Sanat Çığlığına Sahne Aranıyor

çığlık sanat[Evrensel gazetesinden Eylem Nazlıer ve Şehrivan Torak’ın haberini paylaşıyoruz.]

Çığlık Sanat Atölyesi 1998 yılından beri Avcılar’da kendi imkanlarıyla tiyatro yapmaya çalışıyor. Avcılar’ın ilk özel tiyatrosu. Kostümlerinden atölyenin kirasına, oyun afişlerinden biletlerine kadar her şeyi kendi imkanları ile yapmaya çalışan Çığlık Sanat Atölyesi, sanatını zor şartlar altından icra etmek zorunda. 16-17 kişiden oluşan ekip, oyuncu eksik olduğunda da öğrencilerinden takviye yapıyor. Kömür, Oturmaya mı Geldik?, Hastırhane ve çocuk oyunu Denizkızı’nı sergileyen ekip bizi el emekleri ile hazırladıkları, sanatla dolu bir ortamda karşıladı. Çığlık sanat atölyesinin yaşadığı sorunları, oyunlarını, Kurucusu Cemal Uçarman ve kızı Emek Uçarman’dan dinledik.

‘SANATI TÜKETMİYORUZ’

Avcılar Belediyesinden oyunlarını sergileyebilecekleri bir sahne istedikleri halde, bu taleplerinin karşılanmadığını belirtiyorlar. Belediyenin kendilerine yardımcı olacağına, köstek olmaya çalıştığını dile getiren Emek Uçarman, Belediyenin kendilerini, sürekli olarak konferans, söyleşi, toplantı var diyerek oyaladığını ifade etti. Uçarman, “Ama ne tesadüftür ki biz bu belediyeye ne zaman gitsek salon bomboş. Herhangi bir etkinlik yok. Oyunlarımızı sergilemek için bize salon ayırmıyorlar” diyerek tepkisini dile getirdi. 20-30 kişilik küçük atölyelerinde oyunlarını oynamak zorunda kaldıklarını söyleyen Emek Uçarman, “Avcılar Belediyesi oyunlarımızı sergileyecek bir yer vermediğinde ya küçük atölyemiz de oyunlarımızı sergilemek zorunda kalıyoruz ya da farklı yerler bulmaya çalışıyoruz” dedi. Bu tür yerlerin kiralarını ödemek konusunda can çekiştiklerini, sanat kurumları yaşam savaşı veriyorken insanların cafelerde siyaset tükettiklerini söyleyen Uçarman, “Belediyeyi eleştirdiğim kadar toplumun bu duyarsızlığını da eleştirmek istiyorum. Kendi sanatlarına sahip çıkmıyorlar. Sanatı tüketmiyorlar” şeklinde konuştu.

‘SANAT BAŞLI BAŞINA POLİTİK BİR EYLEMDİR’

Haksızın, güçsüzün, ezilenin yanında olan, sistemin bütün olumsuzluklarını gösteren bir ekip oldukları vurgusunu yapan Cemal Uçarman ise, belediyenin kendilerine sahne vermediği için sokakta sanat yaptıklarını ve dilenci muamelesi gördüklerini söyleyerek şu şekilde sözlerini sürdürdü: “Bakış açısında çok ciddi problem var; Seni bir sanat emekçisi olarak görmüyor. Seni bir dilenci olarak görüyor. Problemler burada başlıyor. Sanata bakışlarında problem var. Sanatı evrensel, insanı eleştiren bir kültür devrimi olarak görmüyorlar” dedi. Sokak sanatında halkın büyük desteğini aldıklarını söyleyen Cemal Uçarman, “İnsanlar sizi heykel zannediyor. Gerçek mi? Lafıyla o kadar çok karşılaşıyoruz ki bu sözle bize dokunan onlarca insan var. Sizinle oynamaya başlıyorlar fotoğraf çektiriyorlar. Hepsinin aslından albümünde fotoğrafımız var. Topluma yakın karakterler bulduğunuz zaman sempati topluyorsunuz. Mesela biz iki haftadır sahneye emekçiler olarak çıktık. Birimiz simitçi, birimiz maden işçisi, birimiz çiçekçi, birimiz de temizlik işçisi olduk. İnsanların müthiş sempatisini topladı. Dürten oluyor, taciz eden oluyor sizinle oynamaya çalışıyorlar. Bu bazen benim hoşuma gidiyor. Seyircisiz oyuncu onlar oluyor bazen, rol değişiyor” dedi.

‘Canlı heykel’ performansında sokağın hareketliliğini belli bir hareketsizlikle aslında ironi biçimine getirdiklerini söyleyen Uçarman, “O hareketsizlikle insanların sokaktan, yaşamdan kısa sürelerini çalıyoruz. Sanat başlı başına politik bir eylemdir. Halkın koşturmasını, halkın yoğunluğunu bir yere yetişme çapasını sen orada durarak hiçbir şey yapmayarak onların o noktada ilgisini çekiyorsun. Bir karşı duruştur. Anlamsız koşuyorsunuz diyorsun. Aslında hayat bu kadar koşturmaya değmez. Biz durarak hayatı durdurabiliyoruz”

ÇIĞLIK SANAT ATÖLYESİNDE SAHNELENEN OYUNLAR

Cemal Uçarman yazdığı, Emek Uçarman’ın yönettiği Kömür oyunu Maden İşçilerinin hayatlarını anlatıyor. Kömür oyununda, Maden işçilerinin cefalarını, aile hayatlarını, umutlarını, seyircinin görmesi sağlanıyor. Sonunda sisteme, ihmallere göndermeler yapılıyor.

Cemal Uçarman’ın yazıp, onun yönettiği bir oyun olan Hastırhane, özelleştirme karşıtı bir oyun. Hastane çalışanlarının, hastalara müşteri muamelesi yaptığını komik bir dille anlatan oyun genel olarak sistem ve özelleştirme karşıtı. Emek Uçarman’ın yazıp yönettiği Oturmaya mı Geldik?, absürt bir tiyatro. Ölümle yaşam arasındaki çizgideki insanların hayattan ve ölümden sonrasından beklentilerinden doğan bir oyun komik dille ele alınıyor. Başı ve sonu yok.

Denizkızı ise çocuklar için sergilenen bir oyun. Doğa ve hayvan sevgisini anlatıyor. Hayvanların tutsak olduğu yerlerin eleştirisini yapıyor.

Evrensel

Yorum


işlemi tamamlayınız: