Yeni Yılda En Güzel Hediye Tiyatro Bileti

abbasguclufft6_mf143861[Abbas Güçlü’nün Milliyet’te yayınlana köşe yazısının bir kısmını paylaşıyoruz.] Yazar, yönetmen, oyuncu, yapımcı Nedim Saban önceki gece Genç Bakış’ta konuğumuz oldu.

Sanatçı gözüyle, dünyaya nasıl baktığını anlattı.

Tiyatro ve toplum ilişkisinden sanatçıların politik duruşuna kadar farklı konularda öğrencilerle tartıştı. İşte programdan önemli satır başları…

Yazıcıoğlu’na yapılan!

Benim asıl derdim, meslektaşlarım eğer sansürleniyorsa onların yanında olmalıyım ki yarın bana bir şey olursa onlar da benim yanımda olsun diye düşünüyorum. Burada tam tersi anlaşıldı. Ben Erhan Yazıcıoğlu’na karşıymışım gibi imaj yaratıldı. Reklam yapıyoruz diye de eleştirildim.

Ödenekli tiyatroların her yıl yönetim değiştirmesinden son derece rahatsızım..

Tam doğru dürüst bir sanat politikası uygulamaya başlıyordu Şehir Tiyatrosu yine sallantıda. Erhan Yazıcıoğlu’nu ben de çok eleştirdiğim halde şu anda çok destekliyorum.

Ben AKM’nin kapısında yattım çünkü AKM’nin olmadığı bir Türkiye’de, Tiyatrokare’nin de olmayacağına inanıyorum.

Devlet desteği

Devlet tarafından ufak bir desteğimiz vardı. Bundan 5 yıl önce Tiyatrokare, Genco Erkal, Ferhan Şensoy, Ankara Sanat Tiyatrosu tesadüfen hepimizin devlet desteği kaldırıldı. Çok ağır maddeler konuldu. Bunlardan bir tanesi size parayı veriyorlar ama oyunu denetlemeye geldikleri zaman ahlaka aykırı bir şey varsa parayı geri alabiliyorlar. Sanatçıyı da büyük bir korku içinde otosansüre yöneltiyor. Bu çok tehlikeli bir şey.

Bizim başka bir darbe yediğimiz yer de muhalefet. En büyük sıkıntıyı İzmir ve İstanbul belediyelerinde yaşıyoruz. Kirayı peşin ödemezseniz gişeyi açamıyorsunuz. Salon tahsisi yapılmıyor.

Türkiye’de sanat

Dizilerin toplumu uyuttuğunu düşünmüyorum. Çağımızda her şey imaj. Olmayan ama görmek istediğimiz bir Türkiye var dizilerde.

Türkiye bir değişim geçiriyor. Olumlu yanları da var, olumsuz yanları da.

Sanat bir acıdan çıkar. Çatışmadan çıkar. Eğer o çatışma yoksa siz zaten iktidardaysanız, iktidar her şeyi ayağınıza serdiyse oradan sanat çıkamaz. Ya muhalefet olacaksınız, ya iktidar olacaksınız.

Yaptığımız işin adı aslında sanat. Ama ben bunu meslek olarak görmekten yanayım.

Bugünün Türkiye’si, oyun olarak sahneye konsa, içeriği, bir karmaşa olurdu.

Tiyatro sayesinde sevmeyi öğreniyoruz. Bize Türkiye toplumunda galiba hoş görmek öğretiliyor, sevmek değil. Bu yüzden biz sanatçıların işi zor.

İlk insanlar birbirlerinin avlarını anlatmak için canlandırma yapmak durumunda kalmışlar. Çünkü dışarıda tehlikeli bir hayvan var. Dışarıda tehlikeli bir hayvan varsa tiyatronun mutlaka olması lazım.

Dünyada her zaman, birçok ülkede tiyatro baskı görüyor. Devletin tiyatrodan elini çekmesi gerekir.

Seyircinin tiyatroya gelmesi için tek referans Güldür Güldür’de oynamış olmak ya da Kurtlar Vadisi’nde oynamış olmak olmamalı.

Tiyatro, popüler kültürle iç içe olmalı. Bu popülist olmamız anlamına gelmez. Tiyatro her anlamda sokakta olmalı. Sanatı sokaktan çekmek kabul edilebilir bir şey değil. Tiyatronun popüler bir kültür olduğunu ve halk için yapıldığını, Gültepe’de de, Gaziosmanpaşa’da da tiyatro olması gerektiğini iyi anlatmalıyız.

Devlet Tiyatrosu’nun olmadığı bir Türk tiyatrosu düşünülemez.

Bizim topraklarımızda nasıl Necip Fazıl’lar, Nâzım Hikmet’ler, Fazıl Hüsnü’ler çıktıysa, o insanlar çıkmaya devam edecek. Bunu hiçbir şey durduramayacak.

Devamı için tıklayınız.

Milliyet