Orhan Alkaya: Adalet Yürüyüşü Yeni Bir Yol Açıyor

Mimesis Haber / CHP milletvekili Enis Berberoğlu’nun mit tırları davası kapsamında 25 yıl hapis cezasına çarptırılması üzerine 15 Haziran Perşembe günü CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ankara’dan İstanbul’a adalet yürüyüşü başlatmıştı. Yürüyüşle eş zamanlı olarak CHP tarafından çeşitli kent noktalarında başlatılan adalet nöbetinin ikinci gününde tiyatrocu Orhan Alkaya ile Maçka Demokrasi Parkı’nda bir söyleşi gerçekleşti.

Orhan Alkaya konuşmasına “Geç olsun ama güç olmasın derler. Geç oldu belki ama adalet yürüyüşü güzel oldu” diyerek başladı. Alkaya ardından Enis Berberoğlu dışında bir partinin eş başkanları dahil 13 milletvekilinin daha tutuklu olduğunu, gazetecilerin tutuklu olduğunu, siyasi partinin seçilmiş belediye başkanlarının görevden alındığını, kayyımlar atandığını belirterek adalet talebinde bulunmak için bundan daha ideal koşullar tahayyül edilemeyeceğini hatırlattı.

Son süreçteki hukuksuzlukların 2010 anayasa referandumundan itibaren başladığını belirten Alkaya, 2010 öncesinin de çok aydınlık olmadığını ekledi. Geçtiğimiz yıl “çocuklar ölmesin” talebini bir televizyon programında dillendiren öğretmen Ayşe Çelik hakkında dava açıldığını, “biz de Ayşe öğretmenle aynı şeyi savunuyor ve çocuklar ölmesin diyoruz” diyerek kendileri hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ve aynı davada yargılanmaya başladıklarını hatırlatan Alkaya, kararın açıklanacağı son duruşmayı şu sözlerle anlattı:

“Son duruşma tam 5,5 saat sürdü. Mahkeme hakimi bir an için başını kaldırmadı ve müthiş bir sabırla bütün konuşmaları dinledi. 80’den fazla AİHM kararı, AYM kararı, yerel mahkeme içtihadı sunuldu. Ama karar arası verilip geri döndüğümüzde hakim ‘Ayşe Çelik’e hapis cezası, geri kalanlara beraat’ dedi. Çünkü hiçbir mahkeme pozitif karar vereceği zaman o kadar uzun dinlemez. Ayşe Çelik ne demişti? ‘Çocuklar ölmesin, kadınlar ölmesin’ demişti. Bu yargılanabilir mi? Hangi hukuk içtihadına uyar? Yalnızca bir şeye uyar: Popüler bir televizyon programında, ana akım bir kanalda, canlı yayında bağlanıp o anda ölçülemeyen, program yapımcılarının öngöremediği bir hareket bunu sağlar mı, evet.” Ayşe öğretmenin haklı çığlığının program sunucusu tarafından duyulduğunu, sunucuyu da duygulandırdığını ve seyircilere alkışlatmasını sağladığını belirten Alkaya tam bu noktada devlet için tehlike oluştuğunu “insani duygular devletin üzerine geçmeye başlayınca devlet için tehlike oluyor” diyerek belirtti.

Tüm bunların bir korku rejimini imlediğini belirten Alkaya, korkmanın son derece insani, organik bir duygu olduğunu ama haklı olduğuna inananın korkuyu yenebileceğini söyledi. Emile Zola ve çok az sayıdaki arkadaşının dönemin Fransız entelijansiyasına karşı tek başlarına direndiklerini, Yüzbaşı Dreyfus’u savunduklarını anlattı. Azınlık oldukları için kendilerine aşağılama manasında entelektüel dendiğini, bununsa bizlere miras olarak kaldığını ifade etti.

Karanlık günler yaşadığımızı, kimsenin hayatının garanti altında olmadığını ifade eden Alkaya önümüzdeki 30-40 yıl karanlık görünse de hiçbir karanlığın sonsuza kadar sürmeyeceğini belirtti. Barışçı hareketlerin sürmesi gerektiğini söyleyerek Alkaya “adalet yürüyüşü bu anlamda yeni bir yol açmıştır” dedi.