2016 Türkiye Gerçeği: “Düşünce Suçu”

Yaşam Kaya

Drama Kumpanya, Kemal Oruç’un yazıp yönettiği ‘Düşünce Suçu’ adlı oyunla tiyatro dünyasındaki yolculuğunu sürdürüyor. Türkiye’nin son dönem politik olaylarını genç bir yazarın gözünden canlandıran topluluk, günden günde karanlığa doğru giden ülke politikasını, sanatını masaya yatırmış. Oyunda bir yazarın, daha doğrusu aydın olmaya aday birisinin gözünden gösterilen Türkiye’yi izliyorsunuz. Özellikle demokratik olarak hakkını arayanların uğradığı baskıyı, şiddeti kendisine konu edinen ‘Düşünce Suçu’, kafalarını kuma gömüp, Godard’ın popüler filmi ‘Her Şey Yolunda’da olduğu gibi, güllük gülistanlık bahar havasında olanları yerden yere vuruyor.

Bir yazar çıkıyor sahneye, elinde kağıt kalemi ile ya da bilgisayarıyla. Amacı öyküsel bir olay yazmak, ama önünde fazlasıyla engeller var. Popüler entrika hikayeleri yazan bu isim, bir kadın ve erkek üzerinden aşkı irdelemeye karar vermişken, ülkesinde baş gösteren sivil-demokratik protestolara tanık oluyor. Yazacağı konunun nereden başlayıp nerede biteceğine karar veremeyen genç adam, bir anda yaşadığı dünyanın gerçeğini suratına tokat gibi yiyor. Amacından saparak ülkesindeki anti demokratik konulara eğilen yazarın çevresiyle olan karşılaşması sahnedeki konunun özü! Gezi Olayları ile başlayıp, ülkedeki sivil demokratik kurumlara yapılan baskılar; yasaklı gazeteciler, dövülerek-linç edilerek öldürülen gençler, düşüncelerini söyledikleri için içeriye atılanlar yazarın hayalinden çıkıp yaşamın kendisini oluşturmuş!

Drama Kumpanya, ‘Düşünce Suçu’ ile zor bir işe eğilmiş. Aslına bakarsanız bundan on beş sene önce böyle bir oyun oynasanız hemen her basın kuruluşunda adınız yankılanır, oyunla ilgili geniş değerlendirmeleri okurdunuz. Bir eleştirmen olarak oyunun basında bırakın yer almasını, sahnede anlatılanlarla ilgili ülkede tek bir laf edenin kalmadığını görmek üzüntü verici. Gezi’den itibaren sistemli biçimde muhalif olan herkesin bir şekilde sindirildiğini, yaşadığımız gerçekleri eleştirenlerin bir şekilde yok edildiğini kötü bir filmi seyreder gibi izliyoruz. Kemal Oruç tam bu noktadan oyununu yakalayıp, popüler kültüre hizmet eden ve at gözlüğü ile çevresini görmeden yaşayan bir yazarı masaya yatırıyor. Tabi yazarın ablasını da unutmamalı! Sistemin olduğu gibi, yanlışlarla akmasına göz yumacak kadar sahte bir dünyada yer alan abla, ülkesinin demokrasi sorununa değinen yazar kardeşini sözüm ona iyi yola sevk etmek için uğraş gösteriyor. Yaşanılan cehenneme dokunmadan, dört duvar arasında mutlu, umutlu geleceğe adım atmak isteyen bir abla ve lümpen çizgiden politik realiteye adım atan bir yazar!… Ayşe Taştemel’in canlandırdığı ‘abla’ rolü sistemin devamlılığı için insanları susturmaya yarayan bir araç.

Kemal Oruç’un yönetiminde kalabalık kadro ile sahneye çıkan Drama Kumpanya, abla-kardeş ilişkisi üzerinden harikulade performans ortaya koymuş. Yazar-Yönetmen Oruç, kalabalık kadrosunu demokratik öğrenci protestolarından polis sorgulamalarına kadar öylesine keskin çizgide tutuyor ki, konunun bize anlatmak istediğini an be an yaşıyoruz. ‘Slogan Tiyatro’ mantığının tersyüz edildiği ‘Düşünce Suçu’ oyununda, özellikle gerçekleri yazmakta direnen yazarın hayata karşı dik duruşu mükemmel gösterilmiş. Ayşe Taştemel, düzen koruyucu abla rolünde, Kemal Oruç politik gerçekle yüzleşen genç yazarda iyi iş çıkarmış. Adil Ömer Çetindağ, Aydagül Sezer, Emel Esen, Gökçe Şahin, Murat Bilici, Okan Uzelli, Ozan Temizel, Özbil Özmen, Sedef Seçgin, Gezi’den şimdiye dek yaşanılan anti demokratik baskıların anlatımında ekip olmanın ruhunu yansıtıyor.

Drama Kumpanya gibi grupların günden güne çoğalması, ülke gerçeklerini tiyatro sahnelerine aktarması şart oldu. Sonuçta içinden geçtiğimiz karanlığı sanatın durdurulamaz gücü yenecek, bundan kimsenin kuşkusu olmamalı!

Nokta

<

p style=”text-align: justify;”>



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: