Artık Bizim De Bir ‘Fringe’ Festivalimiz Var

Dikmen Gürün

İKSV İstanbul Tiyatro Festivali yıllarımdan başlayarak tiyatro, dans, performans dünyasına baş koymuş genç arkadaşlar tarafından sıkça gündeme getirilen ama şu ya da bu nedenle bir türlü hayata geçirilemeyen İstanbul Fringe Festival, ne güzel ki bu yıl, 18-22 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirildi…

Fringe Festival’in kurucu kadrosu 8 kişiden oluşuyor. Hepsi de farklı disiplinlerden gelen eğitimli, dinamik gençler. Eğitimleri yurtdışından Türkiye’ye, Türkiye’den yurtdışına uzanıyor… Emre Yıldızlar ve Denizhan Çay festivalin sanat direktörleri. Eda Erman kültürel iletişim, Zeynep Demir mekan ve sosyal medya, Emirhan Altunkaya sponsorluk ve partnerlik, Gizay Akdoğan operasyon, Yasemin Demirel görsel kimlik sorumluları. Zeynep Uğur festivalin kültür politikası direktörü.

“Neden Fringe?”

“Fringe” kenar, çeper, kıyı anlamına geliyor… 1947 yılında Edinburgh Festivali’ne alınmayan 8 grubun tepki olarak “bir kenarda” sergiledikleri oyunlarla başlıyor Fringe Festival geleneği. Zaman içinde genişliyor, büyüyor ve tabii ki “tepki” meselesini arkasına atarak farklı bir renge, farklı bir kimliğe bürünüyor. Değişmeyen yanı Edinburgh Festivali ile aynı zaman dilimi içinde yapılması. Avignon da böyle yol alıyor yıllardır Fringe… İstanbul’da neden Tiyatro Festivali ile aynı dönemde yapılmadığını soruyorum Zeynep Uğur’a. “Edinburgh Fringe’in çıkış noktası bahsettiğiniz gibi, Edinburgh Festivali’ne bir tepki olarak doğmuş. Fakat bugün dünyanın pek çok yerinde dünya Fringe ağına bağlı olarak Fringe festivalleri düzenleniyor” diyor ve devam ediyor. “Fringe’in esnek bir yapısı var, her şehrin bağlamına göre değişiklik gösteriyor; farklı ölçeklerde gerçekleştiriliyor. Biz de İstanbul’un dinamiklerine göre şekillendirmeye özen gösterdik. Türkiye’de tiyatronun özerk bir alan olarak yarattığı farklı mekânlar, sahnelediği marjinalleşen anlatılarla çoğulculuğa nasıl katkı sağladığı üzerine çalışan bir doktora öğrencisi olarak benim kişisel olarak çok önem verdiğim bir konuydu bu. Fringe’in Türkiye’deki alternatif niteliğinin tiyatro alanının köklü kurum ve festivallerine bir rakip, bir alternatif olmaktan ziyade zaten alternatif bir alan tiyatro alanına eklemlenmesi gerektiğini düşünüyorum.”

Ben, kendi adıma rekabetten çok, zenginlik olarak bakıyorum olaya, ama elbette sadece İKSV Tiyatro Festivali değil, Kasım ayında hareketlenen tiyatro sezonu ve zaten yaşanmakta olan mekan sorunları gibi açılardan değerlendirince de hak vermemek imkânsız Fringe ekibine eylül ayını yeğledikleri için…

Katılımcılar

Bu arada, Fringe’e 184 başvuru olmuş. Gösteriler, festivalin sanat direktörleri Emre Yıldızlar ve Denizhan Çay’ın yaptığı bir ön elemeden sonra farklı sanat disiplinlerinden oluşan bir danışma kurulu tarafından değerlendirilmiş.

Belçika, İtalya, Macaristan, Yunanistan, Tayvan, Fransa, Polonya, ABD, İsviçre, Hong Kong, İran’dan gelen grupların yanında Türkiye’den de 5 topluluk İstanbul Fringe’in konukları olarak kentin çeşitli mekânlarında ve semtlerinde gösterilerini sergilediler.

Destekçiler

Açılış gecesinde Sakıp Sabancı Müzesi’nin Boğaz’a bakan Fıstıklı Teras’ında sohbet ederken festivali desteklerle ve gönüllülük esası üzerinden gerçekleştirdiklerini öğreniyorum Fringe’in kültür politikası direktöründen… Akbank Sanat, Anahit Sahne, Beykoz Kundura, Craft Tiyatro, DasDas, Feriye, İDSA, Iparho, Kadıköy BOA Sahne, Kumbaracı50, Mecra, MSGSÜ Çağdaş Dans ASD, Moda Sahnesi, Sakıp Sabancı Müzesi ve Tuhafier mekân sponsorları. Kadıköy Belediyesi festival boyunca pek çok lojistik desteğin yanında Caddebostan Kültür Merkezi’ni ve Barış Manço Kültür Merkezini açmış. Tiyatrolar.com bilet satışına destek olmuş. Facebook, hem sosyal medya desteği vermiş, hem de “Türkiye’de Bağımsız Sanat: Mekanlar, Üretimler, Deneyimler” buluşmasına ev sahipliği yapmış… CarrefourSA, Eti, Kahve Dünyası, Efes, Doluca… Gerçekten de güzel destekler bunlar…

Evet, yolu açık olsun İstanbul Fringe Festival’in, 2020 ve sonrasında da…

Cumhuriyet



  tarafından yazılan diğer yazılar.

Yorum


işlemi tamamlayınız: