Kadınların Tiyatrosuna Giriş Atölyesi

Duygu Dalyanoğlu, Özge Sever

Bu atölye günlüğü 4 Şubat-4 Mart 2010 tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları (BÜO) ve Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nde (BÜFK) oyuncu ve dansçı olarak çalışan kadınlar ile Sevilay Saral ve Duygu Dalyanoğlu yürütücülüğünde gerçekleştirilen “Kadınların Tiyatrosuna Giriş Atölyesi”nde yapılan masa başı ve sahne üstü çalışmaları sırasında alınan notlar derlenerek oluşturulmuştur.[1]

  1. 1. Gün ( 4 Şubat Perşembe)

Saat 13:00’te Boğaziçi Üniversitesi ÖFB-Demir Demirgil Salonu’nda buluşuldu. Önce atölye yürütücüleri ve katılımcılar kendilerini tanıttılar.

  • Seda Yürük (2 yıldır BÜO’da çalışma yürütüyor. BÜ İngilizce Öğretmenliği 1. sınıf öğrencisi. Tekirdağlı)
  • Dila Okuş (4 yıldır BÜO’da çalışma yürütüyor. BÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası ilişkiler 3. sınıf öğrencisi. İstanbullu)
  • Müjde Yılmaz (3 yıldır BÜO’da çalışma yürütüyor. BÜ Çeviribilim 2. sınıf öğrencisi. Gaziantepli)
  • Tülin Ebcioğlu (2 yıldır BÜO’da çalışma yürütüyor. BÜ Kimya Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi. Balıkesirli)
  • Ezgi Ay (3 yıldır BÜO’da çalışma yürütüyor. BÜ Felsefe 2. sınıf öğrencisi. Mersinli)
  • Merve İş (5 yıldır BÜO’da çalışma yürütüyor. BÜ Felsefe 4. sınıf öğrencisi. Bodrum’da yaşıyor, ailesi göçmen.)
  • Özge Sever (3 yıldır BÜO’da çalışma yürütüyor. BÜ Okulöncesi Öğretmenliği bölümünde,  İzmitli)
  • Cansu Ergün (2 yıldır BÜFK Dans Birimi’nde çalışma yürütüyor. BÜ Endüstri Mühendisliği 2. sınıf öğrencisi. İstanbullu)
  • Meltem Erdoğan (2 yıldır BÜO’da çalışma yürütüyor. İstanbul Üniv. İngiliz Dili ve Edebiyatı 2. sınıf öğrencisi. İstanbullu)
  • Elif Karaman (2 yıldır BÜO’da çalışma yürütüyor. BÜ İngilizce Öğretmenliği 1. sınıf öğrencisi. Bursalı.)
  • Müge Uyar (4 yıldır BÜO’da çalışma yürütüyor. İstanbul Üniv. Sosyoloji 4. sınıf öğrencisi.)
  • Nihal Albayrak (6 yıldır BÜO’da çalışma yürütüyor. BÜ Ekonomi 4. sınıf öğrencisi. Konyalı)
  • Gülsen Özbekar (4 yıldır BÜFK’te çalışma yürütüyor. BÜ İngilizce Öğretmenliği 4. sınıf öğrencisi. Bilecikli)
  • Duygu Dalyanoğlu (2009 yılında BÜ Siyaset Bilimi ve Uluslararası ilişkiler Bölümü’nden mezun oldu. Şu anda Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nda (BGST) oyunculuk, yayıncılık, kostüm tasarımı ve organizasyon alanlarında tiyatro çalışmalarına devam ediyor.)
  • Sevilay Saral (1990 yılında BÜ Tarih Bölümü’nden mezun oldu. Tiyatroya Galatasaray Lisesi’nde başladı. BÜO’da devam etti. BÜO’   da oyunculuk, reji, kostüm tasarımı ve çeviri alanlarında faaliyet gösterdi. 1995’ten beri BGST’de sanatsal çalışmalarını sürdürüyor.)

Katılımcıların kendilerini tanıtmalarının ardından Sevilay bugüne kadarki kadın tiyatrosu deneyiminin tarihsel süreci hakkında bir bilgilendirme yaptı.

Bu sunumun ardından atölye sürecinde katılımcıların işine yarayacak belirli kavramlar üzerine Sevilay kısa bir aktarımda bulundu:

Olay Örgüsü (Plot): Kronolojik olay akışına verilen ad. Bir olay örgüsü tek başına sahnelenemez. Sahnelemek için işin içine yaratıcılık girmesi ve kurgu yapılması gerekir. Fakat elimizde bir olay örgüsü olmadan da kurgu yapmak mümkün değildir. Aksi takdirde kurguda tutarsızlıklar oluşur.

Hikaye (Story): Başı ve sonu belli olan öyküye verilen ad. Bir öykü belirli alt olaylardan oluşur buna da vukuat adı verilir. Her vukuat ise belirli aksiyon kesitlerinden oluşur bunlar da alt vukuat adı verilir.

Dramatik: Eylemsel ve çarpıcı olan anlamına gelir. (Örnek:Sevilay gökyüzünde uçmakta olan kuşu izlemektedir. Kuşun bir anda düşüp öldüğünü görür.)

Sahne Bölümlemesi: Her oyunda sahne bölümlemesi farklıdır. Her yazar veya tiyatro geleneği bunu farklı biçimlerde yapmayı tercih eder. Örneğin Brecht oyunlarını episodlar halinde yazar. Moliere ise sahnelerini tiplemelerin antrelerine göre ayırmayı tercih etmiştir.

Bu aktarımın ardından atölyede nasıl ilerleneceği üzerine konuşuldu. Sırasıyla yapılacak olan çalışmalar şunlar olarak belirlendi:

  1. Katılımcıların paylaşacağı hikayeler değerlendirilecek.
  2. Bu hikayeler üzerinden kollektif bir hikaye oluşturulacak.
  3. Karar verilen hikaye üzerinden bir sinopsis (yol haritası) oluşturulacak.
  4. Metin yazımı, oyunculuk, dekor, kostüm, ışık ve müzik alanlarında katılımcılar arasında bir iş bölümüne gidilecek.

Kısa bir aranın ardından katılımcılar hikayelerini paylaştılar:

  1. Hikaye:

Ortaokul yıllarımda annemin evimize gelen bir arkadaşıyla sohbeti esnasında duyduğum bir olay bu. Annemin başka bir arkadaşının başından geçen bir olay. Kadınla adam uzun bir beraberliğin ardından evlenmeye karar vermişler. Beraberlikleri boyunca cinsel ilişkiye girmemiş olan çift, evlenecekleri gün arabada giderlerken (arabada yalnızca ikisi varmış) birbirlerine karşı yoğun bir cinsel çekim hissetmişler ve ilişkiye girmişler. Ancak ilk ilişkinin heyecanından olacak, ilişki sırasında kilitlenmişler. Arkadaşlarını aramışlar ve arkadaşları onları hastaneye götürmüş. Dolayısıyla nikah ertelenmiş.”

Değerlendirme: Bu anlatı, bir çarpıcılığa sahip ve bir hikaye niteliği taşıyor. Sahnelemeye müsait fakat kadınların tiyatrosu formunda erkek tiplemesini yorumlamak zor olabilir. Yapacağımız kurguda anlatı olarak yer alabilir.

2.Hikaye:

“Tutucu bir ailede büyüyen biri olarak pek çok kez kadınların ezilmesine, kapalı kapılar ardında tutulmasına, bedenlerinin namus objesi haline getirilmesine şahit oldum. Fakat geçen yıl kuzenimle yaşadığım durum bunların arasında en ilginciydi herhalde. İstanbul’da yaşamış ve memleketteki aile yapısına daha yabancı olan kuzenim yaz tatilini geçirmek üzere yanımıza gelmişti. Artık 18 yaşına gelmiş “genç bir kız” olarak dizini kırıp evinde oturması gereken, sağda solda İstanbul’dan tanıdığı kız arkadaşı ve daha da önemlisi onun abisiyle görülen kuzenim kısa sürede dedikoduların odağı haline gelmişti. Üstüne bir de sürekli internette chat yapması ve halamın boynunda gördüğü morluklar da eklenince durum iyice ciddileşti ve yüce aile meclisi namuslarını nasıl temizleyecekleri üzerine konuşmaya başladılar. Olacakları sezen yengem polise gidip kızının tehlikede olduğuna dair ifade vererek onu bir süreliğine kurtarıp eve geri götürdü. Bu olaylardan bir süre sonra kuzenimle konuşma fırsatı bulduğumda ilginç bir gerçeği öğrendim: kuzenimin ilişkisi olan kişi kız arkadaşının abisi değil, bizzat arkadaşıymış. Şaşkınlıkla “Nasıl yani, sen lezbiyen misin?” diye sordum. Kuzenim de “E naapıyım? Küçüklüğümden beri ‘erkeklerden uzak dur, erkeklerden uzak dur!’ diyorlar ben de kızlarla birlikte oluyorum işte…” dedi. Yüce aile meclisi bunu duysa tepkileri ne olur, namus kitabında lezbiyenlikle ilgili bir madde var mıdır gerçekten bilmiyorum. Ama en azından bir süre daha öğrenmeyecekler.”

Değerlendirme: Bu anlatı, vukuat özelliği taşısa da hikaye olarak değerlendiremeyiz. Kızın annesinin memlekete gidip kızını İstanbul’a geri getirmesi bölümüne kadar hikaye özelliği var fakat bir finale sahip değil. Bazı bölümlere müdahale edilip hikaye haline getirmek mümkün.

3.Hikaye:

“Mersin’e son gidişimde annemle bir alışveriş merkezindeyken annemin eski bir arkadaşına rastladık. Annem önce bu genç kadını tanıyamadı.  Bunun sebebi hem uzun süredir görüşmüyor olmaları hem –sonradan anladığım kadarıyla- kadının bazı estetik operasyonlar geçirmesiydi. Birbirlerine hal hatır sorarlarken genç kadın anneme “ Ah benim koruyucu meleğim” deyip duruyordu. Ayaküstü edilen bu sohbet bizim eve kahvaltı davetiyle son buldu. Hafta sonu kahvaltıda buluşmak üzere ayrıldığımızda anlam veremediğim bu “koruyucu meleklik” meselesini anneme sordum. Annem de “dur bak sana bu kızın hikayesini anlatayım” dedi. Hemşire olan annem, Mersin’de Siteler Mahallesi denen yoksul ve suç oranın yüksek olduğu bir semtte yaklaşık 15 sene boyunca bir sağlık kabininde çalışmıştı. Bu kızla da o zaman tanışmıştı. Bir gün genç bir kız sağlık kabinine gelip, ağlamaklı bir şekilde oturur.  Annem söylediğine göre bir sorun olduğunu anlar ve kabindeki insanların gitmelerini bekler kızla konuşmak için. İnsanlar gittiğinde de tahmini üstüne  “geciktin mi?”  der. Bunun üstüne kız da ailesini, birlikte yaşadığı büyük annesi ve babasını anlatır, “duyarlarsa beni öldürürler” der. Kendisi de ticaret lisesinde öğrencidir. (Annem burada araya girip kızın ilişkide olduğu çocuk için “kızı alacak biri değil” diye ekledi ve devam etti.) Düşünürler ve para toplayıp bebeği aldırmaya karar verirler başka bir seçenek olmadığı için. Annem tanıdığı bir kadın doktoru ayarlar kürtaj için. Fakat bu doktor, kız ona gittiğinde kıza ahlaki nutuğu çekip kızı gönderir. Bunun üstüne annem tanıdığı başka bir erkek doktoru ayarlar ve kürtaj gerçekleşir. Bu olay onların tanışıklığını başlattığı gibi, kız ile annemin yakın bir ilişkisi olmasına da vesile olur. Artık sürekli kabine gelip annem ile muhabbet etmeye başlar. Annem kızın ailesiyle tanışır. Ticaret lisesini bitiren kız bir muhasebecinin yanında çalışmaya başlar. Birkaç sene sonra kızın bir “kısmeti” çıkar. Genç bir subay kızı ister. Yaşlı büyük anne ve büyük babası da kızı, kızın rızasıyla veririler. Fakat sona kızı bir telaş sarar. Bakire değildir. Tekrar anneme gider. Derdini açar. Annem de “sen dert etme onu da hallederiz” der. Kürtaj için gidilen doktora düğünden tam 24 saat önce gidilir operasyon yapılır. Düğün gecesi de sorunsuz geçer. Kızın subay kocasıyla şehir şehir dolaştığı yıllar da böyle başlar. Hikayenin bundan sonraki kısmını Pazar günü yapılan kahvaltıda öğreniyoruz. Annem kadının çektiği onca sıkıntıdan sonra mutlu olmasını diliyordu tabî ki ve bunun üstüne kadına sorular soruyordu kocası ve evliliği ile ilgili. Öğrendiğimiz kadarıyla dolaştıkları küçük yerlerde kadın, çalışmadığı ve evde yapacak bir şey bulamadığından depresyona girmişti. Yaptığı 2 zorlu doğum, bozulan vücudu, evde artan iş, kayınvalidesinin ona olan nefreti, sürekli kocasını dolduruşa getirmesi ve bunun sonucunda gördüğü fiziksel şiddet… İlk gün karşılaştığımızda annemin tanıyamamasına sebep olan estetik operasyonları da bu fiziksel şiddetler sonucunda yapılmıştı. Kocası “sevdiği” karısının gönlünü böyle almıştı. Yaşadıkları küçük kasabayı, günlerini yemek, ev işi, bir de psikologunun önerdiği örgü ile geçirdiğini anlattı. Kadınsa yıllar içinde küçük de olsa bir değişim geçirebilmişti. Dayak meselesine ve kayın validesine yıllar içinde katılaşan kadın, belli bir tepki koymayı ve gördüğü kötü muameleyi durdurabilmeyi bir ölçüde başarmıştı. Annem bunca yıllık sorun ve sıkıntıların son bulmuş olduğunu umut etmişti. Duyduklarına her ne kadar çok üzülse de bu konuda yapabileceği pek bir şey yoktu.”

Değerlendirme: Girişteeski hemşirenin zamanında yardım etmiş olduğu kadın ile sonradan karşılaşması bölümünü atıp bir olay birliği yapılması tercih edilebilir. Ayrıca hikayenin finalinin daha çarpıcı hale getirilmesi gerekiyor. Fakat atölyenin geri kalan bölümünde bu hikayenin üzerinden çalışılabilir.

4.Hikaye:

“Melis ve Esra liseye geçtikleri yaz, bir sahil kasabasında tanışmışlardır. Sabahları birlikte denize gidip bütün gün sahilde güneşlenip muhabbet ederek günlerini geçirirler. Geceleri gizlice içki içmemin heyecanını yaşayıp, ilk sigaralarını denedikleri bir yazdır bu. Arkadaşlıkları o kadar ilerler ki yedikleri içtikleri ayrı gitmez birlikte yatıp gece muhabbetleri yaparlar. Bir gün sahilde tanıştıkları Rick adlı çocuk bu ikilinin yanına eklenen üçüncü olur. Bir gün Melis Esra’ya Rick’ten etkilendiğini söyler ve bunun üstüne Esra da aslında Rick’ten hoşlandığını itiraf eder. Bu durumla çok eğlenirler ve “iyi olan kazansın” söylemi altında aralarında “dayanışmacı” bir rekabet başlar. Artık Rick, Esra ve Melis sabahları denize gidip bütün gün güneşlenirler, kızlar yarım yamalak İngilizceleriyle onunla arkadaşlık kurarlar ve ikisi de Rick ile “kurlaşırlar”. Bir gece Esra ve Melis yatakta yatarken Esra Rick ile öpüşmenin ne kadar heyecanlı olduğunu düşündüğünü, ama daha önce kimseyle öpüşmediğini söyler. Melis ise daha önce biriyle öpüştüğünü itiraf eder. Yataktaki “cinsellik” sohbeti şakalaşmalarına ve oradan bir yakınlaşmaya oradan da “eğer istersen öpüşebiliriz” teklifine dönüşüp öpüşmeye ve birbirine sarılarak uyumaya dönüşür. Sonrası aralarında kalan ufak bir sırdır bu öpüşme. Bütün yaz boyunca bir daha konuşulmayan, utanılan bir sır… Rick ülkesine, Melis İstanbul’a, Esra da Ankara’ya geri döner. Melis döndüğünde Esra’ya mektup atar. Cevap gelmez. Birkaç mektup daha atar. Asla cevap gelmez. En son sitemkar bir mektup atıp herhalde “Rick’le mektuplaşıyorsunuz” der. Bir daha birbirlerinden hiç haber almazlar, ta ki yıllar sonra üniversite yıllarında bir kafede karşılaşana kadar. O gün o yazı yad edip eski günlerin özlemiyle eğlenirler. Sonra Melis Esra’ya neden mektuplarına cevap atmadığını sorar. Esra da o öpüştükleri gecenin hayatının en önemli gecesi olduğunu ve sonrasında Melis’e aşık olduğunu ve bunu asla kabullenemediğini, unutmaya çalıştığını ve bu kadar aşık olmuşken o mektuplara cevap atamadığını söyler. Ve Melis’i gün gelip unuttuğunu ama kadınları sevdiği gerçeğini bir gün kabul ettiğini söyler. Melis gülümser ve Esra’ya çok şanslı olduğunu söyler çünkü kendine bir kadına aşık olduğunu ta o zaman itiraf edebilmiştir. Melis ise bunu ancak yıllar sonra kabul edebilmiştir.”

Değerlendirme: Bu anlatı, vukuat özelliği taşısa da hikaye olarak değerlendiremeyiz. Yapacağımız kurguda bir anlatı ya da bir tiplemenin arkaplanı için kullanılabilir.

Katılımcılardan gelen hikaye önerilerinin ardından üzerinde çalışmak üzere 3. hikaye üzerinden gidilmesine karar verildi.

Yapılacak kurgunun ana vukuatları şunlar olarak belirlendi.

1. EPİSOD

  1. Üniversiteli genç bir kadın istenmeyen bir hamilelik yaşamaktadır. Ne yapacağını bilemeyen genç kız intiharın eşiğindedir.
  2. Diğer kadınların desteği ile intihar fikrinden vazgeçer ve bebeği aldırır.

2. EPİSOD

  1. Yıllar sonra evlenmeye karar veren genç kadın bu sefer bakire olmadığının evleneceği adam tarafından anlaşılacağı korkusu içerisindedir.
  2. Yine diğer kadınların desteği sayesinde kızlık zarını diktirir ve korktuğu şeyin başına gelmesi engellenmiş olur.

3. EPİSOD

  1. Birkaç yıl daha geçmiştir. Fakat evliliği kötü gitmektedir. Bu mutsuz evlilikten kurtulmak için ne yapacağını bilememektedir.
  2. Bu sefer kadınlar ona sadece arka çıkmak yerine, onu bu sorunu kendi kendine çözmesi için teşvik ederler.

Mekan:

Yazılacak oyun iki mekanda geçecek:

  1. Köprü
  2. Köprü altındaki kafe

Tiplemeler:

Şimdilik “bahtsız kız” olarak adlandırdığımız ve sorunlar yaşayan tiplemeye yardımcı olacak, kafede bulunacak diğer tiplemelerin kimler olabileceği tartışıldı. Gelen öneriler şunlardı:

  1. Kafe işletmecisi
  2. Lezbiyen bir kadın
  3. Yürüyüş yapmış ve dinlenmek için kafeye gelmiş olan kadınlar
  4. Fahişe
  5. Hemşire
  6. Liseli kızlar
  7. Sokak müzisyeni bir kadın
  8. Fal bakan Çingene kadın
  9. Midyeci
  10. Turist kadınlar
  11. Anne-kız
  12. İki kızkardeş
  13. Zabıta

