Maslak’a Yeni Sahne

asumaro19[Asu Maro’nun Milliyet’te yayınlanan yazısının bir kısmını paylaşıyoruz.] Yıl 2008 imiş, ben Altıdan Sonra Tiyatro’nun ‘444’ünü izlemişim, “Belleğinizi kimseye emanet etmeyin” diye bir yazı yazmışım üzerine, “Yoksa sizi şekillendirme hakkını da vermiş olursunuz ellerine.” Hafızasız toplum olmak, “Ya ben her şeyi unutuyorum”; marifet değil bunlar. İyilikleri de unutmayın, kötülükleri de. “Deve kini taşıyın” demiyorum. Hatırlayın, bilerek affedin istiyorsanız.

 Yıl 2016, ben bir kez daha ‘444’ü izliyorum. Toplum daha da hafızasız bugün. Her şeyi unutuyoruz gene. Yoksa “Unutursak kalbimiz kurusun” olur muydu, dilimize pelesenk olan söz? Unutuyoruz ve biliyoruz ayıbımızı. Kalbimiz de kuruyor büyük ihtimalle, farkında değiliz.

Yiğit Sertdemir’in 2007’de yazdığı dördüncü oyunu ‘444’, bir çağrı merkezinde geçiyor. Size sözde önemsediğiniz ama nedense aklınızda tutamadığınız envai çeşit şeyi hatırlatmakla yükümlü bir sistemin şikayet merkezi.

Hani bütün hayatını oraya yükle ve unut türünden. Sonra sistemde bir karışıklık oldu mu, hepsi sıfırlansın. Seçimlerde hangi partiye oy vereceksin, ondan bile emin değilsin artık.

İsteyen sana yeni bir geçmiş ve gelecek yazabilir. Bir hatırlatma mesajına bakar.  Yiğit Sertdemir ile Gülhan Kadim’in oynadığı ‘444’ dört dörtlük kurulmuş, şahane oynanan, insanı kahkahalarla gülmekle, gerilimden tüyleri ürpermek arasında, arafta tutan bir oyun.

Uzun bir aradan sonra sahnelere döndü, umarım dedikleri gibi en azından ayda bir oynanmaya devam eder, bulduğunuz yerde kaçırmayınız.

Bulduğumuz yer meselesine gelince; ben ‘444’ü Maslak’ın çiçeği burnunda tiyatro salonu Massk Sahne’de izledim. Daha açılalı bir hafta on gün olmuş, içeri adım attığınızda ilk hissettiğiniz şey yüksek dozda heyecan.

Yani burayı açan insanlar sahiden büyük bir heves, iyi niyet ve gayretle İstanbul’a iyi bir kültür-sanat merkezi kazandırmak istiyorlar.

Tiyatro topluluklarını ağırlayacaklar

Masshatan’ın ortasında olması beni başta düşündürdüyse de, yeni bir tiyatro mekanından daha iyi haber olur mu? Yeşillikler içinde, son derece şık bir fuayesi olan, 341 kişilik bir salon.

Sıfırdan inşa edilmiş, pırıl pırıl. Yöneticisi Gökhan Bektaş, konukları müthiş nezaketle karşılayan bir ev sahibi gibi.

Sanat yönetmenleri Mehmet Birkiye imiş ki ilk ayın zengin programından hemen belli oluyor.

Devamı için tıklayınız.

Milliyet