Aşılması Zor ‘Boşluk’lar

2[Cumhuriyet Gazetesi’nden Zehra İpşiroğlu’nun yazısını paylaşıyoruz.] Yıl: 2004, Yer: Köln, Keup Sokağı, Olay: Çoğunlukla Türklerin yaşadığı Keup sokağında patlayan bir bomba. 22 yaralı, yerle bir olan dükkânlar. Mahalle sakinleri arasında çıkan bir anlaşmazlık mı bunun nedeni, mafya mı, yoksa yabancı düşmanlığı ve ırkçılık mı? Yedi yıl süren soruşturmalarda güvenlik güçlerinin yaptığı baskılar mahalle sakinlerini iyice usandırıyor. Yıllar sonra Almanya’nın doğusunda gelişen bir ırkçı saldırının sonucunda ele geçen veriler Keup Sokağı’ndaki bomba suikastının da aynı terör örgütünün eseri olduğunu ortaya çıkartıyor. Oyunun yazarı ve yönetmeni N. D. Çalış bu olayı yaşayan mahalle sakinleriyle röportajlar yaptıktan sonra “Boşluk”adlı belgesel oyunu kaleme alıyor.

Oyun Keup sokağına yakın bir mekânda Köln Schauspielhaus tarafından sergileniyor. Sahnede olayın yakın tanığı üç kişi yaşadıklarını anlatıyorlar. Barkovizyonda diğer mahalle sakinlerini de görüyoruz. Olay yeterince korkunç, ama en can yakıcı olan sonrasındaki gelişmeler; bu mahallenin ve bu insanların suçlanması, güvenlik güçleriyle iç istihbarattan sorumlu olan Anayasayı Koruma Teşkilatı arasındaki işbirliğinin yabancı düşmanlığını körüklemesi. Öyle ki olayın kurbanları neredeyse suçlu durumuna düşürülüyorlar.

Liberallere de eleştiri

Birbirinden ayrılmış iki büyük kutuyla iki farklı mekânda geçen oyunun bir tarafında olayı yaşamış olanları, diğer tarafında olayı irdelemeye çalışan Alman oyuncuları görüyoruz. Amaç aradaki boşluğun aşılması. Ama bu kolay değil. Birbirini anlama çabaları iki grup arasında kutuplaşmaya yol açarken önyargılar da ortaya dökülüyor. Bu oyunda sadece ırkçı yaklaşım değil, liberal geçinen bir kesim de eleştiriliyor. Gösterilmek istenen iyi niyetli yaklaşımların bile nasıl önyargılarla alabora olabileceği. Oyun öncesinde bomba olayını yaşayanlar izleyicileri Keup sokağında gezdiriyorlar. Sadece Türk restoranları ve dükkânlarının yer aldığı bu sokağa Almanların çoğu hiç ayak basmamış bile. Rehberimiz olayı anlatırken “Söylentiye göre Neonaziler bu olayı tezgâhlamışlar” demesinin bile grubumuzda tepkilere yol açması dikkatimi çekti. Gruptan biri “Bir şeyi kesin biliyorsanız söyleyin, bilmiyorsanız söylemeyin”dedi. Keup Sokağındaki gezintide kendiliğinden oluşan bu diyalog bile oyunun amacını açık seçik ortaya koymuyor mu? Ne var ki “Boşluk”ta Alman halkı ile Türkiyeliler arasındaki aşılması zor bir boşluk gündeme gelirken bu boşluğu oluşturan nedenlerin tek yönlü bir biçimde işlendiği de bir gerçek. Keup Sokağının kendi sınırları, kendi kuralları olan, kendi içine kapalı bir yerleşim merkezi olduğunu unutmamak gerekiyor.

Almanların soruları

Bu mahalle nasıl oluşmuş, burada neden Almanlar hiç yaşamıyorlar, Alman halkıyla bu sokak arasındaki sınırın tek suçlusu Almanlar mı? Modern topluma ayak uydurmamada ısrar eden muhafazakâr yabancı azınlığın bu boşluğun oluşmasında hiç payı yok mu? Oyunda Almanların ağzından gündeme gelen bu soruların önyargı ya da klişe olarak küçümsenmesi, herkes kendi yağında kavrulmalıdır gibi bir göreceliğe yol açıyor. Göreceliğin ise bir çözüm olmadığını, tersine kutuplaşmayı daha da arttırdığını, dahası faşizme yol açabilecek bir tehlikeyi barındırdığını biliyoruz.

Yabancı düşmanlığı

Oyunda savunulan hoşgörülü yaklaşımsa bizdeki liberal bir kesimi, yetmez ama evet’çileri anımsatıyor. Keup sokağında içkisiz restoran pek olmadığı gibi türbansız birine de zor rastlarsınız, sanırım bir soruşturma yapsak Köln’den AKP’ye yine en çok oy Keup Sokağından gelmiştir. Önyargılar ve yabancı düşmanlığının irdelendiği bu oyunda bu sorunun hiç mi hiç gündeme gelmemesinin bir eksiklik olduğunu düşünüyorum… “Boşluk” sadece güvenlik güçleri, Nazi teröristlerini korumakla suçlanan Anayasayı Koruma Teşkilatı, medya ve politikacıların yabancı düşmanlığını körükleyen bağlantıları ve güdümlemelerinin üzerinde odaklaşsaydı, çok daha etkileyici ve inandırıcı olabilirdi.

Cumhuriyet

Yorum


işlemi tamamlayınız: