Hamlet En Modern Yorumuyla İstanbul’da

[Birgün Gazetesi’nden Serpil Çakar’ın Hamlet | Collage’da 11 karakteri tek başına canlandıran Evgeny Mironov ile yapmış olduğu söyleşiyi paylaşıyoruz.]

Yeniden kurgulanan tragedyanın temelini oluşturan çelişkiyi, Hamlet’in bilincinin sınırlarında arayan multimedya dehası Lepage, oyunda teknolojiyi ve hikaye anlatıcılığını harmanlıyor. Oyunun ilk dikkat çeken tarafı Mironov’un 11 karakteri tek başına ve kapalı bir küpün içinde oynaması. Teknolojinin sanatla bir araya geldiği oyunda mekanlar kolajlarla yaratılıyor.

İstanbul Tiyatro Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü alan ve aynı zamanda Moskova’nın en köklü tiyatrosu Theather of National’ın sanat yönetmenliğini yapan Rus oyuncu Mironov 145 dakika boyunca oyuncu bedenin sınırlarını zorluyor. Bu akşam Zorlu PSM Ana Tiyatro’da seyirciyle buluşacak olan Hamlet / Collage’ı ünlü oyuncu Evgeny Mironov ile konuştuk.

Oyunun fotoğraflarında akıl hastanesinde olan bir karakter gördüm. Hamlet karakterini nasıl yorumladınız?

Benim için Hamlet, tutkuları ve tabiatı tarafından bağlanmış ve de kısıtlanmış bir sanatçı. Sonuçta en korkunç şeyler zihnimizin içinde var oluyor. Asıl meselenin bunlara nasıl yol vermeyeceğimizle ilgili olduğunu düşünüyorum. Bir yandan dışsal sınırlamalar bizi her dakika bir deli gömleğine sokuyor; diğer bir yandan ise eğer kendinizi özgür bırakamaz ve deneyim kazanmazsanız ne kendinizle ne de bu dünya ile ilgili herhangi bir önemli çıkarımda bulunamazsanız. Bu nedenle deli gömleği, performans sırasında hayal gücünün ortaya çıkmasına izin veren, ana karakterin sınırlı bilincinin bir görüntüsüdür diyebilirim.

Oyun tek bir merkeze odaklanmış gibi görünüyor. Sadece tek bir kişi, tek bir konum… Bu merkezdeki ana tema nedir?

Bu eylem, bir kişi bir deli gömleği içinde ve büyük olasılıkla kapalı bir alanda yer aldığı için tek bir merkeze odaklı gibi görünüyor. Gerçekte ise kahraman, William Shakespeare’in Hamlet oyununda belirlediği birçok mekanda geçiyor. Fakat bu yolculuk, o kişinin fantezisinde gerçekleşiyor.

Tek kişilik bir oyun oynamak ile bütün karakterleri tek bir kişi olarak oynamak arasında yöntem açısından hangi bağlar var ve neler farklı? Nasıl bir çalışma süreci izlediniz?

Bunun sorumluluk olduğuna eminim. Sorumluluğu paylaşabileceğiniz kimse yok; ortaklarınız yok, yalnız başınasınız. Dahası bu performansta sahnede sadece yalnız değilim; kendimle konuşuyorum ve farklı karakterler adına kendimle çelişiyorum. Bu benim için yeni bir deneyim. İlk defa bir çok karakterleri keşfederek, onlar adına başka karakterlerle bir diyalog başlattım. Bu kolay değildi.

Bir küpün içinde geçen oyunu sahneye koymak zor. 145 dakika tek başınıza oynayacaksınız. Oyunda başka zorluklar bulunuyor mu?

Hem küpe hem de teknik parçalara hakim olmak zorundayım. Performans sadece benim için karmaşık değil. Tek kişilik bir gösteri olmasına rağmen, prodüksiyon ekibimizin her bir üyesi gerçekten çok önemli. Sahne arkasında yaklaşık 20 kişi çalışıyor. Oyunu sağlıklı ve hiç sakatlanmadan terk edebilmemi onlara borçluyum.

Sahne geçişlerinde kolajlar kullanılıyor. Sahnedeki mekanı yaratmak için teknolojiyi kullanmayı garipsediniz mi? Bir oyuncu olarak size nasıl hissettiriyor?

Küple arkadaş olduğumdan beri kendimi harika hissediyorum. Bir noktada, Robert Lepage’ın bahsetmiş olduğu özgürlüğü yakaladım. Prömiyerden sonra ayrılırken, bana bir sonraki sahnenin “caz” olması gerektiğini söyledi. Performansın en iyi anlarında, küp gerçek bir partner gibi davrandığında ve uyum içinde çalıştığımızda ortaya caz çıkıyor.

Aynı zamanda Theather of National‘ın sanat yönetmenliğini yapıyorsunuz. Sizin yönetiminizle neler değişti? Son yıllarda Rus tiyatrosu hangi yönde gelişmekte?

12 yıl önce meslektaşlarımla birlikte Theater of Nations için çalışmalarımıza başladığımızda, nasıl ve ne yapacağımıza dair net fikirlerimiz vardı. Bu dönemde birçok şey başardık ve en önemlisi günümüzün dünyasında var olan farklı trendlerin, stillerin, türlerin bulunduğu özgür bir platform oluşturduk. Bu özgür platforma ise Robert Lepage, Thomas Ostermeier, Eimuntas Nekrosius, Bob Wilson gibi dünyanın önde gelen yönetmenlerini sahne performanslarına davet ediyoruz. Aynı zamanda ülkemizin en iyi ve en genç yönetmenleri ile çalışıyoruz. Genel olarak konuşmak gerekirse, günümüzde Theater of Nations yeni fikirlerin icat edildiği büyük bir laboratuar.

Rus tiyatrosu geliştikçe çeşitlendi. Çünkü Meyerhold, Tairov, Vakhtangov ve Stanislavsky burada çalıştı. Teatral sanatın farklı yönlerini temsil ettiler. Bana göre Rus tiyatrosu kendi içine kapanmamalı. Kesinlikle gelenekleri yaşatmak önemli ama açıkçası kendim öğrenmek için yaptığım gibi, tüm teatral dünyaya açık bir şekilde çalışmak gerekiyor.

Sinema filmlerinde ve televizyonda da oynuyorsunuz. Hangisine kendinizi daha yakın hissediyorsunuz?

Eğer ilgi çekiciyse, ilginç bir materyalse ikisi de – örneğin Dostoyevski.

birgün

Yorum


işlemi tamamlayınız: