Evlere Çekilip Ölü Taklidi Yapamayız

dot[Evrensel Gazetesi’nden Devrim Acaroğlu’nun DOT ekibiyle yaptığı söyleşinin bir kısmını paylaşıyoruz.] DOT ekibi, yeni sezonda ‘Kış Dönümü’ oyunuyla seyircinin karşısına çıkıyor. Oyunun Yönetmeni Murat Daltaban ile Oyuncular Pınar Töre, Deniz Türkali, Cem Sürgit ve Can Şıkyıldız; savaşı ve şiddet döngüsünü ele alan oyunlarını ‘Bu hikayenin kahramanı biziz. Çünkü savaşın içindeyiz. Oyunla birlikte bir tiyatro eserinin ötesine geçip kendimizi tartışabiliyoruz’ diye anlatıyor.
“İki şey… Bir: Atınız çürümüş, hanımefendi. Ve ikincisi: Savaş sona erdi.”

Açlıktan ölmek üzere olan iki kadın ve bir çocuk, on yıl süren savaşın bittiğini bu sözlerden öğrenir. Savaşın nedeni olan nehir suyunun açılması ve suların tekrar yuvaya dönmesi dışında her şey ve herkes değişmiştir artık. Hatırlanamaz geçmiş ile bilinemeyen gelecek arasında bir muamma zaman diliminde dört tane insan…

Görmüş geçirmiş bilge bir nine, yaşama dört elle sarılan savaşçı bir genç kadın, savaşın sesini kestiği bir çocuk ve savaştan eve savaşla dönen bir asker… Eski savaşın bittiği, yenisinin ise kapıda olduğu, adına barış denen dönemde savaşın ulaşamayacağı bir hayat kurulabilir, kış güneşi yorgun düşmüş umudu ışıtabilir miydi acaba?
Dot, Kanyon’daki yeni sahnesini ‘Kış Dönümü’ ile açtı. Yönetmen Murat Daltaban ve Oyuncular Pınar Töre, Deniz Türkali, Cem Sürgit ve Can Şıkyıldız ile konuştuk.

KIŞ DÖNÜMÜ KENDİSİNİ DEĞİL BİZİ KONUŞTURUYOR

Savaştan çıkmış gibi hissettim dedim ama savaştan çıkarak girmiştim oyuna da, belki o yüzden bu kadar sarstı. Dışarıdan bunları hissettiriyorken içeride neler oluyor?
Pınar Töre: İçerinin dışarıdan bir farkı olduğunu düşünmüyorum. Bence çok yorgun, öfkeli ve mutsuz bir toplumuz. Vazgeçme duygusuna teslim olanlarımız çok. Oyun diyor ki; savaşlar bitmeyecek, siz kendi içinizde barışı sağlarsanız, huzura ereceksiniz. Ana karakterimiz oyunun sonunda kendi bahçesinden bahsederek, “Bundan ibaretiz” diyor. Toplumsal olarak iyileşme sürecine girebilmemiz için önce kendi bahçemizde barışı sağlamak mecburiyetindeyiz. İzlemesi kolay değil evet, çalışması da değildi.
Daltaban: Ayrıca bugün yaşadıklarımızın eğlenceli olmadığı muhakkak. Yaşadıklarımızla örtüşen bir hikaye ve bunu anlatmak için başka bir yol yok. Bu hikayeden, bu karanlıktan kaçamayız, bu hikaye ile yüzleşmek zorundayız. Bu hikaye ile mücadelenin yolunu bulmalıyız. Evlere çekilip, ölü taklidi yapamayız.
Töre: Ya da yaşıyor taklidi yapıyoruz. Bir şekilde hayat devam etmek mecburiyetinde olduğu için. Çok korkunç şeyler yaşıyoruz ama ya olmamış gibi devam etmeye çalışıyoruz ya da kaçacak yer arıyoruz. İkisi de tehlikeli.
Daltaban: Bundan 6-7 sene evvel, herkesin muhteşem bir ülke olduk falan diye yükseldiği bir dönemde bu oyunu oynasaydık “Ya savaş da ne kötü bir şey” deyip geçerdik üzerinden. Ama bu hikayenin kahramanı biziz, şu anda yaşadığımız karanlık, içinden geçtiğimiz zaman, Maud’un kırıp geçtiği, darmadağın ettiği zaman. Maud o zamanın içinden, sudan, topraktan ve kadim bilgiden güç alarak geçiyor. Nineden aldığı bilgiyle yoğrulup, “barış zamanı” diyebiliyor. Ayrıca oyunun en iyi tarafı şu, kendimize ait, gerçek anlardan konuşuyoruz. Bir tiyatro eserinin ötesine geçip kendimizi tartışabiliyoruz.

Söyleşinin tamamını okumak için tıklayınız.

Yorum


işlemi tamamlayınız: