Katil Kitaplar Mı

Metin Boran

Ahi Evran’ların, Hacı Bektaş-ı Veli’lerin, Neşet Ertaş’ların sevgi, dostluk ve kardeşlik serpiştirdiği Anadolu’nun ortasında, usta ozanın tarifiyle “Şirin Kırşehir”de yaşayan kardeşim.

Yörenizde yüzyıllardır, Türkmenler, Kürtler, Müslümanlar, Abdallar, Kızılbaşlar olarak katmanlı bir uygarlığın zenginliği ve inançsal, kültürel ve geleneksel değerlerin çeşitliliğinde ortaklaşmış bir hayatın içindesin. Farklı kültürel değerlere sahip olsanız da acılarınız ortak, kederleriniz kardeş, özleminiz aynı, dostluğunuz tanıdık, delikanlılarınız akran ve hepiniz aynı suda yıkanıyor aynı güneşte kurulanıyorsunuz.

Bak kardeşim ozanlar diyarındasın milliyetçisin, vatanseversin, inanç sahibisin, kutsal değerler konusunda hassasiyetlerin var vs. ama kardeşlik, sevgi, dostluk, dayanışma ve birlikte yaşama kültüründen bihabersin. Esnafsın, şoförsün, garsonsun, öğrencisin, çiftçisin, işçisin, belki de işsizsin ya da ne bileyim belki de asgari ücretle çalışan, evini ailesini zor geçindiren bir emekçisin.

Geçim sıkıntısı yaşıyorsun, her gün kandırılıyor, aşağılanıyorsun, naçar bırakılmışsın. Belki de bu sebeple nefret yüklüsün, öfkelisin, kin tutuyorsun, yaşadığın yere, kültüre yabancılaşmış, ortak geçmişimizi ayaklar altına alarak, kendinle beraber bir bilinmeze sürüklüyorsun.

Şaşkınsın sevgili kardeşim. Ülkemiz soyuluyor, atalarımızın mirası yağmalanıyor, tarihi ve kültürel zenginliklerimiz yok ediliyor, ülkemizin güzelim tabiatı tahrip ediliyor sesini çıkarmıyorsun, ama bir kitapçıyı yakıyor, yağmalıyorsun. Öfkesinin yönünü belirlemekten aciz, tuhaf bir akıl tutulması yaşıyorsun sevgili kardeşim. Ama şunu bil ki sevgili kardeşim seni öfkelendiren o ölümlerin müsebbibi senin yaktığın ve yağmaladığın kitapçı değil, kitapsızların işi. Bunun üzerinde biraz düşün, ayıp değil geç de olsa sorgula biraz.

Belki de kitap yakmanın utancını idrak etmekten yoksun bırakıldığın için öç alma duygusuyla ve gözü kara bir saldırganlık içinde öfkeni yaktığın kitapların alazlı sayfalarına boşaltıyorsun. Anlaşılan o kitaplara hiç elini sürmedin, okumadın, merak edip sayfalarını karıştırmadın, roman, hikaye, şiir senin hayatına hiç girmedi.

O kitaplar, insanlığın, uygarlığın ve gerici karanlığa karşı aydınlığın ortak kültürel değerlerini içeriyor. Sen aydınlığa, bilime, bilgiye, bilinçlenmeye, sevgiye, dostluğa, kardeşliğe ve hoşgörüye mi karşısın? Öyle değilse peki ne zararı vardı o kitapevinin sana, size, şimdi bunu soğukkanlılıkla iyice bir düşünmenin zamanı değil mi?

Anadolu’nun bozkırında şehrin tek kitapçısını yakarak kimden, nasıl bir öç alıyorsun ve kimi hangi şekilde cezalandırıyorsun.  O kitapları kardeşin okuyacak, öğrenciler okulda o kitaplardan ödev yapacak, faydalanacak, öğretmenler bilgilerini tazeleyecek, şehrinize gelenler o kitapevini gezecek belki de kitap ihtiyacını karşılayacaklar. Kısacası bir kitapevi o şehrin bilgiye, aydınlığa açılan penceresidir.

Bu vatanı çok seviyor,  kültürel ve inançsal değerlerimize saygı duyulmasını istiyorsan iki bin dört yüz yıl önce yaşamış olan ünlü bilim adamı ve Filozof Sokrat’ın şu sözlerine kulak verilmeli; “Sabretmeli, çalışmalı, okumalı, düşünmeli ve yazmalı, emir kulu olunmamalı…” Yoksa silahla, kabadayılıkla, vandallıkla, bıçakla, satırla, sopayla, dükkan yakmakla, yağmalamakla, cebir, şiddet ve tacizle ucuz vatanseverlik devri kapandı artık bunu bilesin.

Evrensel



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: