Oyuncu Orhan Alkaya, Ece Zereycan’ın Konuğu Oldu

Ece Zereycoyuncu-orhan-alkaya-ece-zereycan-in-konugu-oldu-271240-5an’ın BirGün Medya’da konuğu oyuncu Orhan Alkaya. Orhan Alkaya, başkanlık anayasası referandumu öncesinde referandumda neden HAYIR diyeceğini açıkladı.

Alkaya, BirGün yayınında şunları söyledi:

“Ortak değerlerimize saldırı oldu. Ama biz ortak değerlerimizi ısrarla korumamız gerekiyor. Tamamını henüz yitirmedik.

Bu bir parti meselesi değil. Memleket meselesi. Bir arada yaşayan insanların ortak meselesi. Siyasi görüşlerimiz olacak ama burada birlikte yaşayanların ortak değerlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyayız. Tek adamın ismi önemli değil. Tek adam tehlikesiyle karşı karşıyayız.

(250 sanatçının bir araya gelip HAYIR bildirisine imza atmasıyla ilgili olarak) 250 sanatçının bir araya gelişi merkezi bir araya geliş değil. Neden böyle bir şeye ihtiyaç duydunuz diye sorarsanız, ‘Neden olmaz’ı poetik bir itirazla söyleyelim istedik. Kuruluş hikayemezi en iyi anlatan Nazım Hikmet’tir. Bir sekretaryamız olsaydı belki 1000 kişi olurduk ama biz gönül bağıyla oluşturduk her şeyi. Sonrasında dahil olmak isteyen çok sayıda arkadaşımız oldu.

Tarık Akan ve Halit Akçatepe bizi ümide tutundurdu

Tarık Akan’ın ve Halit Akçatepe’nin cenaze törenlerinde iyicil bir isyanı ve kederi yaşadık. Bu bizi ümide tutundurdu.

Galatasaray Liseli bir grup arkadaşımız ‘Değerler Bildirgesi’ yayımladı. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’ne de gönderme yapan bir mütabakat için yeniden çalışmaya ihtiyaç var. Herhangi bir toplum kolay kolay bozulmaz ama çabucak düzelebilir.

Eğitim sistemi oldukça sıkıntılı ve en zor geri dönüşü olacak bir süreç yaşıyor. Evrim teorisi müfredattan çıkarıldı. O zaman biyoloji dersinin ne anlamı kalıyor? Bunlar kayda değer tahribatlara yol açar. Deneme yanılma tahtası gibi. Kendi kızım üzerinden bu süreci çok iyi izledim. Her sene başka bir şey deneniyor. Eğitim bütünlük ve süreklilik arz etmesi gereken öğretimdir aslında. Burada daha çok eğitim, öğretimin önüne çekilmeye gayret edildi. Böyle olunca da bilgi toplumu olma konusunda sıkıntı yaşandı.

Referandumda sokağa bakarsak, müdahale olmayan yerlerde HAYIR önde görünüyor. Olağanüstü eşitsiz bir süreç yaşıyoruz referandumda. İlan, afiş ve pankart asmaktan tutun, sokaklarda kurulan o küçücük çadırlara, fiziki saldırılara, mağruz bırakılıyor.

Kirli bir ‘evet’ propagandası yapılıyor

Kirli bir ‘evet’ propagandası yapılıyor. Tarafsız olmak üzere yemin etmiş bir cumhurbaşkanı EVET mitingi yapıyor. Anketleri son dönem seçimlerine bakarak çok güvenilir bulmuyorum. En çok güvendiğim KONDA’dır. KONDA da ‘HAYIR’ı önde buluyor. Makasın daraldığını söylüyor bu anketler de. Plebisit bir yanı var. Seviyor ya da sevmiyor. Bir grup referanduma girerken, bir grup plebisite giriyor. Bugün bir köşe yazıda “EVET’ demek için 9 neden”i yazan bir köşe yazısına çok sevindim. Okudum ama anayasaya dair tek bir şey yoktu. Hatta AKP’ye dair de bir şey yoktu.

Bir çark var. O çark, sistemi il ve ilçe teşkilatından çok uzaklaşacak ve doğrudan merkeze bağlanacak. Buna en uygun tarif olarak iş takibi diyebiliriz. Benim ahlaken onaylayabileceğim bir şey değil ama olan bu.

(Evet çıkarsa nasıl bir Türkiye olacak sorusuna) Evet’in çıkacağını düşünmüyorum. Hukuki bir kaos olur. Rejim değişikliği için her şey bir kişiye bağlanmış olur. İslami yoğunluklu insanların coğrafyasında ilk laik seküler deneyimi, bölgeye model olan, demokrasi deneyimi olan bir ülkenin, birbirine aşık olan insanlar olmasak da birbirinden de nefret etmeyen bir ülke sıkıntılı bir sürece girer.

A Clockwork Orange gibi sürreal imajları barındıran bir film bu sürecin sonunda çekilebilir. Böyle bir hayalim var. Gezi bir toplum tarihinde nadir rastlanabilecek bir büyük itirazdı. Kendi kendini üretti ve kendi estetiğini yarattı. Çok özgündü ve bir anda, üç gün içerisinde 1 milyon insana ulaştı. 3 kişiden, 30 kişiden, bin kişiye ve sonrasında da 1 milyon kişiye ulaştı. Gezi itirazının içeriği doğru anlaşılsaydı bugün çok başka bir şeyi tartışırdık. Bugünle kıyaslayamam elbette. Çünkü bugün büyük bir korku pompası var. O gün böyle bir ağır korku üretimi yoktu. Türkiye’nin en seçkin öğretim üyeleri işten atıldı, üniversiteler boşaltılıyor. Yapılamaz diyeceğimiz pek bir şey kalmadı. Yani bir yasa vardır, o yasanın içtihatı vardır. Yasayı da yorumlarsınız. Bu bir güvencedir. Bugün bunu söyleyebilmek eskisi kadar kolay değil.

Cumhuriyet gazetesi davasıyla yeni bir tanım oluşturuldu: “Terör örgütüne üye olmamakla birlikte…” Buna herkes dahil olabilir.

Bir harala gürele ile tekmeyle yumrukla anayasa oluşturulmaz. Bu toplumun bütününün anayasası olmaz. Toplumun tamamını mütabakat sağlanması lazım. Eğer mevcut sistemi değiştirmek istiyorsunuz, değiştirene kadar mevcut sistemle uyumlu olmanız lazım. Yoksa bunun suçu vardır. Anayasa kuvvetli bir metindir. İyi olmasa bile kuvvetli bir metindir. Bir kurumda tüzük hazırlamak isterseniz anayasaya aykırı olmamak zorundadır. Siz Helsinki’ye imza attıysanız aykırı bir anayasa da hazırlayamazsınız. Virgülle noktalı virgül çok şeyi değiştirir. Anayasa hazırlamanın formüllerine geri dönmek lazım. Bir anayasa hazırlarken ülke sathından bireylere kadar, kanaat önderlerine kadar sormak lazım.

Herkesin düşüncesi, görüşü saygıdeğerdir. Ama düşünceler görüşü doğurmalı. Birbirimizi sevelim, en azından nefret etmeyelim. HAYIR’lı olsun.

Birgün