Kürt Seyirci Artık Seçici BÊRÛ

Yıllarca hem oyuncular hem de seyirciler üzerindeki baskılara rağmen, güzel bir izleyici kitlesi oluşturan MKM’nin TJN tiyatro grubunun Bêrû oyunu, 29 Ekim’de tiyatroseverler ile buluşuyor. 
Politik komedi oyunu ‘Bêrû’ sermaye, hükümet ve halk sarmalındaki ilişkileri tartışmaya açıyor.

TJN (Têatra Jiyana Nû) ne zaman kuruldu kimlerden oluşuyor?

Rugeş Kırıcı: MKM’nin ilk tiyatro grubu olarak 1991’de kurulan TJN, bu bünyede 1992’de kurumsallaşmaya başladı. Yıllarca yasaklı bir dilin tiyatrosunu yapan TJN, Türkiye ve Kürdistan’da Kürtçe tiyatro yapan ilk gruptur. Hemen hemen Kürtçe tiyatro yapan herkesin yolu buradan geçmiştir. Dünyada az örneği vardır bu durumun. Ve şu anda en son TJN olarak “Bêrû” oyununda buluştuk. Bu oyundaki arkadaşlar olarak hepimiz farklı yerlerden gelmiş olsak da TJN bünyesinde gelişip bu günlere geldik.
Nazmi Karaman: TJN Kürtçe tiyatro yapanlar için hemen hemen herkesin oynadığı ilk yerdir. TJN hepimiz için bir okul.

TJN, Kürtlerin tiyatro kurumlarına kadro yetiştirdi. Oralardaki kadrolara ne oldu? Kurumlar kapatıldı ama o çalışmaları yürütenler şimdi ne yapmakta?

Rugeş Kırıcı: Bir dönem Kürt tiyatrosu altın dönemini yaşadı ve birçok kentte kurumsallaştı. Sonra kayyumlar süreciyle dağıtıldı. Kayyum atansa bile Kürt tiyatrosu dışarıda, sokakta yapılıyor. Resmi yapı içerisinde sanat resmileşiyor, bundan dolayı kayyumdan sonra Kürt sanatı bu resmiyetin dışına çıktı ve özüne kavuştu. Çünkü kollektivizm ön planda ve zor koşullar olsa da sahip çıkılmakta.

Kürt tiyatrosu Devlet tiyatroları gibi mi oldu o dönem ?

Rugeş Kırıcı: Olmadık, benzeşmemek için çok çaba sarf ettik. Bu onları eleştirdiğim anlamına gelmemeli, o ayrı bir konu ama yine de kendi içerisinde başka bir bürokrasiye kavuştu.
Belediye bünyesinde çalışanlar için imkanları ortaya çıkardı ama şu anda gerçek özünde, çünkü tiyatro doğası gereği tek başına yapılan bir iş değil kolektif yapılan bir çalışmadır. Bundan uzaklaşırsak, ürünün kalitesi de kendini gösterir.
Ömer Şahin: TJN bütün bakış açımı değiştirdi. Ve basit Türkçe tiyatro yapmaya çalışan biri olarak, TJN ile birlikte Kürtçe ve politik tiyatro yapmaya başladım. Oyunumuz zor bir oyun ve hızlı olarak politik-komediyi seçtik. Belki de zor olması iyi bir şey. Büyük oyunculuklar sergileyerek yaptığım ilk oyun diyebilirim. Bu anlamda iyi oldu ve başara

Kürtçe bilmeyen birinin gelip oyunları izlemesi zor galiba

Aslında değil. Hatta bu oyunumuzda üst yazı verilecek sahnede, o yüzden Kürtçe bilmeyen izleyiciler de gelmelidir oyunlarımıza.
Kürtler tiyatroyu seviyor mu? Oyunlara ilgisi ne düzeyde ve Kürtçe tiyatronun izleyici profili ne durumda?

Nazmi Karaman: Kürt tiyatrosu 90’larda hayatımıza girdi. Kürtçe oyunlar oynandı, yasaklarla karşılaştığı için de doğal olarak özgür bir seyirci kitlesi oluşamadı. Hem oyuncular hem de seyirciler üzerindeki baskılara rağmen, güzel bir izleyici kitlesi oluştu. Kürtlerde tiyatroya ilgi muazzam, festivaller bunu geliştirdi. Kürt tiyatroseverler bir kalite yakalamış durumda.
Rugeş Kırıcı: Kürt seyircisi bir seçkinlik yakaladı. Ne sunarsan izler dönemi yok artık. Kürt tiyatro seyircisinin diğer sanat alanlarından fazla olduğunu düşünüyorum. Çünkü biz şehirlerde yaşanan çatışmalar döneminde tiyatro festivali yaptık, salonlar hınca hınç doldu. Dışarıda bomba sesleri vardı ama sanat ve toplumun nefes alışı için bunlar gerekiyordu ve yapıldı izleyici de sahip çıktı.

 Kürt tiyatrosunda düğünlerde oynandığı zamanlar bir deli karakteri kalıbı vardı. Tiyatro böyle bir yöntemle yapılmaya çalışılıyordu, şimdi durum ne?

Rugeş Kırıcı: Kürt tiyatrosunun bir yolculuğa ihtiyacı vardı, bundan dolayı yaşandı. Bu dönem düğünlerde de oynanmalı ama farklı biçimleri de olmalı. Kürtler tiyatroya yakın bir halk. Kültüründe varolan bir özellik, önemli olan sentezi yapabilmekte. Ne kadar yapıyoruz, ne kadar yapmıyoruz o ayrı bir konu.

TJN yeni dönem perdelerini ‘BÊRÛ’ ile açacak, neden böyle bir oyun?

Nazmi Karaman: Amed’de festivalde buluştuğumuzdan beri text arayışlarımız vardı, tartışmalar sonucu buna karar verdik. Biraz da sürece göre seçtik. Çünkü bir komedi gerekliydi ama bizim biçimimize uygun olmalıydı. Amaç sadece güldürmek değil güldürürken eleştirmektir. Bu oyun da politik-komedi oyunudur. Gerçek bir hikayeden yazılmıştır. Patron ve işçi hikayesi. Yani devlet, sermaye ve halk arasındaki mekanizma anlatılıyor.
Özeti: Oyunun özetinden kısaca bahsedecek olursak, Fiat’ın patronu Kızıl Tugay tarafından kaçırılırken araba kaza yapıyor ve o sırada, orada fabrikanın işçisi Antonio Berardi bulunuyor. Antonio kazayı görüyor ve adamı kurtarıyor. Yüzü parçalanmış adama ceketini sarıyor, hastaneye bırakıp kaçıyor. Daha sonra ceketinin cebinde kimliği kaldığından dolayı, patronu Antonio (işçi) olarak teşhis ediyorlar ve patron işçinin yüzünü alıyor. Oyun bir Fars komedisi, yanlış anlaşılmalar üzerine durum komedisi bir hikaye. Alt metni çok güçlü. Günümüzü anlatan, aynı zamanda tarihe ışık tutan bir oyun ve çok mutluyuz. Zor olduğu doğru ama ben tiyatroda zora inanmıyorum. İyi bir prova ve çalışmayla enerji buluşursa, her şey olabilir. Yani bundan dolayı oyun anlamlı bir oyun, kalabalık ama biz 5 kişi oynuyoruz. 5 arkadaş olarak hepimizin işi sadece tiyatro, yani ekibin ruhu böyle oluştu.

Yazının devamını okumak için tıklayınız. 

Özgürlükçü Demokrasi