Olağanüstü Bir Görsel İşitsel Şölen: Hamlet Collage

[Erdoğan Mitrani’nin Şalom‘da yayınlanan yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

22. İstanbul Tiyatro Festivali’nin en çok beklenen gösterisi, Golden Mask Sahne Sanatları Festivali ve İstanbul Tiyatro Festivali işbirliğiyle izleme olanağı bulduğumuz, Kanadalı görsel sanatlar dehası Robert Lepage’ın Moskova’nın yenilikçi tiyatrosu Theatre of Nations’la ilk çalışması ‘Hamlet / Collage’, tüm beklentilerimizi aşan, tiyatronun güncel sanat ve teknolojilerle buluştuğu bir başyapıt olarak karşımıza çıktı.

Saçları, bir hastalık nedeniyle beş yaşlarındayken dökülen 1957 Quebec doğumlu Robert Lepage, yeniyetmeliğinde, utangaçlığını yenmek amacıyla drama okuluna kaydolmuş.

Conservatoire d’Art Dramatique’ten mezun olduktan sonra eğitimini Paris’te pekiştiren yazar, yönetmen, senarist, oyuncu Lepage, Kanada’ya dönünce katıldığı Théâtre Repère’de kısa zamanda önce baş aktörlüğe, sonra direktörlüğe yükselmiş.

Yeni teknolojileri deneyleyerek yönettiği ilk çalışmalarından itibaren, etkileyici hayal gücü ve şaşırtıcı görsellik tutkusu belirginleşen sanatçı, 1993’te, teatral formun kendisini bile sorgulayan tarzını özgürce sürdürmek amacıyla kendi topluluğu Ex Machina’yı kurmuş.

Ex Machina ile ulusal ve uluslararası turnelere çıkan, yazdığı, yönettiği, oynadığı oyunlarla çok sayıda ödül kazanan Robert Lepage, yenilikçi Shakespeare yorumlarıyla haklı bir ün kazanmış. ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’,  ‘Macbeth’, ‘The Tempest’ ve ‘Coriolanus’ yorumlarıyla Avrupa, Amerika ve Japonya’da eleştirel tartışmalar başlatmış, seyircileri de şaşkına çevirmiş.

Hamlet’in çok sayıda karakterini canlandırdığı, sahne düzeneğini multimedya bilgisayar efektleriyle oluşturduğu ‘Elsinore’da (1996), içselleştirilmiş bir bakış açısıyla kendi bilincini sorgulayan bir Hamlet sahnelemiş.

Tiyatronun paralelinde sinemayla da ilgilenen Lepage, onun üzerinde filmde oynamış, beşi kendi yazdığı oyunların uyarlaması olan altı film yönetmiş. Las Vegas’da, yüzer bir sahne için tasarlayıp sahneye koyduğu ‘Cirque du Soleil’  prodüksiyonu ‘Ka’nın TV filminin yönetmenliğini de David Mallet ile birlikte üstlenmiş.

Canadian Opera Company’de ‘Bluebeard’s Castle’ ve ‘Erwartung’ operalarının sahne tasarımlarını yaparak yöneten Lepage, 2010’da Ex Machina’nın da katılımıyla New York Metropolitan’da Wagner’in ‘Der Ring des Nibelungen / Nibelung Yüzüğü’  operatik dörtlemesinin ahşap elemanlarla interaktif video görsellerini birlikte kullandığı 15 saatlik muhteşem prodüksiyonunu tasarlayıp sahneye koymuş.

Kimi sahnelerinde dublör kullanılan, MetOpera tarihinin bu en iddialı ve en pahalı prodüksiyonu 2012’de tekrar sahnelenmiş. 2019 bahar aylarında tamamı Met’te yeniden üç kez sahnelenecek.

Robert Lepage’ın biraz da kendi ‘Elsinore’undan esinlenerek uyarladığı ve sahneye koyduğu ‘Hamlet / Collage’, Moskova’nın tiyatroya getirdiği yeniliklerle ünlenmiş tiyatrosu Theatre of Nations’un bir prodüksiyonu.

Topluluğun 2006 Aralık’ından bu yana sanat yönetmenliğini üstlenmiş olan, Rus tiyatro ve sinemasının en önde gelen oyuncusu, birkaç Rusya Devlet Sanatçısı Ödülü sahibi, Golden Mask, Crystal Turandot ve Stanislavski gibi çok sayıda prestijli ödül kazanmış 1966 doğumlu Evgeny Mironov, Shakespeare’in oyunundaki 11 karakteri hayranlık uyandıracak bir ustalıkla yorumluyor.

Zorunlu olarak az sayıda sahnede Vladimir Malyugin’in beden dublörü (body double) olarak eşlik ettiği Mironovbütün kişilere tek başına nefes verirken, sahnelemenin çok önemli ikinci karakteri, Carl Fillion tasarımı, boşlukta konumlandırılmış gibi duran, tüm oyunun içinde geçtiği tavan ve iki ön yan yüzeyi boş döner küp.

Oyun, yalıtımlı bir hücrenin köşesine çökmüş, deli gömleği giydirilmiş Hamlet’in monoloğuyla başlar. Hamlet kalkıp kollarının bağlı olmadığını, gömleğini çıkarabileceğini fark ettiğinde, hücrede bir kapı gürültüyle çarparak açılır ve tüm dünya değişir.

İzleyici, ses yalıtımlı duvar ve döşeme gibi görünenlerin birer dev multimedya ekranı olduğunu, duvarların ve tüm küpün dönebildiğini, açıklıkların ve katlanır eşyaların desteği ile küpün bir bahçeye, bir saraya, bir kütüphaneye, bir banyoya, bir gemi kamarasına, bir mezara, yeşil bir çayıra, yıldızlı bir gecenin gökyüzüne ya da mavi-yeşil sularının şırıldadığı bir nehre dönüşebileceğini anlamaya başlar.

Lionel Arnould’nun olağanüstü video çalışması, hapishanesini sayısız mekâna dönüştürürken Hamlet de sayısız karaktere dönüşmektedir: Babasının hayaleti, Horatio, Claudius, Gertrude, Polonius, Ophelia, Laertes, Rosencrantz, Guildernstern ve Osric.

Sarışın peruktan koyu renk bıyığa, krallık tacından koyu renk güneş gözlüklerine, siyah giysiden Ophelia’nın uçuk mavi elbisesine göz açıp kapayıncaya kadar geçen, anında bir karakterden ötekine atlayan Mironov, bu kişilikleri, içinde bulunduğu küp gibi fizik kanunlarını hiçe sayarak, aynı zamanda birden fazla yerde var olmayı neredeyse başararak, tek başına ya da videoda canlandırdığı Kral, Gertrude, Rosencrantz ve Guildenstern’le kendini defalarca kopyalayarak canlandırır.

İmkânsızın başarılamadığı bir iki sahnede Laertes, Ophelia ve Polonius’un konuşmayan, beden dublörlerini kullanmış da olsa, Robert Lepage gibi bir dehâ, finaldeki düelloyu dublörle tasarlamayı aklından bile geçirmez.

Unutulmaz şiirsel bölümler

Oyun boyunca, açık renk animasyon gölgeleri büyük başarıyla karakterlerine yapıştırmış olan Lepage düelloyu da Mironov’la Mironov’un hayalet imajı arasında gerçekleştirir. Bu olağanüstü sahnede, ‘imaj’ Mironov, Laertes’in hamlelerini yaparken, ‘canlı’ Mironov, yaklaşık on saniyelik bir ötelemeyle az önce kendi yapmış olduğu saldırıları Hamlet olarak savuşturur. Sonsuza dek devam edebilecek bu döngü Hamlet / Mironov durduğunda biter.

Elli yaşını devirmiş olmasına karşın müthiş oyunculuğuna akrobasi yeteneği de katan Mironov, küp dönerken içine yapışır, dışına tırmanır, karanlık bir yıldızlı gecede tepesine çıkar, babasının hayaleti olarak uçarak içine girer. (Balkondan izlemenin avantajı: hiçbir taşıyıcı teli göremeyen izleyici olayın büyüsüne daha da fazla kapılıyor).

Bir unutulmaz şiirsel bölüm de, Ophelia’nın ölüm sahnesi. Bu konuşmasız sekans boyunca şelale gibi akan bir kumaş Ophelia’yı sarmalar, onunla sevişir, hâmile bırakır; doğarak yere yayılır ve bir gölete dönüşür. Kendini göletin suyuna bırakan Ophelia, tabandaki gizli kapaktan çıkarak yok olurken, küp döner, karşımıza, maviliğin içinde muallakta uyurmuş gibi yatan bir Ophelia çıkar…

Festivalde tanıştığım ve büyük keyifle uzun uzun sohbet ettiğim Romanya doğumlu Kanadalı tiyatro eleştirmeni Liviu Dospinescu, olağanüstü teknolojinin öne çıktığı ‘Hamlet Collage’i derinlikten yoksun bulduğunu, yorumun epey yüzeysel kaldığını söyledi. Ben ise, bu konuda tamamen aksi düşüncede olduğumu, benzersiz görselliğine karşın ‘Hamlet Collage’ı, harika bir teknolojik multimedya gösterisini fersah fersah aşan, kahramanına farklı bakışıyla içerik olarak Shakespeare’in özüne sadık, çok sağlam ve çok başarılı bir uyarlama olarak gördüğümü belirttim.

Gerçekten de Lepage, izleyicisine Hamlet’in büyük bir olasılıkla bildiği öyküsünü bir kez daha anlatmaktansa onu, kahramanın bilincinde meditatif bir yolculuğa çıkarıyor.

İzlediğimiz, kendini Hamlet sanan sorunlu bir akıl hastasının travmaları mıdır? Adalet duygusunun etkilediği ve biçimlendirdiği bilinci rayından çıkmış ‘delirmiş’ bir Hamlet’in öyküsü müdür? İçinde kaybolduğu çürümüşlükte, ölümle diyaloğunda, anılarındaki hayaletlerle boğuşan Hamlet’in son hezeyanları mıdır? Belki hepsi, belki de hiçbiri…

İki saati aşkın süreyle Hamlet’in bilincindeki mahrem yolculuğun sonunda yeniden akıl hastanesindeki hücreye dönen Lepage, ‘Hamlet Collage’ı bunların ve benzeri soruların cevabını izleyicilere bırakarak bitiriyor.

Metni titiz bir dramaturjik anlayışla uyarlayan Robert Lepage, mükemmel yorumuyla Evgeny Mironov, olağanüstü sahne tasarımıyla Carl Fillion, kostümleriyle François St-Aubin, ses ve müzik tasarımıyla Josuė Beaucage, benzersiz video çalışmasıyla Lionel Arnould buz dağının sadece görünen bölümü. ‘Hamlet Collage’ olağanüstü bir ekip çalışmasının ürünü. Oyun bittiğinde dublör Vladimir Malyugin ile beraber selama çıkan bir düzine teknik eleman bile bu görsel işitsel mucizeyi sahne arkasında gerçekleştirmek için çaba gösteren otuzu aşkın çalışanın tamamı değil, sadece gurup şefleri.

Tadı damağımızda kalan, dakikalarca çığlık çığlığa alkışlanan bu performansın tadı damağında kalanlara, hele hele bir de Wagner seviyorlarsa, Lepage’ın MetOpera’da sahnelediği ‘Der Ring des Nibelungen’in DVD’sini almalarını tavsiye ederim.

(Bir ara D&R’larda satılıyordu.)

Hepinize iyi seyirler dilerim.

Şalom