da 20.30’da İstanbul, Zorlu PSM’de. 1, 2 Mayıs’ta 20.30’da Tatbikat Sahnesi Ankara’da.

*Oyunun tüm kadrosu şu şekilde: Erdal Beşikçioğlu (yönetmen), Onur Yüce (kompozitör), Binnaz Dorkip (koreograf), Elvin Beşikçioğlu (yönetmen yardımcısı), Fahrettin Güven (repetitör), Nadir Koçoğlu (yapımcı), Güneş Altınbaş S. (yönetmen asistanı), Mustafa Bal (ışık), Emre Yıldız (sinevizyon), Burak Abacılar (ses). Süleyman Bağcıoğlu (gitar), Barış Menküer (davul), Murat Köselioğlu (klavye), Mehmet Öztürk (bas), Onur Yüce (saksafon)

Oyuncular: Adem Aydil, Ayça Eren, Aytek Şayan, Ateş Bars, Berkan Şal, Burcu Özberk, Buse Kara, Burak Küçükosman, Deniz Atlı, Güneş Uydaş, Müjde Kızılkan, Metehan Güler, Melih Efe Çınar, Onur Yüce, Okan Eken, Onur Dilek, Zülal Süer, Ahmet Melih Yılmaz.

Radikal

Paylaş.

Yazarın bütün yazıları için: Bahar Çuhadar

Yanıtla