Ahmet Nesin: Ne Mutlu ki Bu Direnişin Bir Parçası Olduk

ahmet nesinÖzgür Gündem gazetesine verdiği destek nedeniyle tutuklanan Yazar Ahmet Nesin, dün akşam tahliye edilmesi sonrası soluğu bugün yine gazete binasında aldı. İktidarın hedeflediğinin aksine tutuklanmalarının gazetecilere geri adım attıramadığını söyleyen Nesin, “Özgür Gündem tüm dünyada meşrutiyet kazandı. Bize ne mutlu ki bu direnişin bir parçası olduk, olmaya da devam edeceğiz” dedi.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü (RSF) Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu ve TİHV Başkanı Prof. Dr. Şebnem Korur Fincancı ile birlikte Özgür Gündem’e verdikleri destek edeniyle tutuklanan Yazar Ahmet Nesin, her iki ismin ardından tutukluluğuna yapılan itirazın kabul edilmesiyle 11 gün sonra özgürlüğüne yeniden kavuştu. Tahliye edilen Nesin, bu sabah soluğu yine Özgür Gündem gazetesinin Beyoğlu’ndaki binasında aldı.
Gazetenin yanın toplantısına katılıp, büyüyen dayanışma ile gelen tahliyelerini ve gündemi değerlendiren Nesin, sonrasında DİHA’nın sorularını yanıtladı.

‘Baskı ters etki yaptı’

Önderoğlu ve kendisinin vizesiz Avrupa’ya giriş izinlerinin olduğunu hatırlatarak “İki Avrupa vatandaşını tutuklayarak tüm dünyaya mesaj vermek istediler. Ancak, baskıları ters etki yaptı” diyen Nesin, Avrupalı devletlerden kendilerinin de tahmin edemediği oranda büyük bir tepki geldiğini belirtti.

Nesin, 50’yi aşkın destekçi yayın yönetmeni varken, sadece kendilerine tutuklama kararının çıkmasının ise devletin hem insan hakları örgütlerine hem de Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne ‘ders vermek’ amacından kaynaklandığını vurguladı. Nesin, toplumun bu baskılara yanıtının ise daha çok dayanışma olarak döndüğünü ifade etti.

‘Yeni nesil savcılar hakimler yasaları bilmiyor’

Geçmiş dönemlerde de cezaevinde kaldığını hatırlatan Nesin, ancak ilk kez kafa olarak cezaevinde çok rahat ettiği bir dönem yaşadığını, çünkü yaptığı şeyin haklılığına yüzde yüz inandığını belirtti.

Bu nedenle tutuklanmanın kendisi için bir onur söyleyen Nesin, şunları ekledi: “163 kişi Ruhi Su’nun cenazesine katıldık diye alınmıştık. 12 Eylül’den sonraki ilk yürüyüştür, Ruhi Su cenazesi. Buna bir örgüt bulamadılar. Hiçbir hakim bir cenazeye katıldık diye bizi yargılayamaz diye düşünmüştüm. Şimdi de öyle düşündüm. Bu bir suç değil. Dayanışmanın bir suç olduğu nerde görülmüş? En fazla belki para cezası verilebilir. Belli ki bu savcı ve hakimler yasaları bilmiyor. Bilmiyorsan da basın savcısını bir arayıp sor.”

AKP Hükümeti’ni “Erdoğan Hükümeti” olarak tanımlayan Nesin, özellikle İHH’ye ilişkin ‘Gazze’ye yardım götürürken bana mı sordunuz?’ açıklamasını örnek gösterdiği Cumhurbaşkanı’nın büyük bir tutarsızlık içinde olduğunu söyledi.

Bu yönü ile de sadece düşünce ve ifade özgürlüğü haklarının değil, analiz edebilme haklarının gasp ettiğini söyleyen Nesin, “En yakınında duran insanlar bile Erdoğan’ın açıklamalarına şaşırıyordur. 6 yıl önce söylediğinin tam aksine bir şeyi bugün söyleyebilir. Keza, Dolmabahçe görüşmesinde de öyle yaptı. Bir an da tam tersi oldu. Kendi iktidarını koruyabilmek için her şeyi manipüle edebiliyor. Bu nedenle de analiz edemiyoruz. Bizi neden tutukladılar, bir mesaj da olabilir, bir tombala çekilişi de olabilir” dedi.

Cezaevine girince neyi düşündü?

Nesin, cezaevine girdikten sonra ise “Eğer yerimize koyacak bir ekip bulurlarsa bizi bırakılar, yoksa bırakmazlar” diye düşündüğünü paylaştı.

Nesin, neden böyle düşündüğünü de şu sözlerle açıkladı: “Can Dündar’lar çıktı, yerlerine akademisyenler girdi. Akademisyenler çıktı biz girdik. Yeni bir ekip bulana kadar bizi içerde tutacaklardı. Ancak sanırım tüm dünyadaki baskılar onlara geri adım attırdı. Özellikle Birleşmiş Milletler’in tepkisinden sonra belki adli tatilden sonra çıkarız diye düşündüm. Ancak, düşündüğümüzden kısa zaman sonra çıktık. Belki de basın savcısı, arayıp ‘ne yapıyorsunuz? Çıkarın bu insanları’ demiştir.”
Tutuklanmaları sonrasında ise uluslararası sivil toplum örgütlerinden destek beklediklerini, ancak devlet çapında, mesela ABD Dış Dışişleri Bakanlığı’ndan bir tepki veya ABD’nin yine önemli gazetelerinden tam sayfalık tepkiler beklemediklerini belirten Nesin, düşünce ve ifade özgürlüğü noktasında iktidara yönelik bu baskı ve eleştirilerin devam etmesi gerektiğinin altını çizdi.

‘Tüm dünya Özgür Gündem’i tanıdı ve meşruiyetini kabul etti’

İktidarın tutuklamalar ile gazetecileri ve Kürt medyasını susturmak istediğini ancak hedeflediklerinin tam aksine bir sonuçla karşılaşıldığını belirten Nesin, “Gezi Direnişi döneminde herkes ‘Kürtler bunu mu yaşadı’ demişti. Bizim tutuklanmamız ardından başta Avrupalı devletler olmak üzere tüm dünya Özgür Gündem’i tanıdı ve meşruiyetini kabul etti. Bize de ne mutlu ki bu direnişin bir parçası olduk. Olmaya da devam edeceğiz” dedi

Diha

Yorum


işlemi tamamlayınız: