‘ÇIĞ’ Ukrayna Kherson Tiyatro Festivali’nde

[Zehra İpşiroğlu’nun Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan yazısını okuyucularımızla paylaşıyoruz.]

Bir köy düşünün ki ağlamak, gülmek, bağırmak her şey yasak. Çünkü ses titreşimleriyle harekete geçebilecek bir çığ tehlikesi vardır. Korku öylesine kök salmıştır ki hayalet gibi dolaşan insanlar birbirleriyle el kol hareketleriyle ya da kısık bir sesle anlaşırlar. Özgürlüğün yaşandığı yaz aylarının dışında yılın dokuz ayı sessizlik ayıdır. Suskunluk kuralının dışına çıkanın da öldürüleceği kesindi
Behiç Ak ve Özen Yula ile birlikte Ukrayna Kherson Festivali’nin açılışında Tuncer Cücenoğlu’nın yazdığı, Oleksandr Kuchma’nın Ukraynacaya çevirdiği “Çığ” oyunundayız. Geçen yıl kadın ve göç konusunu ele alan “Lena Leyla ve Ötekiler” oyunumla Ukrayna Kherson Tiyatro Festivali’nden ödül alarak dönmüştük. Bu yıl da Litvanyalı yönetmen Linas Zaikauskus’un Kherson Tiyatrosu oyuncularıyla sahnelediği “Çığ”da komik, grotesk ve düşündürücü bir masal izliyoruz. Kişileri yaşadıkları ortamın bir uzantısı olarak dürbünün tersinden bakarak gösteren karikatürleştirilmiş tipler, stilize bir oyunculuk, humor, kara mizah ve yabancılaştırma etkileri oyunu hem halk tiyatrosuna hem de epik tiyatroya yaklaştırıyor. Özellikle kara mizah kolaylıkla bir melodrama dönüşecek bu oyunu başka bir düzleme taşıyor. Oyunun ikinci yarısında genç kadını ölümle yargılamak için gelen siyah kalpaklı kara adamlar grotesk bir tablo çiziyorlar. Kara adamların bir cüceyi hapşırdığı için yastıklarla boğmaları, sonra da ölüyü gebe kadının yanına oturtup karşısında saygı duruşuna geçmeleri oyunun doruk noktasını oluşturuyor .

Şiddete karşı şiddet

Şiddet bu oyunun laytmotifi. Geleneği simgeleyen renk renk kilimlerin yanı sıra her yerde silahlar asılı. Oyunun başında silahlarını temizleyen erkekler ava çıkmak için çığ tehlikesinin geçmesini beklemekteler. Otoriter bir yönetimin, insanlık dışı eylemlerine dur diyerek suskunluk duvarını aşmayı başaran “kahraman genç adam” yine silaha başvurarak karısını kurtarıyor. Böylece tıpkı TV dizilerinde olduğu gibi şiddetin önüne şiddetle geçilebileceği iletisi veriliyor. Kuşkusuz sahnelemede farklı bir yoruma gidilebilirdi, ama metne sadık kalan bir yorum tercih edilmiş. Yine de “Çığ”ın bu yorumu gerek görsellik gerek ekip oyunculuğu açısından İstanbul Tiyatro Festivali’ne de yaraşacak düzeyde. Keşke tiyatro festivalinde sadece orta ve batı Avrupa ülkelerin tiyatrolarına değil büyük gelgitler yaşayan, bu açıdan da yaratıcılık gizilgücü çok yüksek olan komşu ülkelere de daha fazla yer verilse. Otoriter yapılanma, baskılar, ataerkil zihniyetin yarattığı ortak sorunlar o kadar çok ki. Öte yandan Ukrayna gibi bir ülkede tiyatronun konumu ve işlevi Batı ülkeleriyle kıyaslanamayacak düzeyde. Yaratıcılık büyük oranda baskılardan besleniyor. Ukrayna’daki tiyatrocuların bizden tek farkı sansür korkusunu yaşamamaları.

Kherson’da kaldığımız iki gün tiyatrocularla ve öğrencilerle söyleşilerle, çok yoğun geçti. En güzeli de festivalin yöneticisi Olexandr Knigga’nın yirmi yıl önce temellerini attığı bu festivale çoluk çocuk bütün Kherson halkının rengârenk bir karnaval gösterisiyle katılmasıydı. Şehirdeki yaşam sevinciyle dolu neşeli havadan ve tiyatroları tıklım tıklım dolduran izleyicinin heyecanı ve tepkilerinden çok etkilendik. Önümüzdeki günlerde Maltepe Tiyatrosu “Bir Delinin Hatıra Defteriyle” festivale katılıyor. Umarız Ukrayna Türkiye kültür ilişkileri zaman içinde verimli bir biçimde gelişerek yeşerebilir.

Cumhuriyet

Yorum


işlemi tamamlayınız: