Eskimeyen Shakespeare

İngiliz tiyatro ve sinema yönetmeni Peter Brook, Shakespeare’i Anımsamak ve Unutmak isimli kitabıyla, büyük yazara ilişkin yeni bir pencere açıyor. Brook, eserleri ve edebi kimliğine yoğunlaştığı Shakespeare’i hatırlamanın, onu unutmaktan geçtiğine dair bir iddia ortaya atıyor.

Peter Brook, yönetmenliğinin yanı sıra, bir tiyatro ve sinema yazarı. Operaya da bulaşmış. Yakın durduğu isimlere bakınca etkilenmemek mümkün değil: Stanislavski, Meyerhold, Brecht, Artaud ve Grotovski.

Brook’un bir derdi var, bunu da şu soruyla dile getiriyor: “Shakespeare neden eskimiyor?” Shakespeare’i Anımsamak ve Unutmak kitabı da bu soru ile anımsama ve unutma gibi insanoğlunu derinden etkileyen iki temel duygu durumu etrafında şekilleniyor.

Brook, Shakespeare’in nereli ve kimlerden olduğu gibi tartışmalardan çok, yaratıcılığının (yaratı sürecinin) ve eserlerinin üzerinde durulması gerektiğini ısrarla vurguluyor. Eskimeyen bir şairin izini sürerken doğal olarak başkalarıyla onun arasında derin kökten bir fark bulmaya çalışıyor. Herhangi bir şairin baktığı şeyin ötesini gören kimliğinden söz açan Brook, bunun dışında Shakespeare’i özgün kılanın ne olabileceğini tartışıyor. Yakaladığı tutamak ise onun neredeyse her şeyi; şiirlerini ve oyunlarını sıcağı sıcağına yazmış olması.

Shakespeare, her ne yarattıysa, şiir en önce geliyordu; Brook bu yüzden onun az sözle çok yoğun anlatımına atıf yapıyor. Oyunlarına bile şiiri yedirmesi, imgeleri ustalıkla kullanması ve onlara aklı zorlayan boyutlar katması… îşte bunlar bizi Shakespeare’in şiirindeki canlı ve kendini hep yenileyen müziğe ulaştırıyor.

Brook, oyundaki yaşamı kavramak derken, tam da oraya parmak basıyor: “Shakespeare’in açık meydanında, platformun etrafını saran insanlarla birlikte her şey, doğal olsun olma¬sın, tıpkı yaşamın kendisi gibi görünüyordu.”

Brook’un satır aralarında değindiği bir gerçek var: Shakespeare’in şiir ve oyunlarındaki ifadeler son derece basit. Daha doğrusu yalın. Ancak bunların altında koca bir anlam denizi var ki buraya ulaşabil¬mek zorlu bir yolculuğu gerektiriyor.

Shakespeare’i hatırlamanın esas yolu da bu: Çaktırmadan sizi o yoğun anlam denizine . atıvermesi. Hangi çağda olursa olsun, Shakespeare okumaları kişiyi o denizle bu¬luşturuyor, onu eskitmeyen de bu.

Brook’un bir cümlesi, onun çağları aşan önemini anlatmaya yetiyor: “Bir önceki günün gazetesindeki makalenin yalnızca bir boyutu vardır ve çabuk bayatlar. Shakespeare’in her satırı ise bir atomdur. Eğer onu yarabilirsek, açığa çıkacak enerji sonsuzdur.”

Peki o halde Shekespeare’i unutmak ne demek? Brook’un oyuncular üzerinden verdiği yanıt gerekmiyor Shakesspeare’i unutun, bir zaman böyle bir adamın var olduğunu unutun (…) Bir oyuncu olarak so-rumluluğunuzun insanları canlandırmak olduğunu akılda tutun.”

Brook’un yaptığı, Shakespeare’in eserleri üzerinde yükselmek. Yani onu ve yaratım sürecini anlamak, daha sonra da anlatmak. Bu bir bakıma Shakespeare’i incelemenin ötesine geçmek. Zaten Brook bunu açık açık söylüyor: Shakespeare hiçbir zaman hiç kimseyi Shakespeare incelemeye yönlendirmedi. Bu tavır, onu “anonimleştiriyor.”

Brook’un bir iddiası daha var ve o iddia, kitabın ne anlatmak istediğini en sade şekilde bize su¬nuyor. Buna göre yeniden bulmanın yolu, Shakespeare’i unutmaktan geçiyor. Kısacası Shakes¬peare’i anımsamak, onu unutmak demek.

Peter Brook, Shakespeare’i Anımsamak ve Unutmak’ı kaleme alarak ne yapmak istedi? Ne¬reye varmayı amaçladı? Şöyle düşünülebilir: Anımsamak dedi, çünkü bu önemli figürün yaratıcılığını vurgulamayı amaçladı. Unutmak dedi, çünkü Shakespeare isminden uzaklaşıp onun kotardıklarının altında yatanın keşfedilmesini arzuladı.

Kitaba böyle yaklaşılırsa, önemli mesafe alınabilecek gibi görünüyor. Görülenin ötesine geçilemeyecekse, Brook’un başta verdiği örneğe dönülür: “Bir önceki günün gazetesi sadece balık sarmaya yarar.”

Brook, “Shakespeare neden eskimiyor?” sorusuna basit yanıtlar istemiyor; basit yanıtların iş görmediğini söylüyor. Shakespeare’i Anımsamak ve Unutmak da soru ve cevapları, çift yönlü düşündürme amacıyla basit belirleme ve yanıtların ilerisine geçmeye çabalıyor.

Cumhuriyet Gazetesi

“01 Nisan 2010 Tarih 1050 Sayılı KİTAP” ekinden alınmıştır