Ye’cûc ve Me’cûc, Rumeli Hisarı Mescidi’ni İbadete Açtı

Üstün Akmen

Dinsel kitaplarda, çeşitli mitolojilerde, kültürlerde sözü edildiğine göre Ye’cûc ve Me’cûc denilen bir topluluk varmış. Bu topluluk cücelerden, şeytanlardan, falan oluşmuşmuş. Duy da inanma, ama kimi düşünürler bunların nüfusunun yoğun olduğunu, toplumun diğer fertleri ve diğer toplumlar üzerinde ciddi anlamda korku saldıklarını anlatırlarmış.

Enbiya Suresi

İslam Peygamberinin bazı hadislerinde Ye’cûc ve Me’cûc, kıyamet alametlerinden biri olarak geçmekteymiş. Bu kavmin çıkışı, Mehdi’nin vücut buluşundan ve İsa Mesih’in sahte Mesih Deccal’i öldürmesinden sonra gerçekleşecekmiş. Ye’cûc ve Me’cûc, Allah’ın kendilerine musallat edeceği bir bela ile “helak” edilecekmiş.  Enbiya Suresi 96.-97. ayetlerde Ye’cûc ve Me’cûc ‘ün ortaya çıkışı: “… Nihayet Ye’cûc ve Me’cûc’ün sedleri açılıp her tepeden dünyaya akın etmeye başladılar. Eyvah, bizlere! Biz tam bir gaflet içinde idik, daha doğrusu kendimize zulmettik” diye dillendirilmekteymiş.

Defne Halman Söylemişti

Bu yılki Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri Töreni’nde “Yılın En İyi Kadın Sanatçısı” ödülünü vermek üzere sahneye davet edilen başarılı oyuncu Defne Halman, Rumeli Hisarı’nda yıllar önce yıkılan ve yeniden inşa edilecek mescidin yapımına izin verilmemesi çağrısı yaptığında irkildik. İrkildik irkilmesine, hatta Halman’ın “yaptırmayalım” çağrısına alkışlarla destek de verdik, yanı sıra Sultan Erdoğan’ın: “Siz kimin bağından kimi kovuyorsunuz” diye kükremesinden de ürkmedik, ama eyleme de geçmedik.

Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul’un fethi öncesinde yaptırılan, bugün müze ve açık hava tiyatrosu olarak kullanılan Rumeli Hisarı’nın hasarlı bölümlerinin restorasyonu kapsamında mescit yapıldığını, bir anlamda Ye’cûc ve Me’cûc’ün sedlerinin açılıp şeriat sath-ı mailinde sıranın Rumeli Hisarı’na geldiğini fark etmedik. İstanbul 3 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 7 Ekim 2009’da tarihi mescidin minaresinin, duvar ve sarnıç kalıntılarının mevcut durumları ile muhafaza edilmesine karar verdiğini, mescidin 1. Grup Kültür Varlığı olarak tescil edildiğini bilmezden geldik.

Kültür-Sanat Alanı Yok Edildi

Defne Halman sahnede isyan çığlığı atarken, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) hisardaki yıkık mescidin ihyası için Ye’cûc ve Me’cûc ile işbirliğini çoktaaan başlatmıştı. Bakımsızlık nedeniyle burç ve surları ziyarete kapatılan tarihi yapıda önceliğin mescit yapımına verilmesi işini Ye’cûc ve Me’cûc üstlendi. Bilim adamları rekonstrüksiyonun yeterli bilgi belgenin bulunması durumunda geçerli olabilecek bir koruma yöntemi olduğunu söylediler, yeniden inşa edilmesi düşünülen yapının özgün durumunu ortaya koyan plan, proje, fotoğraf gibi görsellerin var olması durumunda kabul olabileceğini ifade ettiler; özgün çevresel bağlamını kaybetmiş bir eserin yeniden inşasının anlamsızlığını dile getirdiler, ama gel gör ki kimseye dinletemediler.

Bilenler, bilmeyen görgüsüzlere Fatih dönemi yanında gıpçıl bir 21. yüzyıl eseri inşa etmenin sakilliğini anlatamadı; Ye’cûc ve Me’cûc politik yatırımını tamamladı; kamusal bir sanat alanının daha yok edilmesi başarıldı; mahallesi ve cemaati olmayan bir yere mescit yapıldı. 50 yılı aşkın süredir sanatsal etkinlikler için kullanılan, 50 yılı aşkın süredir konser ve sanatsal etkinliklerle yücelen mekan yok sayıldı.

Görgüsüzlerin Tarih Bilgisi

Siyasi erkin sapık ve sapkın kültür-sanat anlayışı korumasında ve görgüsüzlerin kısır tarihsel bilgi birikimleri çerçevesinde yapılanan mescit, estetikten yoksunluğun simgesi olarak Rumeli Hisarı’nın o heybetli surları içinde, hisarın tam göbeğine konduruldu. Nasıl son dönemde Ye’cûc ve Me’cûc’lardan oluşan yandaş yerel yönetimler yıkılmış, yanmış ya da harap duruma gelmiş türbe, cami ve medreseleri baştan yaparak tarihe “göstermelik” korumacı olarak yaklaştıysa yeni mescit de tarihi değeri olan bir varlığı korumanın değil, gerici zihniyetin simgesi oldu.

Tarih bilinci bir kez daha yıpratıldı, görsel bütünlük bozuldu.

Sorular… Sorular…

Şimdi enine boyuna araştırmak gerekmekte…

  1. ve 18. yüzyıllar arasında varlığını sürdürmüş olan ve günümüze sadece minare gövdesi kalmış Boğazkesen Mescidi’nin yeniden inşa ederek alandaki fiziksel bütünlüğü bozma fikri acaba kimden kaynaklandı.

Şimdiki Rumeli Hisarı Açık Hava Tiyatrosunun sahnesine konuşlandırılan ve 1.5 milyon liraya mal olan Boğazkesen Mescidi’nin restitüsyon projesinin olmaması bir skandalsa, meslek kuruluşlarının neden gıkı çıkmadı.

Bakanlar Kurulunun 8 Temmuz 2013 tarihli 2013/5118 No’lu kararı ile “riskli alan” ilan edilen Rumeli Hisarı’nda yeniden inşa edilen mescit, neye göre ve nasıl yapıldı, yapılandırıldı.

Biletle, yani belirli bir ücret ödenerek girilen açık hava müzesinin içinde yapılan mescidin kullanıcı kitlesinin acaba kimler olacağı varsayıldı.

Dahası, alenen soruyorum: 1700’lerde yıkılan camiyi halife padişahlar yaptırmamış da, bu “kutsal(!)” görev 2015 yılında Ye’cûc ve Me’cûc’a düşmüşse, Ye’cûc ve Me’cûc yakın vadede acaba daha başka hangi kültür-sanat kurumunun yok edilmesini planladı.

Şimdi merakım şu:

Yahu bu başıbozuk gidişe, şeriat yandaşı bu Ye’cûc ve Me’cûc cücelerinin akınına bir “dur” diyen çıkmayacak mı?

Ya da sizce ne yapmalı?

Basının iki temel görevi, haberleriyle kamu adına her tür iktidarı denetlemek ve gerçeğe ulaşmak için her türlü görüş ve sesin kamuya ulaşmasını sağlamaktır. Bu görevlerden biri sınırlamaya uğrarsa ülkede basın ve ifade özgürlüğü, dolayısıyla demokrasiden söz etmek imkansız hale gelir. Bugün gazetelere, haber ajanslarına, televizyon ve internet sitelerine getirilen sansür, kısıtlama ve baskılar özgür medyanın işlevini hedef almaktadır.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: