İhraçtan Öncesi ve Sonrası İle DTCF Tiyatro Bölümü

dtcf[Prof. Dr. Selda Öndül’ün DTCF Tiyatro Bölümü ve akademisyen ihraçlarına dair Evrensel Pazar’da yayınlanan yazısını paylaşıyoruz.] Bir gece evinizde otururken KHK ile ihraç edildiğinizi öğreniyorsunuz. Şaşırtıcı olmasa da sarsıcı. Bir ay önce Bölümünüzden bir arkadaşınız ihraç edildiği için zaten allak bullaksınız. Bir yakınınızın başına geldiği için gerçeğin duvarına son sürat giden bir arabanın içinde çarpmış gibisiniz. Daha tam önünüzü göremeden bir de bakıyorsunuz iziniz duvarda kalmış. Ama bir taraftan da bir rahatlama hissediyorsunuz, bir yılı aşkın bir süredir bekleme halindesiniz ve akademiden meslektaşlarınız ihraç edilirken ve hatta hapsedilirken siz rutin hayatınızı sürdürüyordunuz, içinizde hep bir suçlulukla… Şimdi bakıyorsunuz rahatlamışsınız. Tabii ilk şaşkınlığı atlattıktan sonra…

Ama anında da ya Bölüm ne olacak şimdi diyorsunuz. 1983 Eylülünde araştırma görevliliği sınavını kazandığınız,  20 küsur yıl yöneticilik yaptığınız, Muhsin Ertuğrul’dan, İrfan Şahinbaş, Bedrettin Tuncel, Melahat Özgü, Sevda Şener, Özdemir Nutku, Gültekin Oransay, Alim Şerif Onaran, Max Meinecke, Metin And, Sevinç Sokullu, Nurhan Karadağ, Turgut Özakman, Ergin Orbey, Yasemin Kalaç ve Tahsin Konur’dan bir miras bu bölüm, bir emanet. Geleneği ayakta tutmak için hocalarınızın ışığı ile omuz omuza çalışmışsınız çalışma arkadaşlarınızla.

Bu Bölümdeayrıca ek ders görevli olarak kimler ders vermedi ki – Mahmut Tali Öngören, Emre Kongar, Leyla Tecer, Cüneyt Gökçer, Sevgi Türkay, SaitTayla, Işık Toprak, Alpay İzbırak, Muammer Çıpa, Ayşegül Yüksel, Yücel Erten, Ülker Köksal, İpek Bilgin, Nurşim Demir, Gülgun Kutlu, Erendiz Atasü, Gürbüz Erginer, Kıymet Giray, İbrahim Karamehmet (Bergman), Sertel Çetiner, Muammer Sun, Altan Erkekli, Lemi Bilgin, Mehmet Ege, Münir Canar, , Nilgün Abisel, Türel Ezici, Sıtkı Tekmen, Neriman Samurçay, Muhtar Kutlu, Sevil Onaran, Mukadder Yaycıoğlu, Şule Duruarı, Nursun Ünlü, Tolga Özçelik, Ali Kalıpçı, Mehmet Kaya, Ergun Uçucu, Servet Aybar, Tülay Günal, Erdal Küçükkömürcü, Ünsal Coşar, Nalan Özdemir, Handan Ergiydiren, Sevda Çevik, Haluk Yüce, Cihan Ünal, Yasemin Yalım,  ve daha burada adlarını sayamadığımız nice bilim insanı, yazar, oyuncu, yönetmen. Hepsi Bölümün geleneğini sürdürmekte yapı taşı oldular. Kimisi asal kadrodaymışcasına yıllarca emek verdi, kimisi sıkışık hayatlarında kısa bir aralıkta buluştu Bölümle.

Yaşamlarının bir bölümünü bizlerle birlikte çalıştıktan sonra kendilerine Bölüm dışında yol çizenler oldu, Ayşe Selen, Gül Ebru Turna, Güzin Yamaner, Yasemin Erbulun, Levent Suner gibi.

hocama dokunmaBir de Enstitü yılları var. Enstitü’nün ilk hocaları Amerikalıdır: Kenneth MacGowan ve iki yıl boyunca dersleri sürdüren Grant Redford. Kenneth MacGowan’ın yazarlık derslerinin çevrilmesine ve yönetilmesine Refik Erduran yardımcı olur. Sevda Şener, Metin And, Haldun Taner, Turgut Özakman, Orhan Asena, Aziz Nesin, Çetin Altan, Cahit Atay, Suat Taşer, Sevgi Batur (Sanlı), Nazım Kurşunlu, Muvaffak İhsan Garan, Sabahattin Engin, Ziya Demirel, Handan Uran  gibi ünlü isimler o günlerde derslere katılanlar arasındaydı. Sevda Şener o zamanlar Enstitünün ilk asistanıdır. Ondan birinci elden öğrendiklerimizi aktaracak olursak, o günler çok heyecanlı günler. Günümüz edebiyat ve tiyatrosuna katkısı çok büyük. Bir dönemlik bir kursun yaratıcılığı nasıl kışkırttığını vurguluyor Sevda Hoca. Turgut Özakman’ın yazdığı Duvarların Ötesi oyunu bu seminerde okunup tartışılıyor örneğin. Aziz Nesin ve Haldun Taner derslere katılmak için İstanbul’dan geliyor. Açılışı izleyen yıllarda eğitim, Washington Seattle Üniversitesi Dram Bölümü profesörü Grant Redford’un verdiği oyun yazarlığı tekniği kuramı ve uygulamaları dersleri ile sürdürülüyor. Özdemir Nutku da Tiyatro Enstitüsü kadrosuna asistan olarak, ders verenler arasına da Mustafa Nihat Özön, Refik Ahmet Sevengil, Ahmet Kudsi Tecer, Haldun Taner gibi ülkenin ileri gelen yazarları, tiyatro tarihçileri katılıyor. Anılan isimlere, konferanslar vermek için Viyana’dan gelen iki önemli isim daha eklenir: Heinz Kindermann ve Margret Dietrich. Her iki profesör de tiyatro alanında tanınmış kişilerdir ve onlarla birlikte Viyana Üniversitesi Dram Bölümüyle sonraki yıllarda da sürecek ilişkiler kuruluyor. Özdemir Nutku ve Sevda Şener ayrı dönemlerde Viyana Üniversitesi Dram Bölümünde bilimsel çalışmalar yapıyor.

Prof.Dr.Sevda Şener, o günlerde Tiyatro Enstitüsü’nün kuruluşundan duyulan coşkuyu,  “Akademik Düzeyde Tiyatro Eğitimi ve Kırk Dördüncü Yılını Dolduran Bir Kuruluş” başlıklı yazısında, 27 Mart 1958 tarihli Zafer gazetesinde yayınlanan Süleyman Arısoy’un “Tiyatro Enstitüsüne Doğru” başlıklı yazısından ve Muhsin Ertuğrul’dan aktarımlar yaparak ifade ediyor. Süleyman Arısoy Enstitünün bilimle sanatı buluşturacağından söz ederken, Muhsin Ertuğrul Tiyatro Enstitüsü’nün kuruluşunu Darülbedayi ve Devlet Konservatuvarından sonra ülkemizde tiyatro eğitimi adına gerçekleştirilen üçüncü büyük atılım olarak nitelendiriyor.

Türk Tiyatrosu tarihinin en mes’ud haberi, T.B.M.M. Bütçe Encümeninin 15 ocak 1958 bütçe layihasının fasıl ve maddeleri üzerinde müzakere ve çalışmaları esnasında cereyan etmiştir. Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi’ne bağlı olarak kurulması Senatoca ittifakla kararlaştırılmış bulunan Tiyatro Enstitüsü’nün kuruluş hazırlıkları ele alınmış, kuruluş masraflarının tesisi maksadıyla, 50.000 lira tahsisat konulması teklifi kabul edilerek keyfiyet 27.2.1958 tarih ve 7091 sayılı kanunla kanuniyet kespetmiş ve bu netice T.C. Resmi Gazetesinin 28.2. 958/ 9846 nüshasında neşredilmiştir.

Tiyatro Enstitüsünün bu hüviyeti ile, bilhassa Türk tiyatrosuna büyük ve kıymetli faideler sağlayacağı tabiidir. Daha mütekamil merhalelere ulaşması arzu edilen, süratle inkişaf yolunda yürüyen Türk tiyatrosunun ilim ve sanat müesseseleri ile takviyesi hususu duyulan şiddetli bir ihtiyaçtır.

Ankara Üniversitesi bir tiyatro enstitüsünün projesini hazırladı, kararını çıkardı, bütçesini sağladı, enstitüyü kurdu, harekete geçirdi, şimdi Amerika’dan getirttiği ünlü bir profesöre ders verdiriyor. Demek istenince her iş, hatta en güç iş, böyle kısa bir zamanda başarılıyormuş. Elverir ki baştakiler inansınlar. Sessiz sedasız etkinliğe geçen bu enstitünün, Türk tiyatrosunda en büyük devrimi yapacağına öteden beri inananlardan biriyim.

Sevda Şener’in aktardığına göre, bir anlamda kamuoyu yaratan kişi Muhsin Ertuğrul’dur. Ülke tiyatrosunun gelişiminde öncü katkıları olan Muhsin Ertuğrul Amerika yolculuğu sırasında üniversitelere bağlı eğitim yapan tiyatro bölümlerinin olduğunu görür; Türkiye’de tiyatro sanatının gelişebilmesi için benzer bir yapılanmaya ihtiyaç olduğu düşüncesiyle İstanbul Üniversitesi’ne başvurur. Ancak, Muhsin Ertuğrul’un arzusunun hayata geçirilmesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesinin iki değerli öğretim üyesi aracılığıyla gerçekleşecektir; Prof.Dr. Bedrettin Tuncel ve Prof.Dr. İrfan Şahinbaş Fakülte bünyesinde bir Tiyatro Enstitüsü’nün kurulması için harekete geçerler ve hazırladıkları proje, dönemin Dekanı Prof.Dr. Ekrem Akurgal’ın desteğiyle Üniversite Senatosu tarafından onaylanır; MilliEğitim Bakanlığı’nın 3 Ocak 1958 tarihli onayıyla da Enstitü resmen kurulmuş olur. Türkiye’de ilk olma özelliğini taşıyan kurum yurtdışında, akademik tiyatro çevrelerinde de ilgiyle karşılanır. Ensitütü başkanı Bedrettin Tuncel, yardımcısı ise İrfan Şahinbaş’tır.

Uluslararası ölçekte ve ulusal tiyatronun/edebiyatın parlak isimleriyle eğitime başlayan Enstitü uzun ömürlü olamamıştır. 1960-1961 öğretim yılında Tiyatro Enstitüsü, Profesörler Kurulu’nun enstitü kapsamında ders verilemeyeceği gerekçesiyle kapatılır. Enstitü yerine bir Tiyatro Kürsüsü kurulmasına aynı Kurulda karar verilir fakat gerçekleşmesi için üç yıl beklemek gerekecektir.

Tiyatro Kürsüsü 1964 yılında kurulduğunda, başkanlığına Alman Edebiyatı profesörü Melahat Özgü getirilir. Ankara Üniversitesi Senatosu’nun 23.6.1964 tarih ve 2792 sayılı kararı ile açılan Tiyatro Kürsüsü, Fakültenin diğer bölümlerinin statüsündedir: eğitim süresi dört yıldır. Tiyatro Kürsüsü’nün kuruluş amacı, tiyatro sanatına bilimsel bir perspektiften bakan bir program yürütmek, mezunlar aracılığıyla ülke tiyatrosunun ortamını zenginleştirmek, tiyatro yazarı ve eleştirmen yetiştirmek olarak belirlenmiştir.

Tiyatro Kürsüsü’nde, Tiyatro Tarihi, Türk Tiyatrosu, Dramaturgi, Sahne Tekniği, Tiyatro Yönetimi gibi asal dersler yanında seçmeli olarak Radyofonik Oyunlar, Film Bilgisi ve Dokümantasyon, Sahne Müziği dersleri verilmektedir. Kürsünün öğretim elemanları ise Sevda Şener, Özdemir Nutku, Max Meinecke, Metin And, Turgut Özakman, Mahmut Tali Öngören, Gültekin Oransay, ve Alim Şerif Onaran’dır.

Kuramsal olarak öğretilenlerin sahnede karşılığını bulması amacı ile bir deneme sahnesi kurulur. Önceleri reji ağırlıklı oyunlar sergilenirken Oyunculuk Anasanat Dalının açılması ile oyunculuk eğitiminin sonuçlarını almaya yönelik bir amaca yönelinir.

İlk mezunlarını veren Tiyatro Kürsüsü’nün eğitim kadrosu genişlemeye başlar. İlk mezunlardan Sevinç Sokullu, Nurhan Karadağ ve daha sonra da Tahsin Konur asistan olarak Kürsü kadrosuna katılırlar. Bu dönemde tiyatro alanındaki bilimsel çalışmaların ivme kazandığı görülür. Tiyatro konusunda yapılan akademik çalışmaların yanı sıra tiyatroyu toplumsal olarak yaygınlaştırmak için çalışan öğretim elemanları, konuşmalara, konferanslara, panellere katılmakta ve süreli yayınlara yazılar yazmaktadırlar. Yurtiçi ve yurtdışı sempozyumlara, konferanslara katılan, bildiriler sunan Tiyatro Kürsüsü, kuruluş amacını gerçekleştirmekte, tiyatro alanında eksik olan teorik birikimi oluşturmakta önemli adımlar atmaktadır. Bugün de alanın başvuru kitapları olma özelliğini sürdüren pek çok değerli çalışma bu dönemin ürünleridir.

Tiyatro Kürsüsü’nün adı bütün kürsülerin bölüm adını aldığı 1980 sonrasında Tiyatro Bölümü olur. Üniversite sınavıyla öğrenci alan ve tek bir başlık altında geniş bir program yürüten Tiyatro Bölümü lisans üstü eğitime de geçmiştir. Fakat Bölüm açısından asıl önemli değişim 1987-88 öğretim yılında gerçekleşecektir. Oyunculuk, yazarlık, eleştirmenlik, yönetmenlik, tiyatro teorisi gibi pek çok alanda eğitim verdiği öğrencilerine sadece Tiyatro diploması vermesi, uzmanlaşmanın giderek önem kazandığı bir dünyada sorun oluşturmaya başlamıştır. Tiyatro Bölümü 1987-88 Öğretim Yılından başlayarak dallar birbirinden ayrılır ve özel yetenek sınavıyla öğrenci almaya başlar. Artık Bölüm eğitimini, tiyatro tarihi ve teorisi, dramatik yazarlık ve oyunculuk alanlarında sürdürecektir. Zaman içinde oluşan ihtiyaçlar doğrultusunda lisans üstü programların da sayısı fazlalaşır. Çocuk tiyatrosu/yaratıcı drama, reji, oyunculuk, tiyatro kuramları, tiyatro eleştirisi ve dramaturgi alanlarında yüksek lisans ve doktora programları yürütülmeye başlanır.

Tiyatro Bölümünün önemli bir özelliğini de ilk  kuşak hocaların kendilerini sadece üniversiteyle  tanımlamayışları oluşturur. Mesleki sorumluluğu toplumun daha geniş kesimlerine yayma arzusu, dışa açılmayı ve toplumsal dinamiklerle ilişki kurmayı beraberinde getirmiştir. Bu açılma, Tiyatro Bölümünün yapısından dolayı doğal bir biçimde gerçekleşmiştir. Hem tiyatro sanatının niteliğinden kaynaklanır bu özellik hem de salt akademisyenlerden oluşmayan eğitim kadrosundan, ve elbette öncü hocaların misyoner ruhundan. Alanında uzman kişilerin ders verdiği bir mekandır Tiyatro Bölümü.

Sanatla bilimi birleştirmeye çalışan bir bölümü sadece bilimsel ölçütlerle değerlendirmek işin önemli bir bölümünü görmezden gelmek olacaktır. Çünkü amaç hala ülke tiyatrosunun geliştirilme hedefiyle iç içedir. Tiyatroya bilimsel alanda emek verenler ne kadar bölümümüzün başarısını oluşturuyorsa, sanatsal uygulamalar ve emek veren sanatçıların çalışmaları da o kadar kayda değerdir ve dikkate alınmalıdır. Sanatsal uygulamaların kesintisiz bir biçimde gerçekleştiğini görmek için kuruluşundan günümüze kadar her yıl önce bölüm oyunları ile başlayan geleneğin giderek üç dalın birlikte çalıştığı, oyunculuk dalı öğrencilerinin rol aldığı mezuniyet oyunu, üçüncü sınıf oyunu, reji dersi oyunları, yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin ders ve tez oyunlarını hatırlamak yeterli olacaktır.

Zaman içinde Herbert Blau, Shelley Berc gibi isimler bölümde konuk olur. Yabancı uzman Helmut Gebeshuber doğaçlama dersleri verir, çocuk tiyatrosu uzmanı Soren Ovesen öğrencilerle çocuk tiyatrosu üzerine atölye çalışması yapar, bir oyun sergilenir. Antonio Fava da öğrencilerle Commedia dell’Arte oyunculuğu üzerine bir atölye çalışması yapar. Marvin Carlson öğrencilere bir seminer verir, seminerler, sempozyumlar düzenlenir Ülkenin seçkin tiyatro insanları anılan buluşmalara katılır. Konuk oyuncu, yönetmen ve yazarlar derslerimize çağrılır.

Yüzlerce mezunumuz Devlet Tiyatrolarında, özel tiyatrolarda, televizyonlarda görev yapmaktadır. Ayrıca roman, oyun, senaryo, öykü yazarları mevcuttur. Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinde bölüm başkanları, öğretim üye ve görevlileri, araştırma görevlileri Bizden mezundur.

Anlattıklarım hepimizin ortak geçmişi. Bizi birbirimize bağlayan miras, emanet, gelenek. DTCF Tiyatro Bölümünün geleneğinde farklı düşünceler, geçmişler, oluş biçimleri, kimlikler yan yana birlikte durur, var olur, üretir. Birlikte üretim her defasında bir kez daha eskiyi yeniye, yarına taşır, yeninin, günün dinamiğini yaratır, geleceğe akar.

Sevda Şener der ki, tiyatro sanatı insanı eşiklerde sınar. Oyun kişisinden bir eşikte seçim yapması gerekir. Ben de oyunlardan öğrendiğimizi yapmak zorunda hissettim kendimi. Bir derste İbsen’in Bir Halk Düşmanı’ndaki Dr. Stockman’ı anlatıp da doğru bildiğimi yapmamak olmazdı. Barış istedim.

Bir yılı aşkın bir bekleme sürecinden sonra bir gece bir daha Bölümüme gidemeyeceğimi öğrendim, üç profesör (Tülin Sağlam, Beliz Güçbilmez, Selda Öndül), bir doçent (Süreyya Karacabey), biri ÖYPli (Ceren Özcan), biri tez aşamasında olan Bölüm araştırma görevlisi (Şamil Yılmaz)  ile diğeri doktoralı öğretim görevlisi (M. Elif Çongur) olan çalışma arkadaşlarım gibi.

Akademilerin zor bir süreç sonunda ders verebilir hale gelmiş hocalarını ihraç etmesi yalnızca Akademinin sorunu değil. Akademideki ihraçlar Ülkenin geleceğinde vahim sonuçlar doğuracak. Derslerin, programların niteliğinde sorunlar olacak, açıkta kalan dersleri vermek zorunda kalan hocaların çalışmaları duraksayacak, bizimkisi gibi kimi bölümlerde A.Ü. SBF ve İLEF gibi, ihraç yanlışından geri dönmedikçe mutsuz öğrenciler, akademisyenler, yöneticiler giderek artacak. Her şeyden önemlisi Ülke ifade özgürlüğüne bir kez daha kavuşamamış, Üniversiteler giderek özerklik, ifade özgürlüğü, akademik özgürlük kavram ve pratiklerinin yokluğunu kanıksayacak, Üniversiteler hızla bilgi ve meslek edindirme okullarına dönüşecek.

DTCF Tiyatro Bölümü yaşayacak, kalan üç yardımcı doçent (Gülayşe Temeltaş, Nedim Yıldız,  A. Kadir Çevik) bir okutman (Erkan Ergin), dört ÖYP araştırma görevlisi (Özgün Çakar Özdemir, Utku Akgün, Gülşah Erdem, Gülden Ateş) yapmaları gerekeni yapacak. Büyük yara aldı ama biliyoruz ki yapının temeli sağlam.

Bizlerin deyişiyle Dil Tarih Tiyatronun, yaşamasını diliyorum, tüm kalbimle…

*DTFC Tiyatro Tarihi ve Teorisi Anabilim Dalı

Evrensel

Yorum


işlemi tamamlayınız: