Kırk Yedi Yıllık Mücadele

Elektrik, su, kostüm parası derken, tiyatrodan geçimini sağlayan AST ‘nin vefakâr oyuncuları bu yıl yine Ankara’da  ve  ‘Kod adı Keklik’ adlı oyunlarıyla dostlarına, yine de, merhaba dedi. ‘AST’ ve ‘Kod Adı Keklik’ i ‘AST’ın oyuncularından Erdem Ulusal ile konuştuk:

Geçtiğimiz yaz AST’ın İstanbul’a taşınması gündemdeydi, neler yaşandı?

Evet, özellikle maddi sıkıntılardan dolayı tiyatromuz İstanbul’a götürülecekti. Ancak biz oyuncular ve durumdan haberdar olan duyarlı Ankaralılar buna izin vermedik. Öyle ya kırk yedi yıllık bir mücadeleden sonra ‘AST’yi, ‘İST’ olarak tanımlamak ağırımıza giderdi. Özellikle Çankaya Belediyesi, basın önünde bir takım vaatlerde bulunmuş ve bizi de umutlandırmıştı, ancak yıllardır iktidarların alışık olduğumuz boş vaatlerinden farksız olduğunu yeni anladık. Yine de ok yaydan çıkmış oldu ve tiyatromuz yeniden yapılanma sürecine girdi. Şu an sanatsal anlamda krizi atlatmış olsak da maddi sıkıntılardan henüz kurtulamadık.

HIZLI MODERNLEŞMENİN SORUNLARI


’Kod Adı Keklik’ten bahseder misiniz?

Oyunumuzun yazarı Mürsel Yaylalı, Bertolt Brecht’in tarihi-coğrafi uzaklaştırma yöntemini kullanarak aslında kendi toplumsal sorunlarımıza bakmamızı öneriyor. Kimi zaman Dario Fo tiyatrosundan kimi zaman da Peter Brook’un ‘Kaba Tiyatro’ diye adlandırdığı tarzdan izler görmek mümkün. Oyun, Avrupa Birliğine giriş sürecinde olan hayali bir Afrika ülkesinin polis karakolunda geçiyor. Bu ülke bir yandan geleneksel yapısını korumaya çalışırken bir yandan da hızla medenileşmenin, batılılaşmanın ve modernleşmenin taşıdığı sorunlarla boğuşuyor. Tam da uyum bocalaması yaşayan bir karakola getirilen şüpheli “Fallus” karakterinin AB standartlarına uygun olarak sorgulanması ve dehşetli itiraflar bütününü konu alıyor. Oyunda; polis devleti, yargı sistemi ve derin devlet ilişkileri örgüsünde, bireyin düzene karşı isyanı vurgulanırken erkek egemenliği ve toplumdaki iktidar güçleri de mizahi bir yolla eleştiriliyor.

Oyunun hazırlık süreci nasıl geçti?

Sancılı bir süreçti, ama bu sancı oyunun kendisinden çok salonla ilgili sıkıntılardan kaynaklanıyordu. Çoğu zaman başka işlerle uğraşmak zorunda kalmaktan (bunlar daha çok bürokratik işlerdi) prova yapamıyorduk. Yine de yeniden oluşturulan oyuncu kadromuz kısa sürede kaynaştı ve dramaturji çalışması yaparken bir yandan da gerek dekora gerekse kostüme, aksesuar ve müzik yapımına yardım ederek AST’la bütünleşmiş kolektif çalışmayı benimsedi.

Seyirci tepkileri nasıl?

Seyircilerimiz, oyundan çok memnun ayrılıyor, özellikle AST’ın eski seyircileri: “Ödenmeyecek Ödemiyoruz! dan sonra izlediğim en iyi oyundu” , “son 10 yılın en iyi oyunu”, “Ankara’daki en iyi üç oyundan biri” gibi sözler ediyorlar. Bu da bizi ileriye dönük umutlandırıyor.

Başka oyunlarınız var mı?

Bu sezon ikinci bir büyük oyunu çıkarmak zor ama önümüzdeki sezon için şimdiden oyun araştırmasına girdik, maddi sıkıntıları çözdüğümüz oranda yeni oyunlar da ekleyerek repertuvar tiyatrosu olma özelliğimizi korumak istiyoruz. Büyük oyunu dışında her yaştan çocuk için Cumartesi-Pazar günleri saat 13:00 ve 15:00’de çocuk oyunlarımız var; “Denizkızı ve Sevimli Korsanlar” , “Uçan Adam” ve “Karpuzun İçindeki Masal”, “Kod Adı Keklik” ise; her cuma 20:00, cumartesi 18:30 ve Pazar günleri 15:30’da izlenebilir.

Başka illere de gittiniz mi ya da gidecek misiniz?

AST sadece Ankara değil, tüm Türkiye’de özlenen bir tiyatro. Bunu diğer illerden aldığımız telefon ve maillerden anlıyoruz. Dolayısıyla oralara da bir an önce gidip tiyatromuzu tarihe damgasını vurmuş “AST’lı seyircisiyle” buluşturmak istiyoruz. Şimdilik, nisan ve mayıs aylarında Trakya, İstanbul ve İzmir turneleri görünüyor.

Son olarak seyircilerinize mesajınız nedir?

Onlara tiyatronuza sahip çıkın, AST Ankara’nın tiyatrosudur ve Ankarasanatsızlaşmayalım diyorum…

ADNAN GÜRSOY

BİRGÜN