Sevilay grubun oyunda işlemek istediği gündemlere göre bu tiplemeler içerisinden seçim yapılması gerektiğini hatırlattı. Yapılan değerlendirmenin sonunda oyunda şu tiplemelerin yer almasına karar verildi:

  1. Bahtsız Kız
  2. Anne-kız ikilisi (Bu ikili sık sık yürüyüş yapmakta ve yürüyüşlerinin ardından köprü altında soluklanmaktadırlar. Kız lezbiyendir ve bunu annesine çeşitli yollarla ima etmektedir. Fakat annesi bir türlü bunu kabullenmez)
  3. Kafe sahibi (Eski hemşire olan kafe sahibi mesleği gereği çok fazla insan tanımış, görmüş geçirmiş bir kadındır.)
  4. Fal bakan Çingene kadın
  5. Liseli kız (Düzenli olarak Çingene kadına fal baktırmaya gelmektedir.)

2. Gün ( 11 Şubat Perşembe)

Bir önceki oturumda belirlenen vukuat akışı üzerinden 1. Episod üzerine ayrıntılı kurgu çalışmasına yapıldı.

1. EPİSOD

1. Tablo

Kadınlar kafede oturmaktadır. Seyirci kadınları tanır.

2. Tablo

Bahtsız kız köprüden atlamak üzeredir. Seyirci bahtsız kızı tanır.

3. Tablo

Kadınlar bunun bir intihar girişimi olup olmadığını anlamaya çalışırlar. Ne yapacaklarını tartışırlar. Kadınlar bunun bir intihar girişimi olduğu üzerine uzlaşınca köprü üzerine, yardım etmeye çıkarlar.

4. Tablo

Bahtsız kızın yanına çıkan kadınlar intiharını engellemeye çalışırlar. Kız hikayesini kadınlara anlatır.

5. Tablo

Kadınlar bahtsız kıza bir çözüm yolu (kürtaj) önerirler ve onu intihardan vazgeçmeye ikna ederler.

Birinci episod kurgu akışına karar verildikten sonra oyunda yer alacak tiplemelerin dramaturjilerinin nasıl oluşturulacağı üzerine tartışıldı:

Bahtsız Kız

İstanbul Üniversitesi Eğitim Fakültesi 1. sınıfta, okumaktadır. Maddi imkanları kısıtlı olan ailesi kızını öğretmen olması için İstanbul’a göndermiştir. Erkek arkadaşı ile üniversitede aynı şehre gelirler ve ilişkileri devam eder. Kız hamile kalır fakat erkek arkadaşı bu hamilelik meselesinde korunmadığı için kadını suçlar. Yanlızlaşır ve intihara sürüklenir. Kadınların yardımıyla intihar etmekten vazgeçer.

Aradan 4 yıl geçer. Üniversitede son sınıfa geldiğinde başka bir ilişkisi vardır. Fakat erkek arkadaşı ile birlikte olmak istediğinde reddedilir. Çünkü karşısındaki adam evleneceği kadının bakire olmasını istemektedir. Bahtsız kız hem reddedildiği hem de bakire olmaması erkek arkadaşı tarafından kabul edilmeyeceği için sıkıntılıdır. Yolu yeniden kadınlar ile kesişir ve onların önerisi ile kızlık zarını diktirir. Artık evlenmesinin önünde hiçbir engel kalmamıştır.

Aradan 5 yıl geçer. Kocası ile ilişkisi kötü gitmektedir. Bu durumdan şikayetçidir fakat bu durumu çözmek için harekete geçmemektedir

Anne-kız ikilisi

Bu ikili Pazar günleri buluşup yürüyüş yapmakta ve yürüyüşlerinin ardından köprü altındaki kafede soluklanmaktadırlar. Kız lezbiyendir ve annesine açılmaya çalışmaktadır. Fakat annesi bir türlü bunu kabullenmez. Aradan 4 yıl geçtiğinde bu ikiliyi yeniden gördüğümüzde, anne kızının lezbiyen olduğunu yok saymaktadır. Anne “bahtsız kız”a “aile” kurması için kızlık zarını diktirmesini önerirken, kızı ilişkisinde açık olması gerektiğini düşünmektedir.

Kafe sahibi

43 yaşında. Eski hemşire. Hemşirelik mesleğinden ihraç edilmiş olabilir veya başka bir nedenden ötürü kariyeri engellenmiştir. Yaşadığı sorunlardan kaçmak ve yeni bir başlangıç yapmak ister ve kafeyi de bu vesile ile açmaya karar verir. Kafesinin üst katında evi vardır, orada yaşamaktadır. Kafeyi açarken falcı kadın ile tanışırlar ve dostlukları sonrasında da devam eder

Fal bakan Çingene kadın

Falcılık-kader ilişkisi düşünüldüğünde bu kadın kadere, ruhaniyete vs. çok inanmıyor ve bir nevi fal baktığı insanları dolandırıyor. Fal bakarken de karşısındaki insanın dış görünüşünü ve vücut dilini çok iyi yorumlayabilme yeteneğini kullanıyor. Kocası kadını terk etmiş, kendi ayakları üzerinde durabilen bir kadın. İkinci episodda kentsel dönüşüm projesi nedeniyle yerinden ediliyor ve kafede yaşamaya başlıyor.

Liseli kız

İlk episodda lisede okuyor. Kadın-erkek ilişkileri ve cinsellik konusunda pembe hayalleri var. Düzenli olarak Çingene kadına fal baktırmaya gelmektedir. Aradan dört yıl geçtikten sonra üniversitede psikoloji bölümünde okuyor.

3. Gün (18 Şubat Perşembe)

Sahnedeki tiplemelerin isimlerinin ne olacağına karar verildi. Öykü mekan olarak deniz kenarında ve köprü üzerinde geçtiği için isim seçiminde de deniz teması üzerinden gidilebileceği önerisi geldi.

Bahtsız kız: Deniz

Lezbiyen kadın: Ada

Lezbiyen kadının annesi: Derya

Falcı kadın: Mehtap

Kafe işletmecisi: Yıldız

Liseli kız: Yosun

Ardından oyunun isminin ne olacağı konuşuldu ve “Denize Köprü” isminde ortaklaşıldı.

Sahne üstü kadrosu, kısa bir vücut çalışmasının ardından önceki oturumda belirlenen sinopsis ve çıkarılan akış tablosu üzerinden doğaçlama çalışması yaptı. Doğaçlama sırasında bir yerden sonra belirlenen sinopsisten uzaklaşıldığı için sahne önüyle beraber çalışılmaya devam edildi.

Kadınların Deniz’in intiharını engellediği 4. tabloda Deniz’in sorununun hamile olması olduğunu anlamaları sahne üzerinde haklılaşmıyordu. Bunun üzerine sahne önünden kadınların Deniz’in sorununa dair tahminlerde bulunmaları ve bu tahminlere dair Deniz’in verdiği cevaplara göre hamile olduğunu eski hemşire olan Yıldız’ın anlaması önerildi.

Doğaçlama çalışmasında çıkan malzeme üzerinden Duygu’nun 1. episod’un metnini yazılmasına karar verildi ve ikici episodun olay akışı konuşuldu:

2. EPİSOD

Aradan 4 yıl geçmiştir.

  1. 1. Tablo

Kafe de kadınları görürüz. Kadınların hayatlarında 4 yılda neler değiştiğine dair seyirci fikir edinir.

Yosun, üniversiteyi kazanmıştır, Psikoloji Bölümü birinci sınıf öğrencisidir. Eskisi gibi fal baktırmaya değil yoğun bir final dönemi sonrası uzun süredir görmediği Yıldız ve Mehtap’ı ziyarete gelmiştir.

Yıldız’ın kafesinin 4 yıl öncesine göre daha iyi bir hale geldiğini görürüz.

Mehtap ve Yıldız birlikte çalışmaya başlamışlardır ve kafenin bir çalışanı olarak kahve falı bakmaya başlamıştır. Belediye evini yıktığı için geceleri de kafede kaldığını öğreniriz.

Ada, annesine açılmıştır ancak annesi durumu kabullenmez kızının lezbiyen olduğu gerçeğini manipüle eder.

Deniz, köprüye bu gelişinde bir sıkıntısı olduğunu anlarız ancak atlama gibi bir niyeti yoktur. Morali bozuk olduğu için dalgın dalgın yürürken kendini köprüde bulmuştur.

  1. 2. Tablo

Kadınlar Deniz’in yanına gidip gitmeme çelişkisi yaşamazlar. Kararlı bir şekilde yanına giderler. Konuşmalarından Deniz’in bir önceki karşılaşmadan daha sakin ve derdini anlatmaya gönüllü olduğunu görürüz. Evlenmeyi düşündüğü adam onunla ilişkiye girmeyi reddetmiştir ve onun bakire olduğuna inanmaktadır.

  1. 3. Tablo

Kadınlardan biri Deniz’e kızlık zarını diktirmesi önerisi yapar. Bu öneriye Derya ve Yıldız onay verir. Ada karşı gelir. Mehtap ve Yosun kararsız kalırlar.

İkinci episodun metnini Sevilay’ın yazmasına karar verildi ve gelecek hafta yapılacak olan oturuma kadar oyuncuların yazılan metinler üzerinden ezber yapıp gelmeleri gerektiği hatırlatıldı.

4. Gün (25 Şubat Perşembe)

1 ve 2. episod çalışıldı. Belirli mizansen düzenlemeleri yapıldı.

Ardından 3. episodun olay akışı konuşuldu. Diğer episodlara oranla daha kısa ve bir final etkisi yaratacak bir sahne olmasına karar verildi.

3. EPİSOD

Aradan 5 yıl geçmiştir. Yıldız’ın doğum günüdür. Mehtap,  bir sürpriz parti organize eder ve diğer kadınları çağırır. Bir bahane ile Yıldız’ı kafeden göndermiştir. Yıldız geldiğinde mumlar üflenir, şarap içilir ve kadınlar eğlenirler. Bir süre sonra Deniz’in eğlence ortamından uzaklaştığını ve tek başına köprüde oturduğunu görürüz. Yıldız, Deniz’in bir derdi olduğunu anlar ve yanına gider. Deniz kötü giden evliliğinden bahsettiğinde Yıldız kendinin ve diğer kadınların da birçok derdi olduğunu anlatır. Deniz’i artık sorunları ile kendi başına mücadele edecek olgunlukta bir kadın olduğuna ikna eder. Tekrar eğlenceye katılırlar.

3. episodun olay akışı belirlendikten sonra, Duygu metni yazma sorumluluğunu aldı. Bir dahaki oturuma kadar kostüm, dekor ve aksesuarların son halinin tamamlanmasına karar verildi.

5. gün (4 Mart Perşembe)

3. episod çalışıldı ve ardından oyunun akışı alındı. Yarım saat süren oyunda oyuncuların ezberlerini oturtmak ve oyunun akışına hakim olmak adına 8 Mart günü yapılacak olan gösterimden önce bir genel prova daha yapmalarına karar verildi.

Gösterim günü (8 Mart Pazartesi)

Denize Köprü Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü’nün düzenlediği “BÜde Kadın Şenliği” kapsamında 8 Mart günü saat 19:30’da seyirci ile buluştu. Sadece kadınlara açık olarak düzenlenen gösterimde katılımın yüksek olması sevindiriciydi. Seyircinin yarım saat boyunca ilgiyle takip ettiği oyunun sonunda salondaki tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlandı.


[1] “Kadınların tiyatrosu” formu hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Ayşan Sönmez, Gülbahar Tunç “ ‘Kadınların Tiyatrosu’ Formu”, (http://www.feminisite.net/news.php?act=details&nid=52)