Savcı’nın Cebinde Bir Radyo, Bir Tiyatro Var

fft16_mf5670027Songül Hatısaru’nun Milliyet’te yayınlanan Yurdaer Okur ile söyleşisinin bir kısmını yayınlıyoruz.

Yurdaer Okur, Karadayı’dan kazandığı parayla Kadıköy’de tiyatro kurdu, eylülde ‘perde’ diyecek. Aynı mekanda konserler de organize etmeyi planlayan Okur, bir de radyo açıp radyo tiyatrosunu canlandıracak.

Karadayı dizisinin efsane karakteri Savcı Turgut’u canlandıran Yurdaer Okur, çok iyi bir oyuncu, ölüyü diriltir. Oynadığı kötü karakter o kadar sevildi ki, dizide senaryo gereği ölmesine rağmen örneği görülmemiş şekilde yeniden dirilttiler. Tiyatro kökenli bir oyuncu olan Okur, bugünlerde başlangıç noktasına dönüyor! Dizilerden ne kazandıysa tiyatroya yatırmış. Kadıköy’de Piri Çavuş sokakta konumlanan tiyatrosu eylül ayında kapılarını açacak. Yanı sıra bir stüdyo ve radyo… Radyo tiyatrosu günlerini yeniden canlandıracak.

Yurdaer Okur, son dönemde bir biri ardına açılan sahnelerle Devlet ve Şehir tiyatrolarına sığmayan gençlerin, ‘belli özel tiyatroların’ da tekelini kırarak yeni bir akım başlattığını düşünüyor. Elbette bunun bir akım mı, moda mı olduğunu zaman gösterecek. Modaysa bir süre sonra sönümlenecek. Akımsa evrilip gelişecek. Her durumda ayakta kalmanın birinci şartı seyirci ilgisi ama hemen onun yanında da ‘sponsor ilgisi’ şart! Yurdaer Okur’la ‘yeni’ tiyatroyu konuştuk, ‘Savcı’ da yanımızdaydı!

Kadıköy’e festival Önerisi

 Siz de tiyatro açtınız. Özel tiyatrolar artıyor. Bir sektör olur mu?

Avrupa’da, Paris’te mesela 500’e yakın tiyatro aynı günde perde açar. Bizde Devlet Tiyatroları ve ödenekli tiyatroların dışında böyle bir alışkanlık yok. Onlar da çok az. Taksim’de AKM vardı, Küçük Sahne vardı. İstanbul’da insanların yoğun olarak sosyal aktivite gösterdiği merkezlerde dahi sahne yok. Bir ihtiyaç var.
Sokak kültürünü seven insanların konser dinlemek, tiyatroya gitmek gibi sosyal aktiviteleriyle ilgili çok ciddi sıkıntılar vardı. Gençler, bunu bizden daha önce gördüler. Yaklaşık 5-6 yıldır Beyoğlu’nda bir hareketlenme başladı. Bu hareketlenme birçok genci motive de etti. Konservatuar mezunu birçok genç tiyatro kurdu, Beyoğlu’ndan Karaköy’e indiler. Apartman dairelerinde 50 kişilik yerlerde tiyatro yapmaya başladılar. Yaptıkları işlerle kendilerini tiyatro camiasına kabul ettirdiler. Tiyatro camiası biraz serttir, eskiden kalma bir ataletleri, muhafazakar bir yapıları vardır. Onlara bile kabul ettirdiler. Hatta ödüllere değer görüldüler. Şimdi Beyoğlu’nda kiralar yükseldi. İnsanlar bu nedenle tiyatrolarını kapatma noktasına geldi.

Böyle olunca Kadıköy’e doğru bir akış başladı. Kadıköy her zaman bu tarz olaylarda hep öncü olmuştur zaten. Sol bir gelenek, daha özgürlükçü bir yapı var. Farklı ebatlarda birçok tiyatro açıldı. Moda Sahnesi var, biz varız, Kadıköy Theatron, Küçük Salon var, Baba Sahne açılıyor. Belediye ile de konuşup ileride Kadıköy’de uluslararası alternatif tiyatro festivali yapalım istiyorum. Alternatif tiyatroların merkezi haline gelebililir Kadıköy.

 Tiyatronuz nerede?

