AKP’nin Yanaşmacı Sistemine Karşı Alternatif Kurmak…

Seçimin kilit partisi HDP, 1980 darbesinin mirası seçim barajını geçti ve olanlar oldu. Dünyada eşine az rastlanan bu iki yüzlü baraj sisteminden istifade etmeye yeltenen AKP,  midyata pirince giderken evdeki bulgurdan oldu ve mecliste çoğunluğu kaybetti. AKP’nin tek başına iktidarı ve Erdoğan’ın başkanlık sistemini gerçekleştirmesi süreci ağır bir yara aldı. Büyük ihtimalle AKP’nin seküler çevrelere yönelik cihatçı saldırganlığı da ciddi bir kırılmaya uğrayacak.

Bu tablo elbette son yıllarda AKP eliyle organize edilen seküler sanat çevrelerine yönelik tasfiyeci anlayışta da bir değişimi getirecek. Peki nasıl bir değişim? Sansür bitecek mi örneğin? Tüsak Yasası’nın akıbeti ne olacak? Devlete bağlı sanat kurumlarının yeniden yapılandırılması hepten rafa mı kaldırılacak? Kültür Bakanlığı’nın seküler tiyatrolara yönelik tasfiyeci politikaları bitecek mi? Bitecekse ilkesiz, kritersiz ödenek dağıtılmaya devam mı edilecek? Kültür ve sanat alanındaki vergiler asgari düzeye çekilecek mi? Sözün özü eski tas eski hamam devam mı edilecek? Seçim beyannamelerinde daha özgür bir sanat ortamı vaat eden partilerin hem mecliste hem de kendi yönettiği belediyelerde girişimlerde bulunmasının takipçisi olmak gerek.

Sansür baskısından, tasfiyeci operasyonlara kadar pek çok sanatsal mesele gerçek anlamda demokratik bir değişime ihtiyaç duyuyor. AKP’nin organize ettiği yanaşmacı sisteme karşı özgürlükçü ve demokratik bir alternatif kurup kurmamak çok önemli. Alternatif olanın inşasında demokrasimizin en büyük sınavı olan barış süreci de hayati bir faktör. Sanatımızın sorunlarının kaderi “taht oyunlarından” bağımsız bir barış ve sanat hareketine de ihtiyaç duyuyor, öyle değil mi?

Yorum


işlemi tamamlayınız: