Metin Akpınar: Başkanlık Tartışılıyorsa Özyönetim de Tartışılır

metin akpınar[Cumhuriyet Gazetesi’nden Ceren Çıplak’ın Metin Akpınar ile yaptığı söyleşinin bir kısmını paylaşıyoruz.] Metin Akpınar, basın özgürlüğünün önemine dikkat çekti: “Sanat nasıl özgür olmak zorundaysa basın da özgür olmalıdır. Basınla uğraşılmaz, silahı kalem, düşünce olan insanla uğraşılmaz. Yaprağın üzerine yazar yine gönderir. Can Dündar ve Erdem Gül birer kahramandır.”
O gün yılın ilk karı İstanbul’a yağdı… Hâlâ da yağıyor…. O gün Ankara’da iki canlı bomba yakalandı. O gün haber sitelerinde Erdoğan’ın umrede olduğu haberi dönüyordu. O gün ilkokul öğrencilerine ‘yılbaşı yasağı’ yazısı yollandı… Öyle bir günde, yani 30 Aralık’ta, Metin Akpınar’la buluştuk. Çünkü geçen günlerde sosyal medyada Metin Akpınar imzalı “Bu ülkeden utanıyorum” başlıklı bir yazı dolaştı. Akpınar, gazetemiz aracılığıyla yazının kendisine ait olmadığını açıkladı. Biz de “Bu ülkeden mi utanıyor yoksa ülkede yaşananlardan mı?” diye sormak üzere karlı bir günde yola düştük.. Akpınar, bana, “Hazırlanma, doğaçlama konuşuruz en güzeli bu” deyince öyle yaptım ve doğaçlama bir sohbetin içinde buldum kendimi. Ancak nereden bilebilirdim Metin Akpınar’ın baskın bir karakter olduğunu… O anlatmak istediklerini anlattı, aramızda “soğuk savaş” da oldu ve sonunda anlatmasını istediğim konulara da konuk oldu…

‘Partiler demokrat değil’

– Bu ülkeden, bu ülkede yaşanan çatışmalardan, kaoslardan, kutuplaşmalardan, olup bitenlerden utanıyor musunuz?

Bunları yapanlar utansın, ama utanılacak şeyler yapıldığı da bir gerçek. İnsan hakları anlamında uluslararası sıralamada yetmişinciyiz. Bu sevinilecek, yüz akı olacak bir şey değil. Utanılacak bir şey. Adalet ve hukuk sistemine baktığımızda çok sağlıklı gitmeyen bir sistemle karşı karşıyayız. Laik – anti laik savaşı, Türk – Kürt savaşı belki yarın karşımıza çıkacak başka bölünme projeleri oldukça önümüz çok açık değil. Önümüz bu kadar açık değilken yapılması gereken işlemekte olan parlamenter sistemin onarılması, düzeltilmesi iken Sayın Cumhurbaşkanı’nın başkanlıkta – ne olacağı çok belli olmayan bir başkanlıkta – ısrar etmesi, buna karşın HDP’nin de özerlik gibi yönetim şekillerinde ısrar etmesi bizi zorlayacak gibi duruyor. Bence doğru yol parlamenter sistemi ihya etmektir. Siyasi partiler kanununu değiştirmemiz lazım. Bak bu lafı söylemekten utanıyorum artık, 30 senedir söylerim: Demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan siyasi partiler kendi içlerinde demokrat değil. Benden önce söylenmiş bir laftır, ancak ben de sahiplenip sürdürüyorum…

İşte şu saydıklarımı yapanlar utansın. Ben neden utanayım. Öfkelenebilirim, ancak 75 yaşındayım ve öfke kontrolünü öğrendim. Öfke kontrolüm, öfkelendiğim, kızdığım insanlar için üzülmek. Bunu başarmaya çalışıyorum.

– O makale sonrası sosyal medyadan ne gibi tepkiler aldınız?

O yazıyı benim yazdığımı sanan bir AKP yandaşı “Bizim şehitleri görmüyor musun lan gavat” dedi, zarif bir şekilde. Herhalde aynı zarafetle utanmıştır yazanın ben olmadığımı öğrenince. Buna karşın ben yazmadım deyince de “Metin Akpınar utanmıyormuş” diyen de oldu.

‘Özyönetim tartışılabilmeli’

“Özyönetim yanlış bir şey mi? Değil. Bu ülkede başkanlık sistemi önerilip tartışılabiliyorsa özerklik sistemi de önerilebilmeli ve tartışılabilmeli parlamentoda. Tartışıldıktan sonra karara bağlanmalı. HDP’nin yanlışı da, baştan ilan etmesi oldu. ‘Ben böyle yapıyorum, istersen gel istersen gelme, gelmezsen orada kavga çıkarırım’ tarzında konuştu. Böyle olmaz. Bu tavır yanlış.”

Söyleşinin tamamını okumak için tıklayın.

Yorum


işlemi tamamlayınız: