‘Şarkılarla Maskeleri Anlatmayı Tercih Ettik’

(Burak ABATAY’ın BİRGÜN Gazetesi’nde yayınlanan oyuncu ve oyun senaristi Berkay ATEŞ ile yaptığı söyleşisini paylaşıyoruz.)

Oyuncu ve senaryo yazarı Berkay Ateş’in kaleme aldığı ve 25.Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’nü kazanan, Serkan Salihoğlu’nun yönettiği ‘Hakikat, Elbet Bir Gün’ oyunu bugün Zorlu PSM’de seyirciyle buluşuyor. 17 Ekim’de Baba Sahne’de, 24 Ekim’de Toy İzmir’de ve yine 30 Ekim’de Zorlu PSM’de seyirciyle buluşacak oyunda rolleri ise Gizem Erdem, Seda Türkmen, Emir Çubukçu, Can Kulan, Berkay Ateş üstleniyor. Oyunun senaristi ve oyuncu Berkay Ateş’le ‘Hakikat Elbet Bir Gün’ü konuştuk.

Öncelikle Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü ile başlamak isterim. Ödül neler hissettirdi?
‘Hakikat, Elbet Bir Gün’ ile birbirinden değerli jüri üyeleri tarafından verilen 25. Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü’ne layık görülmek benim için çok büyük bir onur oldu tabii ki. Hasan Ali Toptaş ile aynı ödüle layık görülmek ayrıca beni mutlu etti.

► Şiirle, edebiyatla iç içe geçmiş bir metin. Tiyatro ile edebiyat arasındaki kurduğunuz ilişkiyi merak ediyorum…
Tiyatro metinleri de edebiyatın önemli bir parçasıdır. Hem yerli hem de yabancı onlarca tiyatro oyunu dünya edebiyatına yön vermiştir. Bugün benim için kazanım olan şey yazınsal üretimlerin çoğalmasıyla beraber güne dair sözümüzün kalıcı olması. Yazılan her roman, öykü, tiyatro metni ve diğerleri tarihe tanıklığımızın da bir parçası olacaktır.

► ‘Mazgaldaki Şair’ şiirini okuyor ve diyor ki: “İşte yine bir suçlu, üzülür fakir, Oysa ki özgürlük ellerimizdeydi, Tek bir umut ışığı gerekir…” Sahip miyiz bu ışığa? Yahut sahip olacak mıyız?
Tabii ki sahibiz bu ışığa. Çünkü asıl gerçek olan bu ışığın zaten hiç sönmediği. Bunu kendimiz boş umutlarla değil, tarihin referanslarıyla görüyoruz. Mazgaldaki şair, kendi sanatını her şeyden yüce gören aydın profilinin eleştirisi. Özgürlüğün ellerinden kayıp gittiğini gören ancak bunu görmezden gelmeyi meşrulaştıran bir şair.

► Bu noktada belki de oyunun adını da konuşmak gerekiyor: ‘Hakikat Elbet Bir Gün’
Hak aramak günden güne çok güçleşti. Ellerimizden kayıp gidenlerin en başında adalet geliyor belki de. Zaten bir toplumda korkuyu yayan en büyük etmen adaletsizlik. Bu koşullarda da ya adaleti kişi kendi yerine getirmeye çalışıyor ya da hakkından vazgeçme noktasına geliyor. Bu oyun ‘hakikat’i arama sürecine dair bir arada olmayı hatırlatır belki.

► Güçlü bir sonla perdeyi kapatıyor oyun. O annenin ruh hâlini nasıl anlamak gerekir?
Aslında oyundaki anne kökleri temsil ediyor. Metinde yapmaya çalıştığım hak arama sürecinin sadece insanlar için değil, hayvanlar, ağaçlar, doğa ve dünyamızın tamamı için yaşandığı ve bunu da distopik bir dünya ile birlikte eğlenceli bir şekilde, şarkılarla maskelerle anlatmayı tercih ettik.

► Gelecek projeleriniz neler?
Belli bir süredir roman yazmaktayım. Bir kaç yıldır kafamda olan bir hikâyeydi. Çok büyük bir heyecanla oturuyorum başına, biraz daha yolu var diyebilirim.

Birgün