Entropi Sahne, 14 Mart 2015’te kuruldu. 14 Mart dünya Pi günüdür. Pi sayısı 3,1415 diye gider. Bu da yaklaşık bin yılda bir gelen bir tarih. O güne denk getirmeye çalıştım. Entropi, Kadıköy’de Piri Çavuş sokakta, kapılarımızı eylül ayında yeni sezonla birlikte açacağız.
Entropi yasası (düzensizlik yasası), Pi sayısı ve sokak adından esinlendik. Ancak Kadıköy Sahne’de konservatuar öğrencileri ile ilk oyun olarak Parti’yi sahneledik. Polonyalı yazar Slawomir Mrozek’in, Polonya’yı anlatan ama eğlence olgusu üzerinden ‘varlık, yokluk, eğlence nedir’i sorgulayan oyunu.
Babazula ile birlikte yapıyoruz projeyi. Oyunun bitiminde seyirciler kendilerini Babazula’nın müziğini yaptığı bir partinin içinde buluyorlar. Parti’yi yazın Tunceli, Diyarbakır, Van’da sahneleyeceğiz, turneye çıkıyoruz. Entropi’deki ilk oyunumuz ise İspanyol yazar J. Mayorga’nın ‘Ebedi Barış’ı olacak. Ciddi yatırım yaptık tiyatroya. Sponsor arayışındayız.

18 yaşında tiyatro izledi

 Parti’den sonra da müzikle ilişkiniz devam edecek mi?

Entropi Sahne’de akustik konserler, caz konserleri yapacağız. Dünyaca ünlü insanları getirmeyi planlıyoruz. Alt katında bir stüdyo kuruyoruz.
Bir de radyomuz olacak. Oyunlarımızı kaydedip arşivleyeceğiz, oyunlar bittikten sonra radyomuzdan yayınlayacağız. Görme engelliler için yayınlar yapacağız. Klasikleri okuyacağız radyoda, radyo benim hayatımda çok önemli.

Radyo tiyatrosu bugün 30 yaşın altının belki adını duyduğu ama nasıl bir şeydir bilmediği, dinlemediği bir sanat.

Ben radyo tiyatrosundan tiyatroculuğun ilk nüvelerini aldım. 18 yaşına kadar tiyatro izlememiştim. Bafra’da okudum liseyi. Tiyatroyu ilk kez üniversite okuduğum Antalya’da izledim. Birçok radyo tiyatrosu metinleri var.

O metinleri bir araya getirip bir arşiv oluşturacağız ve işte iyi oyuncularla bunları kaydedeceğiz. Anlayacağınız bu yıl hem radyo, hem stüdyo hem de sahneyi kuruyoruz. Radyonun adı da Entropi olacak. Radyo tiyatrosu da bir oyunculuk meselesi, unutulan bir deneyim. Mikrofonun önünde hem oynayıp hem de bütün efektlerini (yürümek, kapıyı açmak, çay içmek) kendinizin yapması aslında seyirlik de bir yandan. Belki de bir oyunda sahneyi stüdyo gibi kurup mikrofonu oynayacağız.

“İnsanların şöyle bir mantığı var: Hak ederek hiçbir yere gelinmiyor kardeşim. Yol bu! Bu nedenle Savcı Turgutlar çok ama Mahir Kara’lar azaldı. Keşke Mahirler çoğunlukta olsa…”

Gençler ‘tekel’i kırdı!

Kendini çevirir mi yeni tiyatrolar?

Çevirir, ilgi hiç fena değil. Ama tiyatrodan para kazanamazsınız. Bir gönül işi bu, ek işler de yapmanız gerekir. Dükkan sahipleri öyle hemen     3 – 5 katına çıkarmasın lütfen kiraları.
Sanata ilgi gösteren şirketler de desteklerini esirgemesinler. Sponsorluk desteğini vergiden düşme imkanları var. Bu tarz politikaların artmasını çok arzu ediyorum.

Alternatif tiyatrolar kendilerine yaşam alanını böyle oluşturabilirler. Gençlerin ne yaptığı ileride anlaşılacak. Yıllarca belli özel tiyatrolar bu işi kendi tekellerinde yürütmüşler, çocuklar yeni yeni cesaretlenip Türk tiyatrosunun bence temelini oluşturacak oluşumları hayata geçirmeye başladılar. Merkezinde gençlerin olduğu çağdaş tiyatronun ayak seslerini duyuyoruz, yeni bir akım bu.

Tüm söyleşiye linkten ulaşabilirsiniz.

Milliyet