Ulvi Alacakaptan: “Sanalla Gerçeği Ayırt Edemeyecek Duruma Geldik”

41014372_620x410Eyüp’te düzenlenen söyleşiye katılan oyuncu Ulvi Alacakaptan, “Sanalla gerçeği ayırt edemeyecek duruma geldik” dedi.
Oyuncu Ulvi Alacakaptan, Eyüp Belediyesi Caferpaşa Kültür ve Sanat Merkezi’nde düzenlenen söyleşinin konuğu oldu. Tiyatro, film ve dizilerdeki rolleriyle tanınan tecrübeli oyuncu Ulvi Alacakaptan, oyunculuk serüvenini ve gerçek yaşamıyla oyunculuğu arasındaki ayrımı anlattı.
Birçok tiyatro sahnesinin kurulmasında emeği olan usta oyuncu Ulvi Alacakaptan, Türk film ve dizilerine değinerek, Türk izleyicilerin ekrandaki oyunculukları aşırı derecede dikkate aldığını ve oyuncuları ekrandaki karakterleriyle tanıyıp gerçek yaşamlarıyla ilgilenmediklerini söyledi. Söyleşide Alacakaptan, “Ben hayatta oynamam. Tiyatro, dizi ve filmlerde oynarım. Bizim milletimiz dizi ve filmlerdeki rolleriyle insanı özdeşleştiriyor. Ekranlardan tanıdığı kötü rol oynayan birisini yolda yürürken gördükleri zaman arkadan bağırabiliyorlar. Bu davranış milletimizin saf ve masum bir duyguyla hareket ettiğini ortaya çıkarır ama oyuncuların da kendi hayatları var” dedi.
Soru cevap şeklinde devam eden söyleşide, sanal ve gerçek kavramının ekranlarda nasıl tezahür ettiğini anlatan usta oyuncu Alacakaptan, şöyle konuştu: “Toplum olarak TV ve ekranlardan kaynaklanan önemli bir sorunumuz var. Sanalla gerçeği ayırt edemeyecek duruma geldik. Ayrılıklarımızı bile artık internetten duyurmaya başladık. ‘Arkadaşlıktan çıkar’ ve ‘engelle’ butonuyla birçok şeye son veriyoruz. Sosyalleşmek isteyen internette sosyal paylaşımlar yapınca tatmin oluyor. Öyle ki sanal mezarlıklar bile kurup istediğimiz mezarı seçerek oradan Yasin-Tebareke okuyabiliyoruz. Sanallık her şeyimize bulaşmış durumda. Diziler gerçeğe çok uzak olduğundan herkese sahte tatminler yaşatıyor. Bizim zamanımızda meşhur olmak için evden kaçan kızlar vardı. Öyle zannediyorum ki yakın bir zamanda senarist olmak için evden kaçan kızların hikayelerini dinleyeceğiz.”

“TİYATRODA SADECE OYUNCU OYNAR”
Alacakaptan, “Dizilerde herkes oynayabilir. Sinemada bazı yetenekleri olan kişiler oynayabilir ama tiyatroda sadece oyuncu oynar. Tiyatro yüz yüze yapılan sohbet gibidir. Ekranlar algı operasyonlarıyla dolu. Nasıl tanıtılırsanız öyle kalıyorsunuz insanların hafızasında. 1980’lerde verilen bir önergeyle başlayan Amerikan filmlerinin Türkiye’deki ezici hakimiyeti 2008’e kadar devam ediyordu. Daha yeni yeni kendimize ait bir şeyler üretmeye başladık fakat bu sefer de başarı yakalayabilen yetenekli insanlarımıza destek çıkamadığımızdan süreklilik yakalayamıyoruz. Sanatta muhaliflik popüler bir duruma geldi ve bu durum muhalif sanatta muhalefetin bittiği zaman ya da argümanların ezbere dönüşüp bitme aşamasına geldiği zaman sanatsal ortamlarında bitmesini beraberinde getiriyor” dedi.

Habertürk

Yorum


işlemi tamamlayınız: