Kapıların Dışında Kalmamak İçin Savaşa Hayır De

yolcu tiyatro[Evrensel gazetesinden Volkan Pekal’ın haberini paylaşıyoruz.]

Sen. Makine başındaki adam ve atölyedeki. Sana yarın su boruları ve vanalar yerine çelik miğferler ve makineli tüfekler yapmanı emrederlerse, yapılacak bir tek şey var:
HAYIR de!

Sen. Normandiya’daki ana ve Ukranya’daki, sen Frisko ve Londra’daki ana. Sen Hoangho ve Missisippi’deki ve Hamburg ve Kore ve Oslo’daki ana., bütün toprak parçaları üzerindeki analar, dünyadaki analar, sizden yarın yeni kırgınlar için hemşireler ve çocuklar doğurmanızı isterlerse, dünyadaki analar, yapacağınız bir tek şey var: HAYIR deyin!.. Analar, HAYIR deyin!..

Oyunda da geçen bir bölümünü aldığımız bu dizelerin sahibi, şair, oyun ve öykü yazarı Wolfgang Borchert’in yazdığı “Kapıların Dışında” oyunu 18’inci Devlet Tiyatroları Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’nde Yolcu Tiyatro ile Adanalı tiyatroseverlerle buluştu. Oyun, zihninde ve vücudunda meydana gelen hasarlarla evine dönmüş, bir askerin hikayesi üzerinden savaşın birey ve toplum üzerinde yarattığı tahribatı izleyiciye gösteriyor. Zorunlu olarak Nazi ordularında savaşmak zorunda kaldığı kısacık hayatında ez zorlu yıllarda tiyatro yapmak için her yolu deneyen,  oyunlarından dolayı cezaevi ile tanışmış olan ve savaşın ardından 26 yaşında askerlik yıllarından kalma karaciğer hastalığı sonucu hayata gözlerini yuman Oyunun Yazarı Borchert, oyunda kendi deneyimlerini aktarıyor. Kapıların dışında kalan Çavuş Borchert savaşa karşı susanlarla yüzleşiyor.

Savaşın yarattığı yıkımı yakından hissettiğimiz günlerde ülkemiz açısından çok önemli mesajlar veren dünyanın en güçlü savaş karşıtı metni olarak anılan oyunu sahneye taşıyan oyunun yönetmeni ve oyunda biden fazla karaktere de hayat veren Ersin Umut Güler ile oyun ve ülkenin güncel durumu üzerine söyleşi gerçekleştirdik. IŞİD çetelerinin Rojava’ya yönelik gerçekleştirdiği saldırılarda Rojava’yı savunurken hayatını kaybeden ve sınırda 2 ay bekletilen Aziz Güler’in ağabeyi olan Ersin Umut Güler, Gerçekle sanat arasında kopmaz bir bağ olduğunu belirterek kendilerine düşenin bu gerçeği yansıtmak olduğunu söyledi. Dışarıda yoksulluk, savaş, açlık, insan hakları ihlalleri yokmuş gibi davranıp insanların evlerinde TV izleyerek yalan dünyalara inanmalarının istendiğini söyleyen Güler, konservatuvar yıllarında okuduğu, üslubundan ve konusundan çok etkilendiği metni sahnelemeye o zamanlar karar vermiş.

BU HİKAYE HEPİMİZİN

Oyunun çok güçlü bir savaş karşıtı metne sahip olduğunu ifade eden Güler, “Savaşın bireyi ve toplumu nasıl çürüttüğünü, geri dönülmez yaralar açtığını gösteriyor. Konu itibarıyla ilgimi çekti. Oyunun üslubu ve dili beni çok etkiledi. Hikayeyi anlatma biçimi, hikayede kullandığı metaforlar, karakterle bu metni seçmemde etkili oldu” dedi. oyunun sadece bugün değil her dönem için çok büyük anlamlara sahip olduğunu söyleyen Güler,  “Biz oyunu oynarken Suriye’deki savaş bizim için bugün olduğu kadar can yakıcı değildi. Bu hikaye hem dünyanın başka bölgelerinde devam eden savaşları hem bizim ülkemizde ve bölgemizde devam eden savaşların gelebileceği noktaları anlatıyor. Bunu bir askerin üzerinden anlatıyor. Asker savaştan hem fiziksel arızalar, topal kalmış göremiyor; hem de kafasının içinde bir çok arıza ile geliyor. Savaşın toplum ve birey üzerinde ne kadar büyük yaralar açtığını gösteriyor. Ülkemizde de savaşın acılarını gören çok büyük bir kesim var” diye konuştu.“Kimi teğet geçer o bunu umursamıyor olabilir ama hikaye hepimizin hayatının bir gerçeği olmaya başlıyor” diyen Güler, ,oyuna başladıklarında ülke için bu kadar yakıcı olmayan barış sürecinin devam ettiği süreç ile gelinen nokta arasında çok büyük fark olduğunu, savaşın şehir merkezlerine kadar geldiğini dile getirdi.

YOLCU TİYATRO HEP YENİ OLANI ARIYOR

Vicdani retçi olan yazarın yaşadığı, Alman ordusunun saflarında savaşmak zorunda kalmanın acısının metnin her yerinde görüldüğünü söyleyen Güler “Yaşadığı için savaşın dışa vurumunu güçlü bir şekilde yapabilmiş. Birçok acı olay gözlerinin önünde gerçekleşmiş. Bizim görevimiz de bu kadar yakıcı, bu kadar içten olan sorunlara karşı duyarlı olmak” dedi. Dışa vurumcu akımın temsilcilerinden olan yazarın dönemi açısından yenilikçi olduğunu kaydeden Güler,  “Yolcu Tiyatro’nun da hedefi hep yeni anlatım biçimleri, sahneleme biçimleri geliştirmek, yeniye dair oyunculuk, dekor, kostüm; öz ve biçimde yeniye adım atmak. Metni ele aldığımızda 3d görüntü e mapping sistemine çok uygundu.  2012’de başladık 2013’te sahnelemeye başladık. Tiyatromuzun en büyük amacı. İsminde de olduğu gibi sürekli yolculuk halinde olmak sürekli devinmek, yeni şeyler görmek” dedi. Politikacıların, bugün eğlence dünyasında ya da sanat dünyasında bir yer tutup hiçbir şey söylemeyenlerin, susan ve bu acıları umursamayan herkesin, bazen sustuğumuz için bizim savaşta sorumluluğumuz var” diyen Güler,  herkesten oyundaki şiirde olduğu gibi savaş istendiğinde “Hayır” demelerini istedi.

Evrensel